metrika yandex

Haberler / Söyleşi

STK Röportajları-3:Medeniyet Vakfı

29.10.2022

Hertaraf Haber olarak STK söyleşi dizimiz devam ediyor..

STK'ları bizzat kendilerinden alacağımız cevaplarla tanımak için gerçekleştirdiğimiz röportaj serimizin üçüncü adresi Medeniyet Vakfı oldu. Medeniyet Vakfı bulunduğumuz coğrafyanın değerlerini ihya etmek ve bu değerlere uygun bir hayat tarzını yeniden inşa etmek için çalışan önde gelen kuruluşlardan. Yediden yetmişe tüm yaş gruplarına hitap eden ve insani yardımdan tebliğ ve davet çalışmalarına çok geniş bir alanda gerçekleştirilen faaliyetleri ülkemiz için çok kıymetli çalışmalar. Biz de bu vakfı ve faaliyetlerini daha yakından tanımak için sorularımızı Vakfın üniversite birimi sorumlusu A. Ali Yüksel Bey'e yönelttik.

Ahmet Ali Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Ahmet Ali Yüksel. İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum. Medeniyet Vakfı’nda medya ve üniversite alanında sorumluluklarım var. Medeniyet Vakfı ile lise yıllarıma dayanan ve 20 yıla yaklaşan bir birlikteliğim var.

Medeniyet Vakfı ne zaman kuruldu? Vakfın kuruluş süreci hakkında bize bilgi verir misiniz?

Medeniyet Vakfı olarak her ne kadar resmi kuruluşumuz 2013 yılı olsa da çalışmalarımız uzun yıllara dayanmaktadır. 1980 sonrası İslam davasına gönül vermiş, toplumu iyiye, güzele, hayra davet etmek amacıyla bir araya gelmiş bir grup Müslümanın çabaları Türkiye’nin birçok ilinde yankı bulmuş, bu davete icabet edenlerin sayısı artmıştır. Evlerde, çay ocaklarında, üniversitelerde mütevazi bir şekilde başlayan davetimiz Türkiye’nin birçok ilinde dernekleşmiştir. İstanbul’daki çalışmalarımız 2005 yılında İstanbul’da Medeniyet Derneği çatısı altında icra edilirken diğer illerde farklı isimler adı altında gerçekleşmiştir. 2013 yılına gelindiğinde çeşitli illerde farklı isimlerde devam eden çalışmalarımız Medeniyet Vakfı çatısı altında toplanmıştır. Genel Merkezimiz İstanbul’da olmakla birlikte Türkiye’nin çeşitli illerinde şubelerimiz ve temsilciliklerimiz vardır.

 

Vakıf başkanı Kazım Sağlam

 

Medeniyet Vakfı toplumun hangi ihtiyaçlarına cevap vermektedir, sosyal sorunlara ne gibi çözümler önermektedir?

Toplum dediğimiz yapı insanların birlikteliğinden oluşmaktadır. Haliyle toplumun düzelmesi için fert düzelmesi gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz toplumun birçok ihtiyacı, eksiği, sorunu vardır. Ancak bunların en temelini iman ve ahlak buhranı oluşturmaktadır.

İmanda ve ahlakta yaşanılan sarsıntılar ferdi, cemiyeti, devleti hatta dünyayı sarsmaktadır. Bu buhranı hükümetlerin değişmesi ile giderileceğini düşünmek kısır ve yanlış bir değerlendirme olur. Vakıf Başkanımız Kâzım Sağlam’ın Said Halim Paşa’dan iktibasla bizlere çokça hatırlattığı bir söz var, onu aktarmak isterim: “İnsanlar öncelikle imana ve imandan neşet eden ahlaka sahibi olurlar. Bu ahlak ve iman sahibi insanlar bir araya gelerek toplumu oluştururlar. Bu toplum siyasi bir iradeyi oluşturur. Böylelikle tüm insanlık için bir kurtuluş umudu olabilirler.”

Vakıf olarak toplumun ilahi ve nebevi bir mesajla sahih ve sağlam bir ilişki kurabilmesini tesis etme gayretindeyiz. Çalışmalarımızın temelini bu sebeple eğitim oluşturuyor. Bunun yanı sıra toplumun sosyal manadaki sorunlarını yetkililere duyurmaya, gücümüz yettiği ölçüde de onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu amaca matuf olarak çeşitli sivil toplum kuruluşları ile beraber çalışıyoruz, yardım faaliyetleri organize ederek yurt içinde ve yurt dışındaki mağdur insanların yardımına koşuyoruz.

Medeniyet Vakfı kuruluşundan bu yana hangi alanlarda faaliyet göstermektedir, yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

Toplumsal çözülmenin arttığı, insanların modernizmin ve kapitalizmin dişlileri arasında çiğnenmeye çalışıldığı bir zamanda Medeniyet Vakfı olarak toplumsal ifsada karşı bireyi, aileyi, toplumu korumaya yönelik çalışmalar yürütmekteyiz. İnsanın hak ettiği değeri ancak İslam’da bulacağı düşüncesi ile İslam inancını ve ahlakını muhafaza ederek medeniyetimizi yeniden ihya etmek için gençlere, ailelere ve topluma yönelik müfredat ortaya koyduk.Bu manada çalışmalarımızın bel kemiğini eğitim oluşturmaktadır diyebilirim. Şubelerimizde, temsilciliklerimizde, gençlik birimlerimizde erkek ve hanım kardeşlerimize yönelik akaid, ahlak, tefsir, hadis ve usul dersleri verilmektedir. M. Beşir Eryarsoy Hocamız 17 yıldır tefsir derslerine aralıksız devam etmektedir.​

 

M. Beşir Eryarsoy'un tefsir derslerinden bir kare

 

Hem Türkiye’deki hem de İslam dünyasındaki Müslümanların birikimlerinden ve tecrübelerinden yararlanmayı önemsiyoruz. Bu amaca matuf olarak ulusal ve uluslararası seminer, panel ve sempozyumlar düzenledik. Kur’an ve Sünnet Sempozyumu, Seyyid Kutub Sempozyumu, Mevdudi Sempozyumu, Hasan El Benna Sempozyumu ve Aile Sempozyumu başta olmak üzere birçok çalışmamızda Türkiye’deki İslami hareketin tecrübesi ile dünyadaki diğer İslami hareketlerin tecrübelerinin birbirine aktarılacağı çalışmalar yürüttük.

Toplumsal meselelere karşı duyarsız kalmamayı da İslam’ın bir gereği olarak görmekteyiz. İstanbul Platformu’nun bir üyesi olan vakfımız kardeş kuruluşlarla beraber 28 Şubat’ın zor zamanlarında, başörtüsü zulmü başta olmak üzere birçok insani hakkın gaspına karşı direniş göstermiştir. Bugün bu direnişi aileyi ve toplumsal bağları hedef alan yapılara karşı yürütmekteyiz. Lgbt başta olmak üzere toplumun değerlerini hedef alan yapılara karşı mücadele veriyoruz.

Adana’daki kardeşlerimizin başlattığı DAVETÇİ çalışması ile İslam davetini sokaklardaki insanlara ulaştırma çabasındayız. Davetimiz dört duvar arasında vakıf binalarında kalmasın düşüncesiyle kardeşlerimiz sokaklarda, caddelerde, parklarda, fuarlarda İslam davetini insanımıza ulaştırmaya çalışıyor.

