metrika yandex

2020’NİN GERİDE BIRAKTIKLARI

31.12.2020
Süleyman ARSLANTAŞ

Sirkeci’den tren gider,
Varım yoğum törem gider,
Tuna bizden utanır, biz Tuna’dan,
Yüzüne kapatır ellerini.
Aldırma be Tuna’m,
Yiğit çıplak doğar anadan.
 
Şair Ali Akbaş’ın; “Sirkeci’den Tren Gider” şiirinin ilk dizeleri böyle. Dün, 60’lı yılların başlarından itibaren Sirkeci’den tahta bavullarla Avrupa’ya insan gücü ihraç ediyorduk. Bu ihraçlar Anadolu’nun bağrında, nice anaların yüreğinde, nice hatunların gönlünde viraneler oluşturdu. Nice çocuklar babaları olduğu halde babasız, nice hatunlar kocaları olduğu halde kocasız, nice babalar evlatları olduğu halde evlatsız kaldı. Beş para etmez dünya için neler feda edilmedi ki.. Dün, Anadolu’nun çocukları, yiğitleri Viyana kapılarına fetih için dayanıyorlardı. Ama birileri geldi, batı batı dedi onları, batıda batırdı. Bundan tarih utanmaz mı, fetih için giden yiğitler, atalar utanmaz mı, bunları batıya gönderen batıcılar utanmaz mı? Ya da şairin dediği gibi Tuna, Şanlı Tuna utanmaz mı, töre utanmaz mı? 
 
Tarih tersine dönmeye başladı. Jöntürklerin, ittihatçıların, kuvvacıların, Kemalistlerin imrendikleri, neredeyse onların, batının uğruna sahip oldukları tarih, medeniyet, kültür, örf, din ve dine ait olan tüm değerlerini, her şeylerini feda ettikleri batı, onları bir türlü kendilerinden kabul etmedi. Sonuç olarak bu saydıklarımız batılı olamadılar, amma batıda battılar. Batılı olmak, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için tüm çırpınışlar berhava oldu. Geriye ne kaldı? Dilerseniz bu soruya da Osman Yüksel Serdengeçti cevap versin: 
 
Oğlan hoppa, kız züppe, ana sürtük, baba kaz
Bundan daha asri aile olamaz
Asriliğin manası edep, irfan demektir.
Bizdekine gelince düpedüz b.. yemektir.
 
İttihatçılar, kuvvacılar, Kemalistler ve topyekün batıcılar batı karşısında her şeylerini kaybettiler. Ama tarih şimdilerde tersine dönmeye başladı. Dün, Sirkeci’den, Kazlıçeşme’den bir tren kalktı. O tren de ihraç ürünü taşıyordu. Üstelik ihraç kalemi insan değildi. Bu kez ihraç kalemi beyaz eşya idi. Hedef, dünyanın her yerine sanayi ürünü ihraç eden Çin idi. Evet evet Çin’e Türkiye sanayi ürünü, beyaz eşya ihraç ediyordu. Ve tren hedefine ulaştı. 12 günlük yolculuğun ardından
 
Çin’in Xi’an kentine vardı. Sirkeci’den Tren gider, kimisi batıya değerlerini kaybetmeye gider, kimisi doğuya şahlanmaya.
 
 
2020 yılı iyisiyle, kötüsüyle, sevinci ve hüznüyle geride kaldı. Coronavirüs afetini bir kenara bırakarak, hatırda kalan ve hatırda kalması gereken birkaç konuya dikkatleri çekmek isterim. 
 
Bütün dünyada olduğu gibi bir yıl boyu Türkiye’de adeta her şey ekonomiden ibaretmiş gibi yatıp-kalkıp ekonomi konuştuk. Bir yığın kanal, sadece ekonomi odaklı yayınlar yaptı. Arta kalan zamanını da coronavirüs haberleriyle doldurdu. Oysa insan, insanlık ekonomiden, paradan ibaret bir varlık değil ki. Onun-insanın insan olmaya, adalete, merhamete, insan olarak görülmeye, hakkına, hukukuna saygı gösterilmesine ihtiyacı var. Onun-insanın devletinden, yönetenlerinden bekledikleri var. Öldürdükleriyle değil, yaşattıklarıyla öne çıkan bir devlete ihtiyaçları var. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünün lafzına değil, icraatına ihtiyaçları var. Olsun, inşallah insanın insan olarak görüldüğü, onun sadece ekonomik bir varlık olmadığının anlaşıldığı, uzvi ihtiyaçları kadar içgüdüsel ihtiyaçlarının da olduğu ve bu ihtiyaçların da tatmininin, gerektiğinin anlaşıldığı, hayata dönüştürüldüğü günler de gelir..
 
Efendim! 2020 yılı belki de Türkiye’nin dış politikada kazançlı yılı olmuştur. İçerideki birçok olumsuzluklara rağmen ki, bunların başında İstanbul Sözleşmesi ve onun mağdurları, yine yılın son dakikasında STK’lara kayyum atanmasının da önünü açan bir yasanın kabul edilmesi, İstanbul Sözleşmesine rağmen bir yığın kadın cinayetlerinin öne çıkması, diğer yandan Çin ile varılan Suçluların İadesi Antlaşması ki Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu her ne kadar: “Uygurların iadesi taleplerini kabul etmedik.” dese de, hükümetler sel gibidir akar giderler, devletler ise kum gibidir onlar yerinde kalırlar. Uluslararası antlaşmalar da bu kabildendir. Dolayısıyla sizden sonra gelecek hükümetler acaba Uygurların, Özbeklerin, Taciklerin vb.nin hukukuna yeterince sahip çıkacaklar mı? 
 
Ya da: “Kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesine ilişkin kanun” teklifi kılıfı içerisindeki yasanın kabulü ile milletvekilleri neye ellerini kaldırdıklarının farkındalar mı acaba?
 
Bu çıkan yasa bir silah gibidir. Silah, vatan savunucularının elinde hayırlı bir araç iken; artniyetlilerin elinde bir terör, katliam aracı olur. Acaba kanun koyucular bir gün bu kanunun bir silah gibi masum STK’ları da vurabileceğini hesap etmişler midir?
 
Türkiye 2020 yılı içerisinde Doğu Akdeniz politikası ile Libya ile varılan Münhasır Ekonomik Bölge Antlaşması ile ve yine Libya’ya asker göndermesi, yılın son günlerinde başta Milli Savunma Bakanı ve kurmay heyetinin oluşturduğu grupla
 
Libya’ya çıkarma yapması kayda değer bir gelişmedir. Ayrılıkçı ve Libya’nın parçalanmasını isteyen Hafter’in şahsında ona destek verenlere Türkiye adeta meydan okudu. Batı’ya, Libya konusunda adeta muhtıra verdi. Libya’nın toprak bütünlüğü, su ve petrol kaynakları bizim korumamız altındadır dedi. 
 
Doğu Akdeniz, Kıbrıs, sismik araştırmalar odaklı gelişmeler Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde, önemli bir başlığı ortaya koydu. Türkiye’nin SİHA ve İHA’ları karşısında çaresiz kalan Yunanistan envanterindeki 45 adet T-6 eğitim uçağını silahlandırarak SİHA ve İHA’lara karşı koymanın hesabını yapmaya başladı. Tabi ki bunları yaparken Türkiye’nin KORAL sistemini hesap etmeyi bile hesap edemedi. 
 
Türkiye Dağlık Karabağ işgaline karşı önce Azerbaycan askerlerini eğitti, ardından Ermenilerin Azerbaycan’a karşı başlattıkları yeni bir askeri harekat karşısında tüm gücü ile Azerbaycan’ın yanında yer aldı. Sonuçta Ermeniler 28 yıl sonra
 
Dağlık Karabağ’ı terk etmek mecburiyetinde kaldılar. Nevar ki Türkiye’nin Azerbaycan yanında yer almasına itiraz Ermenilerden çok İran’dan geldi! 
 
Irak ve kuzey Irak konusunda ciddi hamleler yapıldı, tedbirler alında, diplomatik ve istihbari gelişmeler yaşandı. İstihbarat kökenli yeni Irak Başbakanı Mustafa Kâzimi Ankara’da Cumhurbaşkanlığı protokolü ile karşılandı ve ağırlandı.
 
Irak’taki gelişmelere bir komşu ülke olarak seyirci değil, yardımcı olmak istediğini ihsas ettirdi. Irak siyasetinde ve Irak’ın İslami kimliğinde önemli katkısı olan Sadr ailesinin temsilcisi Mukteda Sadr; İran’ın hoşnutsuzluğunu teskin yerine, “İran ABD ile savaşını Irak’ın dışında yapsın” dedi. 
 
Rusya, Türkiye ilişkisi Amerika’ya rağmen yeni bir ivme kazandı. Ortak birçok projeye imzalar atıldı. Suriye politikasında adeta İran devre dışı bırakılarak Suriye’nin geleceği konusunda çalışmalar hız kazandı. Senenin son günlerinde
 
Lavrov-Çavuşoğlu görüşmesinde; “Ortak Stratejik Planlama Grubu” toplantısı için Soçi’de bir araya geldiler.
 
Almanya-Amerika ittifak ve yakınlaşmasına karşın sanki İngiltere, Rusya, Türkiye yakınlaşması öne çıktı. İngiltere ile varılan ticaret antlaşması altının çizilmesi gereken bir gelişme. İngiltere-Türkiye yakınlaşması Türkiye’ye yaptırım kararı alan ABD’ye bir nazire mi yoksa!
 
Mısır, İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt vd. ile olan direkt ya da istihbarat başta olmak üzere çeşitli ilişki ve yakınlaşmalar da dikkatle takibi gereken hususlardır. 
 
Hasılı 2020 yılı Türkiye’nin dış politikası açısından oldukça önemli gelişme, görüşme ve sonuçlarla kapandı. Yani 2020 yılının gündemi sadece ekonomi ve coronavirüsten ibaret değildi.
 
31.12.2020 
Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Hasan Basri Özkat | 16.01.2021 19:08
y karakan, yazar İran'ın ikiyüzlüğüne her atıf yaptığında senden cevap gelmesi pek manidar. Senin cevabını şöyle de uyarlayabiliriz 'konu İran'ın ikiyüzlülüğü olunca yorum yapmadan duramaz'
hasan tahsin | 02.01.2021 10:05
saygıdeğer abim.bundan sonraki yazınız da' neden çin ' olsun.çin in arkasındaki gerçek güç,feodallerin yeni partneri çin mi olsun mesela.saygı,selam ve muhabette kalın inş.
y karakan | 31.12.2020 20:55
irana taş atmadanan bir makale yazamıyon . BEKİR İNAN duymasın