metrika yandex
  • $32.2
  • 34.91
  • GA18100

Haberler / Yorum - Analiz

Üreterek Büyüyen Türkiye | MEHMET BOZKUŞ

05.02.2023

Üretmeden Tüketmek Kendini Yok Etmektir
 
Feda ettikleri Türkiye’yi…
Feda edildiklerini anladıklarında hatırlayanlar…
Türkiye Yüzyılı başlıyor. M. B.
 
Yakın bir zamanda yapılacak olan seçimlerin dünyanın yeniden şekillenmesinde Türkiye’nin karar verici ya da yönetilen ülke konumunda kalacağı kararının verileceği bir seçim olarak değerlendirilmelidir.
 
Güç merkezlerinin kontrolünü elinde bulundurmak isteyenlerin
Türkiye’nin yapılacak olan seçimler geleceklerinin şekillenmesinde baş aktör olarak ortaya çıkmakta bu durum birçok anlamda kararların ve politikaların şekillenmesini sağlayacaktır.
 
Dünyada salgın sonrası yeniden şekillenmeye başlayan siyasi yapılar içerisinde milliyetçilik ve ırkçılık akımlarının gelişmiş refah toplumu ülkelerde artığını değerlendirdiğimizde teolojik savaşlarında başlayacağının habercisi olarak ortaya çıkmaktadır.
 
Batının, İslam ve İslam dünyasına bakışında geçmişten günümüze hiçbir şeyin değişmediği gerçeğini gördüğümüzde, güç merkezlerinin İslam’a karşı yürüttükleri politikalarla kendi toplumlarının canlı tutmak istedikleri ve teolojik mücadele ile yeniden kendi toplumlarını bir arada tutma politikaları olarak ortaya çıkmaktadır.
 
Slavın Slavla çatıştığı ve Avrasya hakimiyetin yolunu açacak olan Ukrayna krizi aslında kendi içlerinde dahi batının teolojik ve çıkar çatışmalarıyla acımasız, barbar ve sömürge odaklı yapılarından asla vazgeçmediklerini ortaya koymaktadır. Toplumlar arasına nifak tohumları ekerek birbirlerine karşı çatıştırma kültürünü en iyi şekilde kullanan batı, Rusya üzerinde hakimiyet kurma ve zenginliklerine ulaşmak için her yolu denemekten geri kalmamaktadır.
 
Büyük Satranç Tahtası kitabında Brezinski Ukrayna üzerinden Rusya’da olan gelişmelerin gelecekte olacakları ifade ederken batının Rusya’yı kontrol altına almanın yolunun Ukrayna hakimiyeti üzerinden olacağını aksi takdirde Ukrayna kaynaklarını ele geçiren Rusya’nın kendileri için en büyük bir tehlike olarak karşılarına çıkacağını ortaya koyan görüşlerini, ifade ederken bugünkü gelişmelerde batının bakışını ortaya koymaktadır.
 
ABD’nin girmekte zorlandığı tek deniz alanı olan Karadeniz’e girme çabaları, NATO üyesi ülkeler üzerinde (Romanya, Bulgaristan) aşma çabalarının altında Karadeniz’de dünya ticaretinin ve enerji kaynaklarına ulaşmada istediği sonuçlara ulaşamaması ve yeniden küresel güç olan Rusya’nın hamlelerine karşı koymaktan geçmektedir.
 
Bölgedeki sorunların bölge ülkeleri arasındaki güç birliği ile çözüm önerilerinin ön plana çıktığı günümüzde ABD ve AB ve İngiltere’nin bölgedeki vekil ülkeleri sahaya sürerek kriz ve kaos ortamı yaratma çabalarının artacağı bir süreç başlamıştır.
 
Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, İran (sorunlu ülke konumu ile batı için her daim kaynak yaratan ülke konumunda) ve terör örgütlerinin üzerinden kendilerine yol açmaya devam edeceklerdir.
 
Bölge ülkeleri sorun yaratan ülkelere karşı kendilerini koruma ve bu ülkelere karşı izleyecekleri politikaları gözden geçirme ve en sert yaptırımları uygulamaları gerektiğinin farkına varmaları gerekmektedir.
 
Bölgesel huzur ekonomik kalkınma ve büyüme ile beraber güç merkezi konumuna gelerek batının hedeflerinden uzaklaşmasını ve bölge üzerindeki etkilerin kırılması, daralması ile beraber şimdiye kadar sömürerek büyüyen ülkelerin kendi içlerinde kriz ve kaosların meydana gelmesi bölünme ve iç çatışmalar ile karşı karşıya kalmalarını sağlayacaktır.
 
Bölgesel sorunların bir ittifak yapılanmasıyla masaya yatırılması, oluşturulacak olan ittifakın bir güvenlik ve işbirliği yapısıyla kurulması aslında içerideki hain yapılanmalarında bölge sınırıları dışına çıkmak için yol aramalarına neden olacak aslında kendiliğinden de bir çok sorunun çözülmesini sağlanacaktır.
 
İttifaklar aynı zamanda toplumsal bar ışın ve huzurun sağlanmasıyla beraber kayıp olan ekonomik büyüme ve kalkınma ile kendi öz kaynaklarını kullanma ve teknoloji transferleri de dahil olmak üzere birçok alanda birlikte büyümenin yolunu da açacaktır.
 
Batı dünyasının kendi hakimiyetlerini kayıp etme korkusu Ukrayna krizinde, Ukrayna’nın yanında yer alarak güç merkezi konumuna gelecek ittifakların önüne geçmek ve kendi hakimiyet alanlarında Asya’dan Afrika’ya kadar olan alanları kontrol etme ve yönetme isteklerinden vaz geçmemiş olmaları yatmaktadır.
 
Türkiye seçimleri aslında batı için nasıl bir adım atacaklarının şekillenmesi açısından çok büyük bir önem arz etmekte, Türkiye ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN hedefe konulmakta emperyalistlere karşı 20. yüzyıl başlarında verilen KURTULUŞ SAVAŞI mücadelesinin kayıp edeni olan batı, yeniden kayıp etmek istemediğini kendi yandaşları ve yapılarıyla beraber top yekûn içeride ve dışarıda yürüttüğü politikalar ile ortaya koymaktadır.
 
Sevr ile yürümek isteyenlerin günümüzde modern söylemlerle ülkemizin kazanımlarını ve üretim merkezlerini hedefe koyarak ortaya çıkardıkları söylemlerin büyüyen ve kalkınan Türkiye’ye karşı izledikleri politikalardır.
 
Türkiye’ye karşı Caatsa yaptırımları uygulayan ABD ve destekçilerinin Rusya Ukrayna krizinde Türkiye’nin izlediği bütün politikalardan rahatsız oldukları ancak BM gözetiminde tahıl koridoru anlaşması ve esir değişimi ile batının izlediği politikaları izlemeyen Türkiye’ye karşı bundan sonra daha sert yaptırım kararları almaya devam edeceklerdir.
 
Türkiye’yi F-35 programından çıkaran ABD, NATO üyesi Türkiye’ye karşı İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini onaylamasını F-16 savaş uçaklarının gündemde olduğu zaman dilimiyle eş değerde yürüttüğü politikalarına şimdi ise Rusya’ya karşı kendi BM kararı olmadan uygulamaya başladığı yaptırımlara uymasını istemektedir. ABD kendi iç hukukuna göre alınan karara diğer ülkelerin uymasını istemekte ülkelerin kendi iç hukuk kurallarını ve uluslararası hukuk kuralları hiçe saymaktan geri durmamaktadır.
 
Rusya’nın dünyaya açılan penceresi konumuna gelen Türkiye’ye karşı ABD yaptırımlar ile dış ödemeler dengesi ve ticaret üzerinden hedef almaktadır.
 
Rusya ile enerji, turizm ve turist sayısı, tarımsal ürün ihracatı, Rusya ile İstanbul havalimanı üzerinden bağlantı sağlanması, S-400 hava savunma sistemi, enerji merkezi üssü olması yolunda Rusya ile varılan mutabakat ve Türkiye’nin dış ticaret ortağı olarak Rusya ile gelinen noktanın verdiği rahatsızlıklardır.
 
İzlediği bağımsız politikaların dünya ülkeleri için açlık sorunu ve gıda fiyatlarının kontrol altına alınmasını sağlayan Türkiye, batının kontrolünü kayıp ettiği birçok ülkeye karşı uygulayacağı gıda ve ekonomik yaptırımların önüne geçmiş Türkiye’nin prestij ve güç kazanmasını sağlarken batının güç ve prestij kayıp etmesine neden olmuştur.
 
Türkiye Karadeniz’de bulduğu doğalgaz ile enerjide üreten konumuna gelmekte aynı zamanda dış ticaret açığında önemli yer tutan enerji maliyetlerinin yaklaşık olarak yıllık %30 civarında 2023 yılı ulusal ağa bağlanacak olan enerji kaynaklarından karşılayarak büyük bir finansal kaynağının yurtdışına çıkmasını önleyecek ve kendi öz kaynağını kendi vatandaşının kalkınması ve refahı için harcama yetkisine kavuşacak ve bütçesinde önemli bir gelir kaynağına sahip olacaktır.
 
Kendi gelir kaynaklarını yaratan Türkiye gün geçtikçe daha güçlü konuma gelecek ve batı için dün olduğu gibi bugün de gelişmekte olan ülkelerin modeli olarak batının karşısına çıkacaktır.
 
Üreterek büyüyen ülkemiz Türk Devlet Teşkilatı ile beraber Balkanlardan Afrika’ya kadar birçok ülke için ekonomi modeli ve kalkınma kaynaklarını kullanma ve paylaşımcı politikalar ile batının hedeflerine karşı yol almaya ve gelişmekte olan ülkelerinde kalkınmasını sağlayacak, salgın sonrası ekonomi modeli arayan birçok ülke için model olacak ve merkez konumuna gelecektir.
 
Mehmet BOZKUŞ
KAFKASSAM
mehmetbozkus06@hotmail.com

 

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Ziya Yüksel | 06.02.2023 00:23
Görüş ve yorumlarınız için teşekkür ederiz başarılarınızın devamını dilerim