 

Hasan el-Benna sempozyumundan kareler

 

Yurt içindeki ve yurt dışındaki gerçek ihtiyaç sahiplerine gıda, giyim, sağlık, eğitim, yakacak, kira, barınma ve sair konularda ayni, nakdi her türlü maddi ve manevi yardımda bulunmak üzere bir yardım kuruluşumuz bulunuyor. Medeniyet Uluslararası İnsani Yardım Vakfı ismi ile faaliyet gösteren kuruluşumuz merhamet ve iyilik gibi, değişen dünyada değişmeyen değerlerin hayatta kalmasını sağlamak amacıyla hayır sahipleri ile ihtiyaç sahipleri arasında güvenilir ve sağlam bir köprü olma misyonuyla hareket etmektedir.

İstanbul merkezli gerçekleşen pandemi döneminde dahi eğitimine ara vermeyen Medeniyet İslami İlimler Akademimiz ile tarih, düşünce, usul ve siyaset-toplum başlıklarında eğitimler vermekteyiz. Bu akademide M. Beşir Eryarsoy, Tahsin Görgün, Adem Levent, Vahdettin Işık, Murteza Bedir, Ahmet Yücel gibi alanında uzman birçok kıymetli akademisyeni konuk ettik.

Ankara’da faaliyet gösteren İslami İlimler Kız Akademisi (İLKA) hem öğrencilerimizin hem velilerin hem eğitim camiasının büyük beğenisini aldı. Burada kızlarımıza Arapça başta olmak üzere İslami ilimler üzerine eğitim alıyorlar. Ayrıca kişisel gelişimden, toplumsal aktivitelerden ve ev hanımlığından onları geride bırakmayacak bir müfredata tabiler.

Adana’da hafızlık kursumuz, Gaziantep’te yapımı devam eden Kur’an kursumuz var. Şubemizin ve temsilciliklerimizin bulunduğu tüm illerde halka açık sohbetler yapılmaktadır. Gençlerle ayrıca ilgileniyoruz. Yaz okulu çalışmalarımızda birçok gencimize Kur’an-ı Kerim eğitimi başta olmak üzere siyer, ahlak, ilmihal dersleri veriyoruz. Piknik, gezi, halı saha maçları, masa tenisi, bilgi yarışmaları vb. sosyal etkinlikler yaz okulu programımızda icra ediliyor.

 

Medeniyet Vakfı Afrika'da

 

Medeniyet Düşünce ve Kültür Bültenimiz toplumsal, kültürel, tarihi ve siyasi olaylara ışık tutan zengin bir muhtevaya sahip. Her ne kadar “bülten” ismi ile çıksa da aslında vakfımızdan haberlerin yanı sıra birçok özgün yazıya da ev sahipliği yapıyor. Üç ayda bir yayınlanan düşünce ve kültür bültenimizi arzu edenler vakıf merkezimizden ücretsiz temin edilebilir ya da vakfımızın sitesinden ücretsiz indirebilir.

Vakfın bünyesindeki gençlik çalışmalarını "Genç Medeniyet" çatısı altında yürütmektesiniz. Gençlik çalışmalarınızı da ayrıyeten dinlemek isteriz.

Gençlik döneminde hepimiz hayata katılım sürecinin ilk adımlarını atıyoruz. Bu dönemde hepimiz yaptıklarımızla veya yapmadıklarımızla geleceğe yönelik birtakım inşai faaliyette bulunuyoruz. İnsan olarak kişiliğimizi inşa ettiğimiz,dostlukların temelinin attığımız, meslek seçimine yönelik kararlar aldığımız, ilgi alanlarımızın yavaş yavaş netleştiği, sosyal çevre seçiminin yaptığımız bir zaman dilimidir gençlik dönemi. Bu sebeple gençlik dönemine bilhassa ehemmiyet göstermemiz gerekiyor.

Genç Medeniyet çatısı altında yaptığımız faaliyetlerde gençlerimizle her şeyden evvel insani ilişkiler temelinde bir birliktelik kurma gayesindeyiz. Gençler bizlere bir şeyler borçlu değil, bu sebeple onları istemedikleri ağır sorumlulukların altına sokamayız. Onlarla konuşmak, onların istidadını öğrenerek beraberce onların hayrına olacak şekilde bir eylemin içerisine girebiliriz.

 

Gençlerle gerçekleştirilen piknikten bir kare

 

Genç Medeniyet olarak gençlerimizin eğitimini esas alan bir müfredatımız var ama biz müfredattan önce onlarla sağlam bir bağ kurmayı, karşılıklı güven esaslı bir ilişki geliştirmeyi önemsiyoruz. Bilgi herkes için ulaşılabilir konumda, gençler için de öyle. Biz kuru salt bilgi vermenin ötesinde gençlere dokunabilmeyi, İslam kardeşliği çerçevesinde menfaatsiz bir ilişki geliştirmeyi önemsiyoruz ve çalışmalarımızda bunu esas alıyoruz. Genç Medeniyet’in faaliyetlerinde gençler hem işin fikir kısmında hem faaliyet kısmında yer alıyorlar.

Genç Medeniyet olarak ilköğretim, lise ve üniversite kademelerinde faaliyetler yürütüyoruz. Vakfımızın ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri için hazırladığı kitaplarımız mevcut. Üniversite öğrencileri için ayrıca dört yıllık bir müfredatımız bulunuyor. Sosyal aktiviteler çalışmalarımızın ayrılmaz bir parçası, kış ve yaz döneminde geziler, kamplar, turnuvalar düzenliyoruz. Tüm bu sosyal faaliyetleri icra ederken az önce de bahsettiğim gibi gençlerin sesine her zaman kulak veriyoruz. Vakfımız 2020 yılının temasını “Aile ve Gençlik” olarak belirlemişti. Bu temaya uygun olarak pandeminin zorlu şartlarında gençlere esas alan çalışmalar yürüttük. 2022 yılı temamız da “cemaat rahmettir”

Medeniyet Vakfı'nın düzenlediği Silifke Gençlik Kampı'ndan bir kare

 

Sizce günümüzde gençliğin karşı karşıya olduğu en büyük problemler ve bunların çözüm yolu nedir?

Açıkçası bu vadide söylenecek çok söz var. Ancak birkaçını ifade ederek iktifa edeyim. Bizler gençlerdeki din anlayışının değişimini farklı algılıyoruz. Gençler “bu böyledir, din işte budur” şeklindeki üstenci bir dille gelen din anlatımını kabul etmiyorlar. Aslında itirazları dinin kendisine değil, dinin anlatılış tarzına karşı. Gençler din konusunda ikna edilmek istiyorlar; modernizmin, sekülerizmin kendilerine dayattığı şüphelerden ancak ikna yoluyla kurtulabilirler. Bu manada gençlere hakikatin nasıl elde edileceğinin bilgisini vermemiz lazım.

Gençler arasında ateizmin, deizmin yayıldığı çokça yazılıp çiziliyor. Gençler arasında yayılan “taklid-i ateizm ve deizm”dir. Biz imandan bahsederken “tahkik-i iman”, “taklid-i iman” diye bir ayrım yapıyoruz. İnançlarını ateizm ve deizm olarak anlatan gençlerde de olan “tahkik-i inkar” değil, “taklid-i inkar”dır. Bu şekilde inkarı taklid yoluyla öğreniyorlar, yoksa kendilerini ateizme ya da deizme nispet eden gençler ciddi bir araştırmanın neticesinde bu inançlarda karar kılmış değiller.O halde bizlerin evveliyetle genç kardeşimize hakikat bilgisinin nasıl elde edileceğini öğretmemiz lazım. Çözümü medeniyet değerlerimizden ilhamını alan eğitim sisteminde, bilgi ve insan felsefesinde bulabiliriz.

Vakfın bünyesindeki İLKA'dan (İslami İlimler Kız Akademisi) da bahsedebilir misiniz? Akademinin müfredatında neler var, eğitim yönteminiz nedir? Neden böyle bir akademi kurma ihtiyacı duydunuz?

İslami İlimler Kız Akademisi, 8. Sınıfı bitiren genç kızlarımıza başta Kuran dili Arapça olmak üzere İslami ilimler alanında seminerler yoluyla eğitim veren, vakfımıza ait bir faaliyettir.

Kızlarımız İLKA’da dört yıl boyunca eğitim seminerlerine katılırlar. İlk sene 29 Mayıs Üniversitesi Arapça eğitim programını yürüten Arömer koordinatörlüğünde Arapça kursu alırlar. Ahlak, İlmihal, Kuran Tilaveti, Türkçe, Kitap Kritiği, Ev İdaresi, Rehberlik ve Kişisel Gelişim derslerimiz de ilk sene başlayan dersler arasında yer alır. Bundan sonra kızlarımız geriye kalan üç sene içerisinde; Fıkıh, Fıkıh Usulü, Hadis, Hadis Usulü, Tefsir, Tefsir Usulü, Siyer, İslam Tarihi, Meal ve Belağat alanlarındaki seminerlere katılırlar. Bunların bir kısmını Arapça olarak işlerler. Bunun yanı sıra temel düzeyde İngilizce dersleri alırlar. Arapçalarını metin okuyarak, çeviri yaparak, Muhadese dersleri alarak geliştirirler. Son sene, üniversiteye hazırlıklarına yardımcı olmak maksadıyla Matematik, Edebiyat, Tarih ve Coğrafya alanlarında etüt dersleri yaparlar, Bilişim Teknolojileri kursu alırlar. Öğrencilerimiz Kuran Tilaveti, Türkçe-Edebiyat, Kitap Kritiği ve Ev İdaresi gibi bazı seminerlere hemen her dönem katılmaktadırlar.

Bu dört senenin sonunda yeterli başarı gösteren öğrenciler için İhtisas programımız da mevcuttur.

Günümüzde İslami ahlak ve ilim yönünden donanımlı gençlere ihtiyacın her zamankinden fazla olduğunu düşündüğümüz için böyle bir girişimde bulunduk. Çocuklarını güzel ahlak ve faydalı bilgi üzere yetiştirmek bugün her Müslüman anne babanın en büyük amacıdır. Onları koşulların insafına terk etmek büyük ihmal olacaktır. Hayalimiz ve hedefimiz geleceğin ilim insanlarını yetiştirmektir. Allah’tan dileğimiz, çabamızın meyvelerini görmektir. Dileriz İLKA daha iyileri için bir adım ve bir örnek oluşturur.

Halihazırda gerçekleştirdiğiniz ve devamlılığına bilhassa önem verdiğiniz program başlıklarını bizlerle paylaşır mısınız?

M. Beşir Eryarsoy Hocamızın 2005 yılında başladığı ve büyük özveri ile 17 yıldır kesintisiz bir şekilde ilerlettiği tefsir derslerine önem veriyoruz. Hocamız içerisinde tefsir kitapları da olmak üzere birçok ilmi eseri Arapçadan Türkçeye kazandırmış biri olarak tefsir alanında ciddi bir birikime sahip. Şu an 500’ü aşkın tefsir dersi videosu youtube sayfamız da bulunuyor, ilgililer buradan takip edebilirler.

Devamlılığına bilhassa önem verdiğimiz programlardan bir diğeri Medeniyet İslami İlimler Akademisi’dir. Beş yıla yakındır devam eden bu programımızda alanında uzman isimleri ağırladık, Türkiye’deki akademisyenlerin birikimlerini bu programla başta vakıf gönüllerimiz olmak üzere herkesin istifadesine sunduk. Bu programımızı dört temel üzerine kurduk: Bunlar: Düşünce, Tarih, Usul ve Siyaset-Toplum. Programların kayıtları yine youtube kanalımızda mevcut. Bu programı daha istifadeli kılmak için yapılan dersleri matbu olarak yayınlamayı düşünüyoruz.

Önem verdiğimiz bir diğer program Davetçi çalışmamızdır. Bu çalışmamızla İslam davetini sokaklara, caddelere, parklara taşıdık. İnsanların bize gelmesini beklemedik, biz onlara gittik. Sadece yurt içinde değil Afrika’da da benzer çalışmayı devam ettirdik. Kardeşlerimizin gayreti Rabbimizin inayeti ile putperest inanca mensup bir çok kimse ihtida ederek Müslüman kardeşlerimiz oldu.

Medeniyet Vakfı tebliğ çalışmaları için sokakta

 

Tüm programlarımız bizim nezdimizde büyük öneme sahip. Bereket gördüğümüz, hayır umduğumuz programlarımızı katılımcı sayısına bakmaksızın devam ettirme gayretindeyiz.

Vakıf ismi olarak niçin Medeniyeti tercih ettiniz? Medeniyet kavramı sizde ne çağrıştırıyor?

Toplumlar, devletler, ülkeler sahip oldukları dünya görüşleri ve bu görüşün müşahhas şekli olan medeniyetlerinin birikimleri ile ayakta durabilirler. İslam dinine mensup kimseler olarak bizler nevzuhur bir topluluk değiliz. Geçmişten geleceğe uzanan bir medeniyet ideali ve birikimine sahibiz.

Medeniyetimizin temelini Tevhid oluşturur. Tevhid’i esas alarak kâinatı ve eşyayı okur, bu okumanın neticesi olarak faaliyette bulunur, müesseseler kurarız. Hiç şüphesiz ki bir medeniyeti büyüten, ayakta tutan büyük müesseselerdir ve bunların en temel sütunlarından birini de vakıflar oluşturur. İslâm düşünce ve medeniyetinin zirveye çıktığı dönemlerde bugün kamu hizmeti diye nitelendirilen hizmetlerin tamamını bedelsiz olarak vakıflar yürütmüştür.

Medeniyet Vakfı olarak çağımızda İslam medeniyetinin yeniden doğru bir şekilde anlaşılıp yorumlanması ve doğru bir şekilde yeniden uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü İslam medeniyeti, zamansal ve mekansal şart ve sınırlamaları aşarak bütün zaman ve mekanların medeniyeti olma özelliğine sahiptir. M. Beşir Eryarsoy Hocamızın ifadesi ile söyleyecek olursam “Bizler hem medeniyetimize vâkıf olmalıyız hem de medeniyetimize bütün imkânlarımızla kendimizi vakf etmeliyiz.”

Medeniyet Vakfı İslami ilimler akademisinden bir kare

 

İslam medeniyetinin düşüşüne neden olan faktörler üzerinde özellikle son yüzyıllarda çokça tartışmalar yaşandı. Sizce, eğer böyle bir düşüş yaşanmışsa buna hangi faktörler neden olmuştur?

Bu sorunuza vakıf başkanımız Kâzım Sağlam Hocamızın bir yazısıyla cevap vermek istiyorum.

"Medeniyetimizin dinamiklerinin toplandığı iki alanı, iki belirgin varlığı var; biri ümmet, diğeri güçlü devlet. Bu ikisin zayıflaması medeniyetimizin zayıflanmasına yol açmış, bunların güçlenmesi de medeniyetimizin güçlenmesine neden olmuştur ve olacaktır.

Ana dinamizm ümmettir, ümmet bilinci, çöken devleti tekrar diriltebilir, ihya edebilir ayağa kaldırabilir, çünkü bu bilinç, bu diri ve canlı yaşayış mutlaka bir işleyişe bir yapılanmaya dönüşecek ve istenen devleti kuracaktır. Ümmet bilinci, büyük tehlikeyi görebilir ve ona göre iç farklılıkları erteleyerek birlik oluşturmayı birinci vazife sayar. Ümmet bilinci güçlü devlet de çıkarır, güçlü ekonomi de oluşturur, güçlü ve güvenilir idari sistem de vücuda getirebilir.

Tarih bunun canlı şahididir, bizi yok etmeye gelen istilacılar -Moğollar- bizde dirildiler, çünkü biz o zaman diri idik, diri ve canlı yaşayan ümmet dönüştürücüdür, Hz. Ömer’in Müslüman oluşu da böyle bir vakıadır. Ümmeti diri ve diriltici tutan beslenmeden mahrum bırakmak en büyük vebal, ihanet ve zulümdür. Çünkü ümmet; merhametin, rahmetin, gerçek gücün, mahza adaletin, dengenin, itidalin ta kendisidir.

Ümmetin ete kemiğe bürünmüş şekli devlettir, devlet eliyle gelişen müesseseler, ahlakî olgunluk, fikrî hayat daima dışa dönüktür ve beynelmilel güçleri hesaba katarak yoluna devam eder. Gelişen olayları kontrolü altına alır, daima önde gider, diğer medeniyetler ve devletlerle rekabet içinde olduğundan kendini yenilemek ve gelişen yeniliklere karşı hem devleti hem de medeniyetini korumak zorundadır. Bu hal onu daima uyanık tutar, kendini geliştirmek zorunda bırakır, ülkesine ve insanına güvenmek mecburiyetini duyar, insanının kalitesini yükseltir. Böylece durmadan gelişen bir hareketlilik yaşar, dinamizmini daimî kılar.

Medeniyetimizin dinamizmi kendini yenilemesini becerebilmesidir, bu yenilenme; diğer medeniyetlerde olduğu gibi ana ekseninden kopma veya sapma değildir, kendi değer yargılarına bağlı kalarak hayata hakim olabilme yeteneği ve özelliğidir. İnsanlığın son kalesi, son ve kâmil dinin sahibi oluşu, aynı zamanda bütün insanlık adına hakikati ayakta tutma görevi ile görevlendirilişinin meyvesidir.

Medeniyetimiz iki önemli özelliği onu müstesna bir yere yerleştirir ona büyük imtiyaz sağlar; bunlardan birincisi bağlı bulunduğumuz naslarımızdır. Kitap-Sünnet’tir, ikisinden çıkarılan hükümlerdir, bu bizi sapmaktan, inhiraftan, zamanın hile ve desiselerinden korur. Geçici başarıların cazibesine kapılmayı önler, yerel, bölgeselin ve beynelmilel tuzağına düşmekten kurtarır, geçici heveslerin ve ileride insanlığa bela olacak sahte başarıların kucağına düşürmez. Tüm zamanların ve mekanların işine yarayacak kalıcı ve bütün insanlığın yararına olan hayırlı olanlara yöneltir. İstikamet üzere yoluna devam eder, güven ve dinginliği sağlar.

İkincisi içtihat anlayışımızdır, o bizi donmaktan, devre dışı kalmaktan, alıkoyar. Dinimizin ve medeniyetimizin yenidünyada yer edinmesine vesile olur. Her gün gelişmekte olan iktisadî, askerî, sosyal, siyasal, toplumsal, teknik yenilikleri içine almayı ve bize uyumlarını sağlamayı becerir, bunu sağlar. Naslarla birlikte yürüdüğü için, diri ve canlı olarak geliştiği için, bu yeniliği getirenlerin de nass ve içtihat tartışmaların içinde bulundukları için ayrıca neyin neresi İslâm ile çelişir veya uygundur tartışması da yersiz olur, nass-ictihat iç içe ve beraber bir arada bulundurularak vücuda getirilmiş bir yenilik hakkında bu tartışmalar abes olur. Bu da dinamizmimizi hem güvenli hem de daimi kılar.

Medeniyetimiz dünyayı kontrol etme ve geliştirme vazifesi ile vazifelidir, bu vazifeyi icra etmek tabii olarak bir gayreti ve hareketliliği icbar eder. Bunun için de medeniyet dinamizmi tüm dünyayı tanımayı, olup-bitenleri günbegün takip etmeyi, bunları değerlendirip daima bir adım önde gitmeyi gerekli kılar yoksa dünya liderliğini her an kaybetme tehlikesi vardır.

Bütün bunlar yapılırken merkeze Allah rızası ve ahiret düşüncesi, yapılanların hesabının verileceği korkusu taşıyan Müslümanlar tabii ki, zülüm edemezler, haksızlık yapamazlar, başkasının hak-hukukuna riayet ederler.”

 

Medeniyet Vakfı yardım çalışmalarından fotoğraflar

 

Sivil toplum kavramı sizin için ne anlam ifade ediyor? Vakıf ve sivil toplum arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar mevcut?

Vakıf, sivil toplum, cemaat yapılanmaları birer araçtır, şekildir. Önemli olan sahip oldukları muhtevadır, nitelikli vasıflı insan yetiştirebilme kabiliyetleridir. Şekle takılmaktan öte muhtevaya önem vermeliyiz, toplumun hayrına iş yapacak nitelikli vasıflı insanlar yetiştirmeliyiz. Vakıflar, stklar, cemaatler topluma değer katabildikleri ölçüde bir manaya sahiptirler.

Çalışmalarınızda hedef kitlenize yeterince ulaşabiliyor musunuz? Bunun için hangi kanalları aktif şekilde kullanıyorsunuz?

Çalışmalarımızın hedefinde kadın-erkek, genç-yaşlı fark etmeksizin toplumumuzun tamamı var. Ulaşamadığımız her bir insan için kendimizi mesul kabul ediyoruz ve bu düşünceyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Çalışmalarımızı daha verimli daha etkili kılarak bir önceki zamana göre daha fazla insana ulaşmaya çalışıyoruz. Bir önceki zamana göre daha fazla insana ulaşmışsak kendimizi başarılı kabul edip çalışmadaki gayretlerimizi arttırıyoruz. Ancak bunda başarılı değilsek dönüp çalışmalarımızı tekrar bir muhasebeye tutuyoruz. Toplum dinamik ve değişen bir yapısı var. Vakıf olarak bu değişimin gerisinde kalmamaya gayret ediyoruz. Medya araçlarını etkin kullanma konusunda eksikliklerimiz var, bilhassa bu araçları daha etkin ve verimli kullanma konusunda bir çalışma geliştirmemiz gerekiyor.

Farklı stk, vakıf ve yapılanmalar ile ilişkilerinizden bahsedebilir misiniz? Onlarla kurduğunuz iletişimi yeterli buluyor musunuz?

İstanbul Platformu çatısı altında kardeş stk, vakıflarla beraber çalışmalar yürütüyoruz. Toplumsal meselelere ilişkin basın açıklaması, yürüyüşler organize ediyoruz. Yapılan çalışmaların daha organize olabilmesi için daha fazla bir araya gelmemiz ve iletişim kanallarını açık tutmamız lazım. Ancak bu şekilde toplumsal çapta şahitlik görevimizi yerine getirebiliriz. Farklılıklarımızı bir kenara bırakarak daha fazla yapıyla bir araya gelmeli ve iletişimimizi derinleştirmeliyiz. Mevcut şekliyle toplumsal hadiselere müdahil olma ve yön verme konusunda başarılı olduğumuzu söylemem pek mümkün değil.

 

Medeniyet Vakfı'ının kardeş STK'lar ile ortak düzenledi Saraçhane eyleminden bir fotoğraf

 

Son olarak sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bize kendimizi tanıtma fırsatı verdiğiniz için Hertaraf Haber sitesine teşekkür ederim.

Hertaraf Haber olarak bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Selçuk | 30.10.2022 15:17
STK seri söyleşilerinşzi beğeni ile takip ediyoruz. Hertaraf bu alanda bir boşluğu dolduruyor.