metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

Türkiye Düşünce Platformu'nun Kadem Başkanına Sorulara Verilen Cevaplara Karşı Açıklamalar-3 / Muharrem BALCI

29.05.2020

TÜRKİYE DÜŞÜNCE PLATFORMU’NUN KADEM BAŞKANINA SORULARA VERİLEN CEVAPLARA KARŞI AÇIKLAMALAR -3

Muharrem BALCI
22 Mayıs 2020

Sayın Okuyucu;

Bu çalışma, Türkiye Düşünce Platformu(TDP) adında bir grup duyarlı insanın KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) Başkanı Sayın Dr. Saliha OKUR GÜMRÜKÇÜOĞLU’na İstanbul Sözleşmesi, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve 6284 sayılı Kanun hakkında sordukları sorulara Sayın Okur tarafından verilen cevaplar, cevapların içinde ve bitimlerinde tarafımızdan değerlendirilmiş olup, konuya duyarlı halkımızın bilgisine sunmak için hazırlanmış bir metindir.

Bu çalışmanın amacı, KADEM ile bir polemiğe girmek değil, İstanbul Sözleşmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesinin, tarafımızdan nasıl anlaşıldığı ve kısmen farklı bakışımız hakkında Kadın Hakları Savunucusu dernek olan KADEM’i ve kamuoyunu bilgilendirme isteğimizdir. KADEM’in TDP’nin sorularına verdiği cevaplara düştüğümüz bu şerhleri KADEM’e bizzat göndermememizin nedeni, KADEM’in bu cevalarunı web sayfalarından kaldırmasının, bu konuda farklı görüşlerle polemiğe girmemek olduğu düşüncemizdendir.

Not: Metin içinde sonu M. Balcı ile biten parantez içindeki renkli kısımlar bize aittir.
M. BALCI
……………………….
    7. Erkeklerin toplumda şiddete eğilimli, psikolojik açıdan problemli kişiler olarak bilinçli biçimde bir izlenim yönetimi yaptığı düşünülmektedir. Şiddetin her türlüsü önlenmelidir, ancak hem aileyi güçlendirmede hem de şiddeti önlemede tek bir cinse yükleme yapmak doğru bir yöntem değildir. Babalar ailede önemli bir figür ve rol modeldir, bu göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle babaların aile içindeki önem ve rollerine yönelik çalışmalar aile bakanlığı tarafından organize edilmelidir. (Prof. Dr. Ahmet Akın)

OKUR: Şiddetin dünyanın her yerinde, her çağda ve toplumda, kadın, erkek, çocuk, herkesin maruz kalabildiği ve çözümünde bütün insanlığın sorumlu olduğu çok ciddi bir meseledir. KADEM, kurulduğu günden itibaren her türlü şiddetin karşısındadır. Bu doğrultuda bizim ilk kampanyalarımızdan birisi ‘Herkese Karşı Her Türlü Şiddete Son Ver’ olmuştur.

Şiddetin önlenmesi noktasında en büyük rollerden birinin de erkeklere düştüğüne inanıyoruz. Şiddetin normal olmadığına ilişkin farkındalık, huzurlu aile yuvalarının yaygınlaşmasıyla sağlanabilir. Eşine şiddet uygulamayan erkek, çocuklarına da doğru bir rol model olmaktadır. Bu sebeple erkeğin toplum ve aile içindeki rolünden hareketle şiddet figürü olması noktasındaki eleştirinize katılıyoruz. Ancak kadın cinayetlerine ilişkin istatistiklerde faillerin %96,3’ünün erkek olduğunu ve kadınların %73’ünün de aile içi şiddet dolayısıyla öldürüldüğünü görüyoruz. Bu istatistikler kadına yönelik şiddetin herhangi bir şiddet vakasından daha farklı dinamikleri olduğunu gösteriyor. Bu sebeple bu alanda eğitimden farkındalık kampanyasına, şiddet uygulayana psikolojik destekten tedaviye kadar pek çok tedbiri zorunlu kılıyor. (Şiddet konusunda kadın ve erkek ayrımı yapmaksızın iki cinse de eğitim verilmesini düşünmüyorlar mı? Nitekim anneler çocuklarını şiddet eğilimsiz yetiştirdiklerinde gelecek kuşaklar şiddet eğilimli olmayacaktır. Ancak kadın örgütlerinin, kadınlara, şiddet konusunda diyecekleri bir şey yok gibi. 19. Soruya verilen cevaba ilişkin açıklamamıza ve tabloya bakınız. Eğer ailenin selameti düşünülüyorsa aileyi oluşturacak bireylere şiddet, bağımlılık gibi konularda ayrım yapmaksızın eğitim verilmeli değil mi? Örneğin, nikâh öncesinde az da olsa tarafların şiddet konusunda eğitimden yararlandırılmasını düşünebilirler. Fakat böyle bir teklifleri yok. M. Balcı)

Ailede babanın rolü hayati bir öneme sahiptir. Bugün aile içindeki pek çok problemin çocuklara doğru rol-model olamayan ebeveynden kaynaklandığını düşünmekteyiz. Bu sebeple Mart ayında “Değişen Dünyada Ebeveynlik” başlığında bir akademik kongre gerçekleştireceğiz. (Neden anne – baba değil de ebeveyn. Feminist ve eşcinsel hareket, anne – baba yerine sürekli ebeveyn kelimesini kullanıyor. Ebeveyn her ne kadar bizim dilimizde çocuğu büyüten anne – baba anlamına gelse de, eşcinsel literatürde ‘kadınlık ve erkeklik söz konusu olmadan çocuğu büyütenler’ anlamına kullanılmaktadır. KADEM’in, eşcinseller için ebeveynlik anlayışları hakkında ne düşündüklerini merak ediyoruz. Öyle ya İstanbul Sözleşmesi ebeveyni sadece anne-baba olarak değil, aynı zamanda ’partnerler’ olarak kullanıyor.1 KADEM, eşcinsel hareketin gazabından mı çekiniyor, yoksa Sözleşmeyi gerçek anlamıyla mı içselleştiriyor? Açıklamalardan biliyoruz ki KADEM’in de Sözleşmeye bazı rezervleri vardır.

Fransa'da Meclis Genel Kurulu’nun, eşcinsel çiftlerin heteroseksüel çiftlerle eşit haklara sahip olması kapsamında okullardaki formlarda yazan anne ve baba terimlerinin Ebeveyn 1 ve Ebeveyn 2 olarak değiştirme kararı alması ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un partisi Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi (REM) milletvekili olan Valérie Petit, yapılan yasa değişikliğinin aile çeşitliliğini köklendirmeyi ve sosyal eşitliği sağlamayı hedeflediğini belirtmesi ve Türkiye’de MEB’in eşcinselliği savunan bir yazar (Ece VAHAPOĞLU) ile anlaştığı “Okullarda Çocuk Yogası” etkinliğinin sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine iptal edilmesi…2 Çoğunluğu anne olan KADEM mensuplarının ve kurumsal olarak KADEM’in tüm bu konular hakkında neler düşündüklerini, “Değişen Dünyada Ebeveynlik” başlığında yapılacak akademik kongresinde nasıl tartışılacağını ve sonuç bildirgesini gerçekten merak ediyoruz.

“TUİK istatistiklerinde son yıllarda daha çok boşanma sebebiyle ortaya çıktığı gözlemlenen Tek Ebeveynli Aile oluşumunun, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yaptığı çalışmalarda, gayri meşru ilişkilerle alakasının kabul edildiği ve bu aile tipine destek verildiği görülmektedir”3 tespitini de not etmiş olalım. KADEM, bu ‘Kadın Bakanlığı’nın kabul ve uygulamalarına katılıyor mu’ sorusu abes kaçacak. Zira hükümet uygulamalarını kabul etmemesi mümkün görünmüyor.

İstanbul Sözleşmesi savunucularına göre, “aile için ‘anne ve baba’, ‘karı ve koca’ kavramları kaldırılmalı”, yerine ‘ebeveyn 1, ebeveyn 2’ gibi kavramlar getirilmelidir(!), getiriliyor; ‘eş’ yerine ‘arkadaş’ tabiri kullanılmalıdır; kullanılıyor.”4 KADEM bu görüşlere katılıyor mu? M. Balcı)

“KADEM neden daha çok kadına şiddetle ilgileniyor?” türü sorular için iki husus daha belirtmek isteriz. Birincisi: KADEM sadece şiddetle ilgili değil kadınla ilgili sosyal, dini, kültürel, siyasi pek çok alanda fikir üretiyor. (Kadına miras konusu da hem sosyal, hem hukuk, hem de dini bir konudur. KADEM’in 6. soruya (Kadının miras hakkı) cevabı ve bizim yorumumuza dikkat. M. Balcı). İkincisi ise kuruluş ve varlık gerekçemiz “kadın” olduğu için kadın merkezli çalışıyoruz. Kadınla ilgili konularla ilgilenmek, erkeklere haksızlık değildir. Çocuk derneklerinin varlığı yetişkinlere, engelli derneklerinin varlığı engelsizlere, yoksullukla ilgili derneklerin zenginlere haksızlık vesilesi olmadığı gibi... Yapılacak çok iş var, biz bunu yapıyoruz, yapabiliyoruz. (KADEM, babaların da anneler tarafından doğurulduğunu ve başta devlet olmak üzere anneler tarafından eğitildiklerini görmezden geliyor. Siyasetteki eril ve şiddet dilini gündeme getirmiyorlar. Şiddet dili en çok da iktidar - muhalefet siyasi temsilciler tarafından kullanılıyor. Bu yönde bir çalışmaları olduğuna tanık olamıyoruz. Ayrıca, babaların da şiddet mağduru olabilecekleri dil ucuyla söyleniyor. Hâlbuki yaygın kanaat babaların dışlandığı, yok sayıldığı yönündedir. Nitekim Prof. Dr. Ergün Yıldırım’ın Yenişafak’ta 11 Şubat 2020 tarihli yazısında5 “Babanın ölümü: Evden sürgün yiyen adam” anlatılıyor. Yazar bu makalesinde KADEM gibi, babanın ailedeki rolünün öneminden bahsediyor, fakat KADEM’den farklı olarak, adını da zikretmeden 6284 sayılı Kanun ve uygulamasından bahsediyor. Ve ekliyor: “Baba, salt biyolojik bedendir. Ekonomik partnerdir. Ekonomiden ve biyolojiden öte bir değeri yoktur. Bu nedenle hem saygınlığını hem de anlamını kaybediyor. Saygın, tecrübeli, büyük, aileyi evirip çeviren ve sırtın dayanacağı bir çınar olmaktan çıkıyor. Post-modern sürgündür baba. Ailesinden sürgün, saygınlığından sürgün, büyüklüğünden sürgün. Şimdi babanın sürgün zamanları Türkiye’ye de uzandı. Türkiye’de de baba sürgündedir artık. Evinden atılandır. Ev, otoritesizdir, başsızdır. Bütün başların rahat girip çıkmasına açık hale gelmiştir. Artistler, patronlar, şarkıcılar… Çocuklarımız şimdi onların otoritesinde paramparça.” KADEM’in söyledikleri ile pek paralel olmasa gerek. M. Balcı)

    8. Ev hanımlarının toplum içinde çekinilecek bir durumda olmasına yol açacak ve kadınları çalışan ve çalışamayanlar seklinde kategorize ederek çalışanları daha makbul, çalışamayanları ise ikinci plana atacak bir intibaın oluştuğu gözlemlenmektedir. Bu nedenle ev hanımlığının ve çocuk yetiştiren kadınların da bir şekilde önemsenmesi ve önemli olduklarının hissettirilmesi, toplumun bekası açısından büyük önem arz etmektedir. (Prof. Dr. Ahmet Akın)

OKUR: Her insan eşrefi mahlûkat olması hasebiyle değerdi ve önemlidir, doğuştan gelen en temel insani hakların da sahibidir. Dolayısıyla kadınların çalışan veya çalışamayan olarak kategorize edilmesinin doğru bir bakış açısı olduğunu düşünmüyoruz. Biz bir kadın derneği olarak, kadınların istedikleri takdirde, hiçbir noktada ayrımcılığa uğramaksızın eğitim almalarını, siyasetten ekonomiye, kültür-sanattan akademiye diledikleri her alanda var olmalarını desteklemeye çalışıyoruz. Kadınların “çalışamadıkları” için algısal bir ayrımcılığa tabi olmalarının da karşısındayız. Nitekim bir ev hanımının mesai saati olmaksızın evine, eşine emek vermesi nasıl olur da “çalışmıyor” şeklinde düşünülebilir? Biz bu sebeple ev hanımlarının, kendi tercihleri doğrultusunda dışarıda ücretli bir işte çalışmayıp kendi evlerinde ürettikleri her değeri önemsiyor ve destekliyoruz. Özellikle göze görünmeyen bu emeğin görünür kılınması, desteklenmesi, değerliliğinin korunması gerektiğini düşünüyoruz. (Çalışan kadına aylık 650 TL, ücretsiz izin alarak çocuğuna bakan kadına 0 – 24 aya kadar 1.300 TL desteği desteklemeleri, bu açıklama ile çelişki arzediyor. Madem çalışmayan ve evde çocuk bakan, ailesine hizmet eden kadın da bir değer üretiyor, neden bu çalışan – çalışmayan kadın ayrımcılığı ve çalışan kadın destekçiliği?

