metrika yandex

İnsan, Kültür ve Eğitim…

Abdulaziz TANTİK

07.04.2021

İnsan, varlık hiyerarşisindeki müstesna yeri itibarı ile anlam üreten ve bu anlam üzerinden geleceğe anı, değer ve birikim aktaran bir varlık/insan olarak kültürün oluşturucusudur. Her kültür ise içine doğan varlığa yönelik bir karakter inşa ederek öğreticilik vasfını harekete geçirir. İnsan, kültür ve eğitimi hayatının mihenk taşı kılan bir var olan olarak kendi vasfını en iyi gösterdiği bir alanı imler. Bu yüzden insan, kültürü inşa eder ve bu kültür üzerinden bir eğitim formasyonu oluşturarak kendi hemcinslerini eğiterek yeni anlamlar üretmeye devam edecek bir sistemin kurucusu olur.

İnsan, iradesi ile etrafına biçim veren varlıktır. İçinde var olduğu koşulları anlamlandırma ve değiştirme istidadını harekete geçirirken bir birikim elde eder. Bu birikimi öğretim süreci içinde diğerlerine aktarmayı da kendisinin varlığının bekası üzerinden yorumlayarak hayata geçirir. İnsan, anlam olarak kendisini, ilişkilerini, değerlerini ve beklentilerinin gerçekleştirilmesini aynı zeminde kaynaştırarak bir yaşama biçimi kurar.

İnsan, koşullar tarafından belirlenir denir. Bunun bir gerçeklik payı mevcuttur. Ancak, insan kendi koşullarını değiştirme becerisine sahip olduğu gibi yeni koşullar üretme potansiyelini de taşımaktadır. Bu konuda değişim insan olmadan düşünülemez olana tekabül eder. Fakat insanın kurucu unsur olarak yaşamın belirleyici unsuru olarak var olması, insanı etrafında olup bitene karşılık nasıl bir tepki vermesi gerektiğini ilzam eder. Bu da insanın içinde var olduğu koşullardan kendi koşullarına ulaşma ve yapma zeminine kadar uzanan bir tarihsel süreklilik içinde var olur. Ama kendi dışından kendisine dikte edilen şartları kabullenme ve reddetme arasındaki gerilim üzerinden sürekli kendini yeniden inşa edebilen insan, hem bir kültürün varlığını zorunlu kılarken bu kültürün aktarıcılığı ile de öğretim ve eğitim becerisini de harekete geçirmektedir.

Kültür, insan edimlerinin ve zihni faaliyetlerinin dışarıya karşı geliştirdiği düşünsel veya kendiliğinden tepkiler üzerinden oluşmuş yargılara tekabül eder. Bu yargıların oluşumu ile bu yargılar süreci içinde oluşmuş kültürün varlığı arasındaki dolaysız ve dolaylı bağı dikkate sunmakta yarar var. Dolaysız bağ, kültür tarafından biçimlenen insan tipine tekabül eder. Dolayımlı bağ ise insanın tercihen içinde bulunduğu ve varlığının amacı kıldığı kültüre işarettir.

Kültür, insanın biçim kazandığı bir yapısal özelliktir. İnsan, var olduğu kültürü benimser ve o kültürün temel kodlarına ve değer biçimlerine uygun bir şekilde hayatını sürdürme azmini taşır. Eğer kültüre dair bir şüphe oluşursa kişide, o zaman kültüre yönelik eleştirel bir yaklaşım öne çıkar ve böylece kültür ile tepkisel bir ilişki geliştirilerek değişime açık bir yapı üzerinden kültür ile alışveriş başlanır. Ama bu süreçlerde hep eğitim; öğretim ve davranışlar estetiği bağlamında sürekli bir aktarımın varlığı kaçınılmazdır. Eğitim, kültürün hem oluşumunda hem aktarımında ve hem de yenilenmesinde kaçınılmaz bir olgu, kurum ve yetidir. Eğitim yetisi, kuruma dönüşmüş toplumsal yapılar, daha sağlıklı kültür imkânlarına sahip olurlar. Eğitim, insanın çocukluğundan itibaren ergenlik, orta yaşlılık ve yaşlılık süreçlerini kontrol altına alma ve ayrıca insanın kendi becerisini harekete geçirme gibi temel yapıyı da devreye geçirir. Ayrıca insan kendi özel istidadı ve kendi özel beğenilerini harekete geçirmede de eğitim önemli bir araçtır. Bu insanın kendisini gerçekleştirme zeminini kurması ancak kişinin aldığı eğitim ve bu eğitimi besleyen kültürün niteliği ile ilişkilidir.

Eğitim, insanın anlam arayışında doğal süreçten inşa edilmiş bir sürece geçişini besleyen temel bir kurumsallaşmadır. Eğitim, doğal olarak bütün varlık katmanlarında mevcuttur. İnsanda da bu doğal hal bulunur. İnsan, kendiliğinden hayata karşı şartlı refleksler geliştirir. Bu şartlı reflekslerin temel özelliği ise kişinin yaşamını sürdürürken kendini koruma güdüsü ile ilişkilidir. Ancak insan öğrenimini daha çok taklit üzerinden yapar. Taklit öğrenme sürecinin temel belirleyicisi konumundadır. İnsan, bu yüzden çocukluğundan itibaren öğrenme ve eğitilmeyi tabii şartlar üzerinden gerçekleştirir. Kendisi gibi bir insandan ve onu taklit ederek öğrenmesi eğitim olarak tanımlanır. Eğitim, insanın vazgeçilmez özelliğidir. Eğitimi, anlamlı ve yararlı hale dönüştüren ise kültürün kendisidir.

Bu çerçeve içinde insan, kültür ve eğitim iç içe geçen katmanlara haizdir. Bu katmanlarda her bir kavramın kendi öznelliği söz konusu edilebilir. Ve her bir kavram yekdiğerine muhtaç bir durumu işaret eder. Ancak temel beslenme kaynağı bizzat insanın kendisidir. Ama insanın gelişim dinamiklerine olan ihtiyacı ise kültürü güçlendirir ve derinleştirir. Kültür ise güçlü bir eğitim dinamiğine ihtiyaç hisseder. Eğitim dinamiği ise ancak güçlü bir insan ve onun eğiticiliğine dayanır. Böylece döngüsellik bir birini besleyerek ve tamamlayarak devam eder.

İnsan, kendi başına yaşama imkânına haiz değildir. Bu yüzden eril ve dişil diye ikiye ayrılır. Erkek ve kadın insanın tamlığı açısından kaçınılmaz bir yapıya sahiptir. İnsan, sadece kadın ile ilişki kurmaz, diğer erkek insanlarla da bir ilişki kurar. Bu ilişkiye toplum adı verilir. Yani insan, sosyal bir varlık olarak öne çıkar. Tarihin hiçbir döneminde yalnız yaşayan tekil insana rast gelinmez. Bu durum, çoğul bir yaşamı ve ilişkiyi kaçınılmaz kılar. Toplumsallık, ilişki üzerine kurulu, ilişki ise değerler skalası üzerine kurulu olma zorunluluğunu taşır. İster ontolojik hiyerarşi ister ahlaki hiyerarşi bir şekilde hiyerarşi toplumsallığın kaçınılmaz özelliği olarak öne çıkar. İşte bu hiyerarşi anlam üzerine bina edilir. Anlam ise bir kültür içinde varlık kazanır. Ve bu kültür ise eğitim üzerinden sürekli devingenlik ve varlığını uzun erimli sürdürme becerisi kazanır.

İnsan, kültürün temelini kurar. Kültür eğitimin temelini inşa eder. Eğitim, insanın anlamını yeniden temellendirir. Bu döngüsel yapı süreklileşerek insanı, kültürü ve eğitimi yenileme imkânı sunar. Çünkü değişim, her şeyde olduğu gibi insan, kültür ve eğitimde de kaçınılmaz olana tekabül eder. Durgunluk bir boyutu ile arınmayı, diğer boyutu ile de kokuşmayı içerir. Bu yüzden sağlıklı bir zemin için statik olan ile dinamik olan sürekli hareket halinde bir değişim dinamiği oluşturarak varlık alanını tazelemelidir ki bu tazeleme ve tazelenme ile birlikte yeni bir insan, kültür ve eğitim hayata geçirilebilecek kıvama gelsin.

İnsana değer vermek, kültüre değer vermeyi, kültüre değer vermek ise eğitime değer vermeyi içerdiği gibi eğitime değer vermek ise insana verilen değerin göstergesi olur.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş