metrika yandex
  • $32.53
  • 34.82
  • GA17260

Haberler / Ankara Analiz

Yeryüzünde Adalet Platformu: İsrail'in Soykırım Suçları Dünya Çocuk Hakları Günü'nde Deşifre Ediliyor

19.11.2023

Yeryüzünde Adalet Platformu, Kudüs Şurası, Kudüs ve Hukuk grubu, Filistin'deki soykırım ve katliamlara dikkat çekmek amacıyla Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sinema Salonu'nda "Filistinli Çocuklara Yönelik Hak İhlalleri" raporunu sunmak üzere bir program düzenledi. 

Programın açılış konuşmasını Kudüs Şûrâsı Genel Sekreteri Mehmet Fatih Serenli gerçekleştirdi. Serenli, uluslararası kurumların İsrail'in Filistin'deki ihlallere karşı işlevselliğini vurgulayarak konuşmasına başladı.

20 Kasım Dünya Çocuk Günü vesilesiyle, Yeryüzünde Adalet Kadın Hukukçular Platformu, Filistin'de bebek ve çocuklara yönelik yapılan katliama dikkat çekmek amacıyla bir basın açıklaması düzenledi. Yeryüzün Adalet Platformu Sözcüsü Elif Yurtoğlu, Kudüs Şurası ile Kudüs ve Hukuk kuruluşlarının bir araya gelerek düzenlediği basın açıklamasını okudu.

Yurtoğlu, konuşmasında şunları belirtti: "İlk kıblemiz Mescid-i Aksa başta olmak üzere, Kudüs’teki dini, kültürel ve tarihi mirasımızın siyonist işgal rejiminin artan Yahudileştirme tehdidinden korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan her türlü insani, hukuki, siyasi ve diplomatik girişimlere ilaveten, Kudüs halkının maddi ve manevi desteklenmesi ve işgale karşı direncin artırılması, Kudüs şehri ve çevresinin iktisadi ve sosyal gelişimine destek olunması ve orada bulunan vakıf mallarının geliştirilmesi yönündeki çalışmalara öncülük etme düşüncesinden hareketle; Kudüs konusunda çalışmaları olan ve Kudüs’ü dava edinen 54 sivil toplum kuruluşu olarak ‘Kudüs Şûrası’ çatısı altında birlikte çalışmaktayız."

Yurtoğlu, İsrail'in Filistin'de işlediği hak ihlallerini vurgulayarak şunları söyledi: "İsrail, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, İşkence Karşıtı Sözleşme, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gibi insan haklarını esas alan birçok uluslararası sözleşmenin tarafı olmasına rağmen hiçbirinin hükümlerine uymamakta, tüm dünyanın gözü önünde Filistin’de abluka ve tehcir suçları, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve hatta soykırım suçu işlemeye devam etmektedir."

Çocuk Haklarına dair sözleşme kapsamında, İsrail'in çocuklara yönelik işlediği hak ihlallerini belirlemek, değerlendirmek ve uluslararası düzeyde farkındalık oluşturmak amacıyla rapor hazırladıklarını dile getiren Yurtoğlu, şu noktalara vurgu yaptı: "Raporumuz, 2022 yılı boyunca işgalci İsrail tarafından Filistinli çocuklara karşı yapılan hak ihlallerine ilişkin verileri ortaya koymaktadır. Raporda ortaya konulan veriler, durumun ciddiyetini ve vahametini açıkça göstermektedir. İsrail, uluslararası sözleşmelere uymamakta ve tüm dünyanın gözü önünde Filistin’de insanlığa karşı suçlar ve hatta soykırım suçu işlemeye devam etmektedir."

Çocukların temel haklarını hatırlatan Yurtoğlu, şunları söyledi: "Çocuk Haklarına dair Sözleşme; yaşama ve gelişme hakkı, sağlık hizmetlerine erişim hakkı, eğitime erişim hakkı, insana yakışır bir yaşam standardına erişim hakkı, eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma hakkı, istismar ve ihmalden korunma hakkı, ifade özgürlüğü hakkı, düşünce özgürlüğü hakkı, çocukların kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirme hakkı gibi birçok hakları garanti altına almaktadır."

Yurtoğlu, İsrail'in Filistin'deki eylemlerine karşı uluslararası tepkilerin yetersiz olduğuna dikkat çekerek, şu sözleri ekledi: "Terörist İsrail, tüm dünyanın gözü önünde 5 binden fazla çocuk öldürdü, bu her 10 dakikada bir çocuk demek. Binlerce çocuk ise yaralı. Elektriksiz kalan hastanelerde yeni doğan servisinde yatan bebekler kuvözden çıkartılarak ölüme terk edildi. Fosfor bombalarıyla çocuk hastaneleri vuruldu. UNİCEF Sözcüsü dahi ‘Gazze, çocuklar için mezarlığa dönüşüyor’ ifadesini kullandı. Evleri yıkıldı çocukların, anne ve babalarının ölümlerine şahit oldular. En temel hak olan yaşam hakkından bahsediyoruz. Bu hakkın yok sayıldığı bir ortamda diğer haklardan bahsetmeye gerek var mı? İsrail bu eylemlerin tamamını 1991 yılında onayladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme dahil, tarafı olduğu uluslararası birçok sözleşmeyi yok sayarak gerçekleştiriyor."

Son olarak, Yurtoğlu çağrısını şu sözlerle tamamladı: "Bu nedenle çağrımızı ve taleplerimizi yalnızca duyarlı insan hakları örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve Dünya’nın vicdanlı insanlarına yöneltiyoruz. Gelin hep birlikte meydanlara inelim, avazımız çıktığı kadar ‘İsrail soykırım yapıyor, kundaktaki bebekleri dahi katlediyor’ diye bağıralım. Liderleri İsrail ile ilişkilerini gözden geçirmesi için uyaralım. İsrail ve ona arka çıkan Yahudi lobisinin markalarını boykot ederek onların tüm ekonomik kaynaklarını kurutalım. Açıkça savaş suçu işleyen İsrailli yetkililer ve onlara destek vererek bu suça ortak olan diğer sorumluların uluslararası mahkemelerde cezalandırılmasını sağlayalım. Günlerdir tarihin en acı olaylarına şahit olmakla birlikte, Dünyanın birçok yerinde insanlığını ve kalbini yitirmemiş insanların uyanışı da görüyoruz. Bu insanların oluşturduğu iklimin geleceğimizi aydınlatacağına inanıyoruz. Tam da bu sebeple, biz hukukçular olarak, insanların temel haklarını korumakla sorumlu mekanizmalara değil uluslararası kamuoyuna sesleniyoruz. Gelin Gazze’deki insanları kurtaralım, gelin insanlığımızı kurtaralım."

Toplantıda yapılana Basın Açıklamasının Tam Metni:

 

BASIN AÇIKLAMASI

İlk kıblemiz ve üçüncü haremimiz Mescid-i Aksa başta olmak üzere Kudüs’teki dini, kültürel ve tarihi mirasımızın Siyonist işgal rejiminin artan Yahudileştirme tehdidinden aslına uygun olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik ümmet çapında ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan her türlü insani, hukuki, siyasi ve diplomatik girişimlere ilaveten, Kudüs halkının maddi ve manevi desteklenmesi ve işgale karşı direncin artırılması, Kudüs şehri ve çevresinin iktisadi ve sosyal gelişimine destek olunması ve orada bulunan vakıf mallarının geliştirilmesi yönündeki çalışmalara öncülük etme düşüncesinden hareketle; Kudüs konusunda çalışmaları olan ve Kudüs’ü dava edinen 54 sivil toplum kuruluşu olarak “Kudüs Şûrası” çatısı altında birlikte çalışmalar yürütmekteyiz.

Bu kapsamda; Şuranın Hukuk Komisyonu olarak İsrail’in yıllardır orantısız ve yasa dışı güç kullanarak sistematik bir şekilde uyguladığı insanlık ve savaş suçu kapsamında yer alan çocuk hakkı ihlallerini tespit etmek, değerlendirmek, hukuki farkındalık oluşturmak, ağır hak ihlallerine maruz kalan Filistinli çocukların yaşadıkları acıları, travmaları, mağduriyetleri uluslararası alanda duyurmak, uluslararası mekanizmaları harekete geçirmek suretiyle bu hak ihlallerine son vermek amacıyla ilk olarak 20 Kasım 2022 tarihinde 2022 yılının ilk altı ayını kapsayan raporumuzu siz değerli basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna sunmuştuk. Bugün ise ikinci altı ayını da kapsayan 2022 yılı raporumuzu sizlerle paylaşıyoruz. Raporumuz, 2022 yılı boyunca işgalci İsrail tarafından Filistinli çocuklara karşı yapılan hak ihlallerine ilişkin verileri ortaya koymaktadır. Raporda ortaya konulan veriler, durumun ciddiyetini ve vahametini açıkça göstermektedir.

İsrail, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, İşkence Karşıtı Sözleşme, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gibi insan haklarını esas alan birçok uluslararası sözleşmenin tarafı olmasına rağmen hiçbirinin hükümlerine uymamakta, tüm Dünyanın gözü önünde Filistin’de abluka ve tehcir suçları, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve hatta soykırım suçu işlemeye devam etmektedir.

İsrail’in; öldürme, yaralama, Mescid-i Aksa’ya girmenin engellenmesi, naaşa el koyma gibi eylemler ve tutuklama, gözaltı, ev hapsi, para cezası gibi yaptırımlar ile yaşama, barınma, eğitim, sağlık, gösteri ve benzeri insan hakkı ihlallerinde bulunduğu uluslararası örgütlerce de tespit edilerek yıllardır çok sayıda rapora konu edilmiştir.

Bildiğiniz gibi, yarın Dünya Çocuk Hakları Günü.

20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin kabul edilmesi nedeniyle 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.  

Çocukların gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle korunmalarına özel olarak ihtiyaç bulunduğu düşüncesiyle düzenlenen çocuk hakları sözleşmesi; nerede doğduklarına kim olduklarına, cinsiyetlerine, ırk ve dinlerine bakılmaksızın tüm çocukların haklarını korumayı amaçlamıştır. Bu kapsamda, sözleşmede çocuklar için tanınan bazı haklar şunlardır:

  • Yaşama ve gelişme hakkı,
  • Sağlık hizmetlerine erişim hakkı,
  • Eğitime erişim hakkı,
  • İnsana yakışır bir yaşam standardına erişim hakkı
  • Eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma hakkı,
  • İstismar ve ihmalden korunma hakkı,
  • İfade özgürlüğü hakkı,
  • Düşünce özgürlüğü hakkı,
  • Çocukların kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirme hakkı;

Gördüğünüz gibi sözleşmede temel hakların dışında gelişmiş birçok hak da garanti altına alınmıştır.

Peki, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşananlara değinecek olursak…

Terörist İsrail Devleti tüm Dünya’nın gözü önünde 5 binden fazla çocuk öldürdü, bu her 10 dakikada bir çocuk demek. Binlerce çocuk ise yaralı…

Elektriksiz kalan hastanelerde yenidoğan servisinde yatan bebekler kuvözden çıkartılarak ölüme terk edildi.

Fosfor bombalarıyla çocuk hastaneleri vuruldu.

UNİCEF Sözcüsü dahi “Gazze, çocuklar için mezarlığa dönüşüyor." ifadesini kullandı.

Evleri yıkıldı çocukların, anne ve babalarının ölümlerine şahit oldular.

En temel hak olan yaşam hakkından bahsediyoruz. Bu hakkın yok sayıldığı bir ortamda diğer haklardan bahsetmeye gerek var mı?

İsrail bu eylemlerin tamamını 1991 yılında onayladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme dahil, tarafı olduğu uluslararası birçok sözleşmeyi yok sayarak gerçekleştiriyor. Peki insan haklarına dair bunca sözleşmeye ve uluslararası hukuka rağmen İsrail nasıl bu kadar pervasızca hareket edebiliyor. 40 günde 13 binden fazla insan öldürülürken devreye girmeyen uluslararası hukuk başka ne zaman devreye girecek? Yaşam hakkı ihlalinde devreye girmeyen uluslararası mekanizmalar hangi insan hakkı ihlalinde devreye girip müdahale edecek? Bugün Gazze’de yaşandığı için önemsiz görülen insan hakkı ihlalleri Dünya’nın hangi coğrafyasında yaşanırsa önemli bulunacak? Bu ikiyüzlü tavrın sebebi ne?

Bizler aslında Batı’nın bu ikiyüzlü tavrına ilk kez şahit olmuyoruz. 90’ların sonunda Avrupa’nın göbeğinde yaşanan soykırımda da ölenler sırf Müslüman olduğu için görülmemiş, kadınların ve çocukların çığlıkları duyulmamıştı. Aynı Batı Fransa’da yaşanan Charlie Hebdo saldırısında ise, asla tasvip etmediğimiz şekilde, 17 kişi öldürüldüğünde tüm Dünya’ya ayağı kaldırmış ve liderlerin cenazeye katılımı ile teröre lanet okumuştu. Bugün ise Batılı devletler İsrail’in zulmüne sessiz kalmak bir yana, doğrudan sivilleri hedef alan saldırıların dahi savunma hakkı kapsamında kaldığını ileri sürerek İsrail’e destek olmakta, hatta yaşananlara tepki gösteren kendi vatandaşlarını da şiddet kullanarak susturmakta, böylece İsrail’in devlet terörüne arka çıkmaktadır.

Bugün Gazze’de yaşanan insan hakkı ihlalleri yeni değil, İsrail’in Filistin’de sistematik olarak yıllardır uyguladığı ihlallerin devamı niteliğinde. Ancak bu kadar kısa sürede ve bu kadar çok sayıda insana yönelik olması sebebiyle ilk kez bu kadar yankı uyandırdı.

Raporumuzun ilk kamuoyu tanıtımı ve basın açıklamasında;

İşgalci İsrail’den; Uluslararası hukuka uymasını, Filistinli çocukların en temel haklarına ilişkin ihlallerine bir an önce son vermesini, altında imzası bulunan BM İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve daha özelde çocuk hakları sözleşmelerine uymasını,

Birleşmiş Milletler’den; Filistin’de yoğun ve sistematik olarak yaşanan çocuk hakkı ihlallerine yönelik acilen gerekli önlemleri almasını, yaşanan çocuk hakkı ihlallerinin önlenmesine dair salt kınama mesajlarının ötesine geçen ve yaptırımlar içeren kararlar almasını ve alınacak kararları uygulamasını,

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden; Soruşturmaların hızlandırılmasını, adil bir şekilde sonuca bağlanarak İsrail’deki sorumlu kişiler hakkında dava açılmasını ve hakkında dava açılanların Mahkeme önüne çıkarılarak yargılanmasını,

İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan; Birleşmiş Milletler’den sonra en geniş katılımlı ikinci uluslararası örgüt konumunda bulunan ve 1969 Mescid-i Aksa yangını sonrası kurulan bir örgüt olarak Filistinli çocukların yaşadığı hak ihlallerine karşı yaptırım uygulamaya yönelik kararlar almasını,

İstemiştik.

Bugün ise zalim, terörist ve Dünya’ya meydan okuyan bir devletin bu şekilde durdurulamayacağını anlamış bulunuyoruz. Yine uluslararası hukuk denilen mekanizmaların Dünya’yı sömüren belli başlı ülkelerin etkisi altında olduğunu, bu ülkelerin kendi çıkarlarına ters düşen bir kararın alınma veya uygulanma şansının olmadığını da görmüş bulunuyoruz. Batının ve sömürgeci ülkelerin uşağı olmuş, yalnızca saltanatlarını sürdürme peşinde olan Arap liderlerinin de, din kardeşlerine reva görülen bu muameleye ses çıkararak sahiplerini kızdırmayı göze alamayacaklarını anlıyoruz.  

Bu nedenle çağrımızı ve taleplerimizi yalnızca duyarlı insan hakları örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve Dünya’nın vicdanlı insanlarına yöneltiyoruz. Gelin hep birlikte meydanlara inelim, avazımız çıktığı kadar “İsrail soykırım yapıyor, kundaktaki bebekleri dahi katlediyor” diye bağıralım. Liderleri İsraille ilişkilerini gözden geçirmesi için uyaralım. İsrail ve ona arka çıkan Yahudi lobisinin markalarını boykot ederek onların tüm ekonomik kaynaklarını kurutalım. Açıkça savaş suçu işleyen İsrailli yetkililer ve onlara destek vererek bu suça ortak olan diğer sorumluların uluslararası mahkemelerde cezalandırılmasını sağlayalım.

Günlerdir tarihin en acı olaylarına şahit olmakla birlikte, Dünyanın birçok yerinde insanlığını ve kalbini yitirmemiş insanların uyanışı da görüyoruz. Bu insanların oluşturduğu iklimin geleceğimizi aydınlatacağına inanıyoruz. Tam da bu sebeple, biz hukukçular olarak, insanların temel haklarını korumakla sorumlu mekanizmalara değil uluslararası kamuoyuna sesleniyoruz. Gelin Gazze’deki insanları kurtaralım, gelin insanlığımızı kurtaralım…

Raporumuzu siz değerli basın mensupları aracılığıyla kamuoyunun takdirlerine arz ediyoruz. 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş