metrika yandex
  • $32.64
  • 35.41
  • GA18850

Belde-i Tayyibe’nin Kalbi Eyüpsultan ve Ziyaretçiler

AHMET SEMİH TORUN
04.03.2024

Sevgili Peygamberimiz; “Kostantıniyye (İstanbul) elbette fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” diye buyurarak İstanbul’un fethedileceğini müjdelemiş ve bu beldenin fethi hicri 857’de Fatih Sultan Muhammed Han’a nasip olmuştu.

Kalpleri fetih aşkıyla yananlar, Efendimizin bu müjdesine nail olmak için Kostantıniyye üzerine seferler düzenlediler. Önce Kıbrıs Adası fethedildi. Peygamberimizin süt teyzesi olan “Hala Sultan” Kıbrıs Fethi’nin simgesi oldu.

İstanbul’u fetih için yapılan seferlere, başta “Hâlid bin Zeyd Ebâ Eyyûbe’l-Ensârî” olmak üzere sahâbe-i kirâmın önde gelenleri de katılmışlardı. Doksan küsur yaşlarında olduğu halde Kostantıniyye Seferi’ne katılan Hazreti Hâlid bu seferde rahmet-i Rahmân’a kavuştu. Vasiyeti üzerine, mübarek naaşı omuzlar üzerine alınarak surlara en yakın yere kadar getirildi ve günümüzdeki türbesinin bulunduğu yere defnedildi. Bu sebeple, “Vefatından sonra da cihad eden sahabi” unvanını aldı. İslâm Ordusu komutanının tehdidinden çekinen Bizanslı yöneticiler, Hazreti Hâlid’in naaşına dokunamadılar. Mesire ve avlanma alanı olan surların dışındaki bu muhit, zamanla ermiş bir kişinin defnedildiği hürmet gören bir mekân hâline geldi.

İstanbul’un Fethi ile, “Hak gâlip gelip bâtıl yok oldu.” Yeni bir çağ açıldı. Allah yolunda fedâ-yı cân eden ecdâdımız, bu güzel şehri zulümden kurtarıp torunlarına hediye ettiler. Mazlumların yüzü güldü. Şehir imar edilerek ilim yurdu, mutluluk, adalet ve medeniyet merkezi oldu. Pâyitaht, Deraliyye, Dersaâdet, İslambol gibi isimlerle anıldı ve Topkapı Sarayı’nın kapısında yazdığı gibi tüm mazlumların sığınağı hâline geldi. Devlet, Şair Nedim’in; aşağıdaki dizelerde “Değer biçilemeyecek kadar kıymetli” olduğunu bildirdiği bu başkentten yönetildi.

“Bu şehr-i Sitanbul ki bî misl ü behâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i yekpâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezadır.”

(Bu İstanbul şehri ki, paha biçilmez ona
Tüm İran mülkü feda olsun tek bir taşına
Öyle tek bir incidir ki, iki deniz arasında
Yaraşır, dünyanın güneşi ile tartılsa.)

Belde-i Tayyibe diye de adlandırılan bu güzel şehrin kalbi durumunda olan bir semt vardır ki o da “Semt-i Hazreti Hâlid”dir. Bu kutlu belde; hayattayken ikamet, vefat ettikten sonra da defnedilmek niyetiyle tercih edilmiştir. Adını Hâlid bin Zeyd Ebâ Eyyûbe’l-Ensârî Hazretlerinden alan ve güzel İstanbulumuzun manevi merkezlerinin başında gelen bu ilçemiz Eyüpsultan’dır.

İlk çocuğunun ismiyle lakaplanan bu kutlu sahâbi, “Ebâ Eyyûb el-Ensârî” diye tanındığı halde zamanla halk arasında “Eyyûb-Eyüb veya Eyüp Sultan” diye meşhur olmuştur.

"Yetişmez mi bu şehrin halkına bu ni‘met-i Bârî

Habîb-i Ekrem'in yâri, Ebâ Eyyûbe'l-Ensârî"

(Habîb-i Ekrem Efendimizin dostu olan Ebâ Eyyûbe'l-Ensârî Hazretleri, bu şehrin halkına Yüce Yaratıcı’nın bir nimeti olarak yetmez mi!)

*

“Ey alemdâr-ı Rasûl, ey yâr-i Fahru'l-mürselîn!
Zât-ı pâkin Rûm'a rahmet kıldı Rabbü'l-âlemîn.”

(Ey peygamberlerin övüncü olan Efendimizin sancaktârı,

Âlemlerin Rabbi, senin pak zâtını Rum diyarlarına rahmet kıldı.)

Padişahların kılıç kuşandığı, Osmanlı döneminde her sene değiştirilen Ka’be örtüsünün sergilendiği, kutsal emanetler yanında güzel hat, çini, sedef ve el emeklerinin bulunduğu devamlı Kur’ân-ı Kerîm okunan türbenin ziyaretçileri oldukça fazla. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ziyaretçiler huşu içinde Alemdâr-ı Rasûl Ebâ Eyyûbe’l-Ensârî’yi ziyaret ediyorlar. Hazreti Hâlid Camii ile türbesi ziyaretçilerle dolup taşmakta.

Endenozya, Malezya, Cezayir, Fas vesair yerlerden gelenler Eyüb Sultan Hazretleri başta olmak üzere İstanbul’un manevi merkezlerini ziyaret ettikten sonra umreye gidiyorlar. Bu vesileyle, İslâm coğrafyasının çeşitli yerlerinden umreye gitmek isteyenleri İstanbul aktarmalı olarak götüren ve bu Müslüman kardeşlerimizin İstanbul’u ziyaret etmelerini sağlayan THY idarecilerine teşekkür ederim.

İstanbul’un bu nâdide semtinde yurt dışı ve yurt içinden izcilere, sporculara rastlayabilirsiniz. Osmanlı zamanında Bosna’nın Sancak bölgesinde bulunan “Yenipazar” şehri bugün Sırbistan sınırları içinde kalmakta ve “Novi Pazar” diye anılmakta. Buradan gelen izcilerin, Efendimizi evinde misafir etme şerefine eren Peygamber âşığı Ebâ Eyyûb el-Ensârî’yi ziyaretleri beni epey duygulandırmıştı.

Geçtiğimiz günlerde “Atik Sosyal Gelişim Gençlik ve Spor Kulübü Derneği” kız izcileri, Hazreti Hâlid (Eyüp Sultan) Camii ve türbesi ile çevresindeki kabristan, hamam, çarşı ve kütüphaneleri ziyaret ettiler. Gençleri ve çocukları çok sevip onlara değer veren, üniversitedeki hocalığı esnasında ve sonrasında binlerce gencin yetişmesinde emeği olan Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin kabri ile bazı maneviyat merkezleri de ziyaret edildi.

Yön bilgilerini alan ekipler, Nişancı Meydanı’ndaki Şeyh Murad-ı Buhârî Tekkesi Kültür Merkezi’ni bulmak için Hazreti Hâlid Camii önünden yola çıkıp görevlerini başarıyla tamamladılar.

Tarihi mekanlarla iç içe olmak, ağacın sarıldığı çocuk mezarını görmek, güvercinlere yem atmak, sadaka taşlarını tanımak ve Eyüpsultan Türbe Hamamı Müzesi’ni gezmek izcilerimiz için dikkat çekiciydi. Hâlid bin Zeyd (Eyüp Sultan) Hazretleri, Şeyh Muhammed Murad-ı Buhârî, Kıbrıs ve Gürcistan Fatihi Lala Mustafa Paşa ile genç yaşta dünyadan ayrılan Cihan Pehlivanı Kara Ahmed’in hayat hikâyeleri izcilerimizde tarihimize karşı ayrı bir merak uyandırdı

Önceki senelerde, İstanbul’un manevi fatihi Hâlid bin Zeyd Hazretlerini ziyaret ettikten sonra seyahatlerine başlayıp Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin türbesinin bulunduğu Nevşehir’e kadar giden bisikletçilerimizin “Eyüb Sultan’dan Hacı Bektaş-ı Veli’ye” adlı yolculuğu da epey anlamlıydı.

Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız ve gençlerimiz, doksan küsur yaşlarında Rasûlullâh’ın müjdesine nâil olmak için Kostantıniyye’yi fethe gelen Hâlid bin Zeyd Ebâ Eyyûbe’l-Ensârî Hazretlerindeki cihad ruhunu, samimiyet ve gayreti iyi anlamalı.

İstanbul’u fethederek Efendimizin müjdesine eren ve yeni bir çağ açan Fatih Sultan Muhammed Han ile onun kahraman ordusunu minnetle yâd ederim. Filistin başta olmak üzere tüm İslâm beldelerinde canını feda eden tüm şehidlerimize Yüce Mevlâ’dan rahmet, gazilerimize de acil şifalar dilerim. Mazlumların yüzünün en kısa zamanda gülmesi dileğiyle sizleri Allah’a emanet ederim kıymetli okurlarım. 

Yorum Ekle
Yorumlar (5)
Ahmet Semih TORUN | 08.03.2024 18:44
Beni teşvik eden siz kıymetli candostlarıma teşekkür ederim. Gününüz ve ömrünüz bereketle dolsun.
Kadir yiğit | 05.03.2024 10:46
Allah yolunu açık eylesin.ilmini ve ömrünü bereketlendirsin.Amin
Sezgin usta | 05.03.2024 10:42
Rabbim yazılarınızı daim eylesin
Abdullah ÇAĞLAR | 04.03.2024 23:16
Allah razı olsun, kalemine yüreğine emeğine sağlık.
Yasin tanyıldız | 04.03.2024 23:03
Kaleminize sağlık