Bu 650 – 1300 TL için bir açıklamaları, itirazları oldu mu? Toplumdaki kanaati örneklerle paylaşmanın yeridir:

“Bir kızımın ikizleri var, 300TL’lik çocuk bezi yardımı bile kendisine yapılmadı. Elhemdulillah iki yıldır işe gitmiyor, bir az da katkılarımızla çocuklarına bakıyor, evlat yetiştiriyor.”

“Kızı ve damadı çalışıyor ikisi toplam 12.000TL alıyor, onlara 1300 TL daha gelecek, gelini çalışmıyor ev hanımı kocası 4.000TL alıyor ona yardım yok.”

“Neymiş efendim AB projesiymiş, batsın bu proje! insanın arasında adaletsizlik oluşturmak şartıyla kabul edilen proje olmaz olsun.”

“Çalışan eşler kaç çocuk yapabilir ki? Ben ikiden fazla çocuk yapan çalışan eşler görmedim. Halbuki bir toplumda anne başına düşen çocuk sayısı 2.1’in altındaysa o toplum yaşlanma moduna girmiş demektir. Hani Cumhurbaşkanımız ‘en az üç çocuk yapmanızı bekliyorum’ diyordu annelere. Siz ise bu anneleri yardımdan mahrum bırakıyorsunuz. Bu haksızlık değil mi?”

“Unutmayın Millet Bahçelerinde çocuklar anneleriyle el ele oynamıyorlarsa o bahçelerin tadı tuzu olmaz.” 6

Kadınlara sağlanan desteklerden bazıları:
    • Doğum yapan her anneye ilk çocuk için 300, ikinci için 400 ve üçüncü için 600 lira ödeniyor. (Çalışan çalışmayan ayrımı yok) (Bu rakamlar 2015 yılından beri sabit kaldı, artmadı)
    • Doğum yapan anneye her yıl artan miktarda (2019 için 149 Lira 2020 için 202 Lira) tek sefere mahsus olmak üzere süt parası ödeniyor. (Yalnızca SGK’lı annelere veya SGK’lı babaların çalışmayan eşlerine veriliyor, yani baba çalışmıyorsa/güvencesiz bir işte çalışıyorsa/emekli sandığına bağlıysa veya herhangi bir sebepten dolayı baba yoksa alamıyor)
    • Çalışan anneye doğum izninde iş göremezlik ödeneği veriliyor. 2019’da en düşük ödenek 5 bin 51 lira. (2020’de 7 bin 325 lira)
    • Analık izninin bitiminden itibaren tam zamanlı işe dönen anneye kamuda ilk 6 ay günde 3 saat, ikinci 6 ay günde 1.5 saat süt izni verilirken özel sektörde de bebek 1 yaşını doldurana kadar günde 1.5 saat süt izni verilmektedir.
    • Analık izninin bitiminden itibaren işçi ve memurlara ilk doğumda 60, ikinci doğumda 120, sonraki doğumlarda 180 gün süreyle yarım gün çalışma hakkı veriliyor.  
    • İstihdam seferberliği kapsamında işverene 773 liralık destek veriliyor. Projede kadınlar öncelikli.
    • Aile Bakanlığı, iş kurmak isteyen kadınlara 15 bin lira faizsiz kredi sağlıyor. Proje başarılı olursa kredinin bir kısmı da hibe ediliyor.
    • Torununa bakan 6 bin 500 büyükanneye, 12 ay süreyle aylık 425 lira maaş ödeniyor. (10 pilot ilde geçerli olup annenin maaşının net asgari ücretin 3 katını aşmama şartı bulunmaktadır.)
    • Anneler tüm izinlerini kullandıktan sonra isterse çocuk ilköğretim çağına gelene kadar kısmi çalışma yapabiliyor. Bu sürede çalışılan sürenin ücreti ödeniyor.
    • Çocuğuna bakmak için çalışamayan kadınları yeniden iş hayatına çekmek için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Avrupa Birliği katkısıyla daha önce 5000 kadına destek sağladı. Aynı projeyle 5000 kadın bakıcı da istihdam edildi.
    • Kasım 2019’da kurumsal çocuk bakımı projesi uygulamaya konuldu. Bu program kapsamında 0-60 ay (0-5 yaş) arasındaki çocuğunu kreşe gönderen kadınlara ayda 100 avro karşılığı 650 lira destek veriliyor. (6 pilot ilde geçerli olup annenin kazancının aylık ortalamasının 2020 yılı için 5.886 Lirayı aşmama şartı bulunmaktadır.)
    • Bu proje devam ederken Bursa, İzmir ve Antalya’daki kadınlara yönelik iki yeni program uygulamaya konuldu. Bu kapsamda da çalışan anne desteği ve bakıcı eğitim teşviki sağlandı, aylık bin 500 lirayı bulan bakıcı/dadı parası veriliyor. (Annenin maaşının brüt asgari ücretin 2 katını aşmama şartı bulunmaktadır.)
    • Çalışmak, işe geri dönmek ya da yeni bir işte çalışmak isteyen annelere ayda 200 avro karşılığı 1.300 TL destek verilecek. Destek, çocuk 36 aylık olana kadar devam edecek ve azami 32 ay sürecek. Projeden 32 ay yararlanan bir kadın, bu sürede toplam 6400 avro, yani yaklaşık 42 bin lira destekten yararlanacak. Proje kapsamında toplam 3 bin 700 anneye 26 milyon avro mali destek sağlanması planlanıyor.
    • Akla gelen soru: Cennet, çalışan annelerin ayaklarının altında mı?
    • M. Balcı)

Ev kadınlığının değersizleşmesinde en büyük payın ev kadınlarının işini değerli görmeyen, onlara minnet ifade etmeyen, tersine hor gören eşleri olduğunu da görmeliyiz. Nitekim ev kadınlığı psikolojik/manevi olarak yaptığı işin karşılığını görememiş oluyor. Kapitalist sistem de evde yapılan işi tanımadığı için madden de bir karşılık alamıyor. (KADEM’in “Kapitalist sistem” eleştirisine tanık olmak memnuniyet verici. Ancak bu sistem hem ulusal, hem de uluslararası sistem olarak karşımıza çıkmıyor mu? Türkiye siyasal ve ekonomik sistemi kapitalist sistem değil mi? Uluslararası sistemi eleştirmek kolay, ulusal sisteme karşı bir söylem var mı? Eleştiri olmadan bu eksikliklerin tamamlanabileceğini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Zira sivil toplum iktidarların ne yanında ne de karşısında, aksine UZAĞINDA olmalı (Akif Emre), değil mi? M. Balcı) Karşılık konusundan da ötesi asıl sorun; herhangi bir kriz durumunda (eşin ölmesi, şiddet görme, boşanma vs.) kadın kendini ve çocuklarını koruyacak bir iaşeden mahrum kalıyor. Maddi durumu iyi olduğu halde sırf perestij için çalışan kadın örneğinin azınlık olduğunu, istihdama yönelen kadınların çoğunun amacının, hayatın zorlukları karşısında ayakta kalabilmek olduğu gerçeğini görmezden gelemeyiz.

Biz de KADEM olarak, Türkiye’nin dört bir yanında bulunan temsilciliklerimizle her şehrin kendi imkân ve ihtiyaçlarına uygun çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz. Örneğin Batman’da “Sabun Süsleme” projesi ile belli bir eğitim sürecinin ardından kadınlarımız, evlerini mini birer atölyeye çevirerek, yeteneklerini işe dönüştürmeyi başardılar. Bu sayede kadınların yetenek ve birikimlerinin ortaya çıkması için ortam hazırlıyor, kadınların güçlenmesi için çalışıyoruz. Çünkü biz kadının güçlenmesiyle ailenin de güçleneceğine inanıyoruz. Bu yüzden kadını ve dolayısıyla aileyi de güçlendirmek için elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz. 

Yazı dizisinin 1. bölümü için aşağıdaki link'i tıklayınız:

https://www.hertaraf.com/haber-tu-rki-ye-du-s-u-nce-platformu-nun-kadem-baskanina-sorulara-verilen-cevaplara-karsi-aciklamalar-1-muharrem-balci-4372

Yazı dizisinin 1. bölümü için aşağıdaki link'i tıklayınız:

https://www.hertaraf.com/haber-turkiye-dusunce-platformu-nun-kadem-baskanina-sorulara-verilen-cevaplara-karsi-aciklamalar-2-muharrem-balci-4407

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş