metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Kültür - Sanat

Turan Karataş'ın Kaleminden Sezai Karakoç / Tolga AYDIN

08.08.2022

Türk İslam düşünce dünyasının doğu kanadını şiire aksettiren kalemimiz Sezai Karakoç, varlığını idrakte zorlandığımız başka bir alemden bu dünyaya gönderilmiş şahsiyetiyle gönüllere kazınmıştır. Sanatkâr ve mütefekkir şairimizin hayatını, sanatını, gayesini ve şiir poetikasını inceleyen Prof. Dr. Turan Karataş'ın doktora tezi olan kitabı; “Doğunun Yedinci Oğlu; Sezai Karakoç” bu çalışmanın konusudur.

Türk Edebiyatının güzide kalemi Sezai Karakoç’u ele alan kitap, üç bölüme ayrılmaktadır. Birinci bölüm; Sezai Karakoç’un hayatı, mizacı, idealleri ve yazarlık serüvenini ele almaktadır. İkinci bölüm, edebî serüvenini, şiirsel sanatını okuyucuya yansıtmaktadır. Bu bölüm Sezai Karakoç’un sanatkâr yönüne eğilmiş olup eserlerin kronolojik seyrini ve tahlillerini sunmaktadır. Üçüncü ve Sezai Karakoç’u anlayabilmenin yapı taşlarını ortaya koyan bölüm ise, sanatkârımızın sanat ve şiir anlayışını ele almaktadır. Kitap, bibliyografya ve Sezai Karakoç hakkında yazılanlar kısmı ile kitap sona ermektedir.

Karataş, onu anlatmaya Karakoç’un hayat serüveni ile başlamaktadır. Sezai Karakoç, 22 Ocak 1933’de Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Babası Yasin Efendi, annesi Emine Hanımdır. Babası ticaret erbabı, annesi ev hanımıdır. Yörenin tipik aile adabıyla yetişen Karakoç, Anadolu ahlakını kendine yar ve yardımcı edinmiştir. Yasin Efendi, ahlaklı, dürüst, ilme ve dine son derece bağlı bir kişidir. Anadolu’da baba rolü, çok önemli bir yer tutar. Bu sebepten ailevi açıdan Karakoç, her daim desteklenmiş ve ruh mimarlığına küçük yaştan itibaren hazırlanmıştır. Bir şiir bir anda oluşmadığı gibi bir şair de bir anda ortaya çıkmamaktadır. Sezai Karakoç’un da kendini yetiştirmesi, olgunlaşması, kendi idealar dünyasını fark edişi uzun yıllara yayılmıştır. İlk adım ilkokuldur. Karakoç okula başlamadan okumayı söken ve kendini geliştiren bir çocuktur. Bu gelişim okul yıllarına da yansımıştır. Her daim başarılı ve sürekli okuyan, düşünen bir kişiliğe sahiptir. Karakoç’un okuma ve düşünme heyecanı her kademede artarak devam etmiş ve artık kendi dimağından esintiler boy göstermiştir. Karakoç’a yazar, şair veya düşünce adamı tasvirlerinden hangisini dersek diyelim çok yönlü oluşuyla bunu hak eden bir kişiliğe sahiptir. Bu çok yönlülük, ona her daim fayda sağlamış ve eserlerine direnen bir mizaç ve idrak katmıştır. Yazanlık serüvenine doğduğu ilçeyi ele alan şiirle başlamıştır. Bir nokta burada önem arz etmektedir. Karakoç’u tam olarak karşılayabilecek bir sıfat olmadığı için onu yazan sıfatıyla anmak gerekir. Zira kaleminden ne dökülse müthiş bir hikmet ve sanat ortaya koymuştur. Karataş çalışmasıyla Sezai Karakoç’u detaylıca anlatmış olsa da yine de meraklı okuyucular için meseleye girizgah mahiyetindedir. Her eseri bir çalışma ve üzerinde kafa yorulması gereken meselelerle bezenmiştir. Liseden, üniversite hayatına geçiş yaptığında kalemi olgunlaşmış ve Üstad Necip Fazıl’ın çıkarttığı Büyük Doğu dergisiyle tanışmıştır. Bu noktada kendisinin farkına varmış ve kendisine Diriliş misyonunu yüklemiştir. Kaleme aldığı eserlerinde İslam’ın ve ümmetin dirilişini, kurtuluşunu odağa almıştır. Misal olarak İslamın Dirilişi, Diriliş Neslinin Amentüsü gibi eserleri verilebilir. Karakoç, mücadelesinin onca zorluğuna rağmen ne düşüncesinden ne de yolundan şaşmıştır. Karataş, onun tüm eserlerine değinmiş olup Karakoç okumalarına bir kılavuz, bir yol haritası çizmiştir.

Karakoç diriliş mücadelesini, ümmeti kurtarma gayesini eserlerinde ilmek ilmek işleyip kendine has bir sanat anlayışı ortaya koymuştur. Pek çok türde eser veren Karakoç; gayesini ve arayışını düşünce yazılarıyla, sanatını ve sesini de şiirleriyle topluma duyurmuştur. Her ne kadar mütefekkir tarafı ön planda olsa da Turan Karataş’ın dediği üzere şairlik tarafı ağır basmış ve ününü şiirleriyle kazanmıştır. En gözde şiiri “Monna Rosa” olup bir aşk şiiri olarak okunmaya meyillidir. Kendini çok yönlü eserler vererek geliştiren Karakoç, Türk Edebiyatına; yeni, gayesi ve hedefi olan bir ümmet misyonu yüklemiştir. Şiirine; gelenek, metafizik, insan, kadın, çocuk, aşk/sevgi ve sevgili, ölüm, mekan ve kent, yabancılaşma ve Batı gibi birçok konuyu dahil edip kendi şiir harmanını inşa etmiştir. Bu harman bin bir sesin ve tadın olduğu bir lezzet ve farkındalık merkezidir. Karakoç kalemiyle Müslüman topluma bilinç ve farkındalık kazandırmıştır.

Sonuç itibariyle Turan Karataş’ın doktora çalışmasının kitaplaştırılmasıyla ortaya çıkan “Doğunun Yedinci Oğlu; Sezai Karakoç”; Karakoç’un hayatı ve sanatı üzerine yoğunlaşmış olup bir “Sezai Karakoç Kılavuzu” niteliğindedir.

Son olarak ömrünü ve kalemini dirilişe vakfeden bir sanatkarı kısacık bir yazıyla anlatma gayretine girişmeyi de ancak bir cüretkar olma eğilimimle açıklayabilirim. Erenlerden olma yolunda ilerleme gayretinde olan her gencin Sezai Karakoç’a uğrayacağı aşikârdır. Sezai Karakoç'u anlamak isteyenlerin yolu da Karataş’ın çalışmasından geçmelidir.

Not: Bu Makale Aynı Zamanda ASBÜ Kitap & Kütüphane'de yayımlanmıştır. Katkılarından Dolayı Yazarımız Osman Kayaer'e teşekkür ederiz.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş