metrika yandex

Haberler / Sivil Toplum

NURULLAH DURSUN SARIHAN HATIRALARI – 2 / Bayram AKÇAY

07.12.2020

ÖNGÖRÜLEBİLİR VE İSTİKRARLI OLMAK, KÜÇÜK ŞEYLERİN DAHİ KIYMETİNİ BİLMEK,

Resim 1:ANKARAY İşletmesi Bakım ve Yönetim Merkezi

Nurullah Dursun Sarıhan Ankara’da Hafif Raylı Sistem olarak faaliyet yürüten ANKARAY İşletmesinde 1995 yılında iş başı yapmış ve on yıldan fazla Raylı Sistemlerde çalışmıştı. ANKARAY’daki mesaisinin yaklaşık 10 yılını Eğitimci olarak çalışarak geçirmiştir. Bu zamanın önemli bir bölümünde kendisiyle teşrik-i mesaimiz oldu.

On yıldan daha fazla Nurullah Dursun Sarıhan’a iş arkadaşı oldum. Bu sebeple her gün en az 9 saat beraberdik. Belki aile bireylerinden daha fazla kendisiyle zaman geçiren biri olduk, yan yana durduk.

Birlikte çalıştığımız zaman içerisinde şahitlik ettiğim iş ahlakı ve genel özellikleri hakkında şahitlik ettiğim bazı hususları sizlere bu yazıda aktarmaya çalışacağım.

Nurullah Dursun Sarıhan’ın iş yaşamında özellikle dikkat ettiği hususlar şunlardı.

  • Mesai saatlerine titizlikle uyardı. Vaktinde iş başı yapar, vaktinden önce işten, görev yerinden ayrılmazdı. Gecikecekse de veya işten erken ayrılması gerekiyorsa mutlaka haber verirdi.
  • İşe giderken mümkün mertebe görüştüğü kişilere selam verdi
  • Boş bile olsa mesai yaptığı odaya selam ile girerdi.
  • Mesai saatinde iş varken özel işlerine asla vakit ayırmazdı.
  • Bilmediği konular olduğunda Atölyedeki çalışana da, bir mühendise de, bir Müdüre de sormaktan ve o konuyu öğrenmekten kaçınmazdı.
  • Bizim işlerimiz İstasyon amirinin veya tren sürücüsünün yetiştirilmesi gibi teknik konuları kapsıyordu. Nurullah abim işle ilgili hususlarda kuralcıydı. Yazılı kurallar neyi gerektiriyorsa onun uygulanmasını sağlamaya çalışırdı. Uygulanamayan kurallar olursa da yazılı kuralların revize edilmesini ve yerine uygulanabilir olanın yazılmasını temin etmeye çalışırdı.
  • Onun iş konusundaki kuralcılığı “Yazdığını yap, yaptığını yaz” sözüyle tam ifadesini bulmaktadır.
  • Eğitim verdiği zamanlarda teknik konular olsa dahi sosyal mevzulardan da örnekler vererek konuyu açıklar, ilgili olabilecek ayetlerle de konuyu temellendirirdi.
  • Misafiri varken veya yüz yüze görüştüğü biri varken telefonla arayan olursa “Bir görüşme halindeyiz, sizi sonra arayayım inşallah” der müsaade alarak telefonu kapatırdı. Mücbir sebep yoksa yüz yüze konuştuğu kişiyi bekletmez, telefonla arayan kişiyi beklemeye alırdı.
  • Telefon görüşmesini uzatmazdı.
  • Masası daima düzenliydi.

  • Her daim masasında ve yakın çevresinde bir gül veya çiçek bulundurur, onların suyunu verir, kuruyan dal ve yaprakları temizler, güneş almasını temin eder, onlarla konuşur ilgilenir, onlara canlı gibi davranırdı.
  • Kağıtlarda yazı yazılabilecek boş yer varsa o kağıdı atmaz müsvedde olarak kullanmak üzere saklardı.
  • İş ile ilgili görüşmelerde mutlaka not tutardı. Aldığı notta konu, tarih, ilgili kişi isimlerine yer verirdi.
  • Önemli evrakları ve tuttuğu notları ulu orta yerde bırakmaz, çekmecesinde muhafaza ederdi.
  • Önem verdiği iş arkadaşlarına, iş ziyareti dışında da selem vermek ve hal hatır etmek için odasına, çalıştığı alana ziyarete gider, ziyaretlerini kısa tutardı.
  • Gerek ziyaretine gittiği kişiye ve gerekse ziyaretine gelen kişiye kendisini önemli gördüğünü hissettirirdi.
  • Atölye, depo lojistik, bina ve ekipman, istasyonlarda çalışan personeli en az ayda bir ziyarete giderdi. Bu ziyaretlerde ikili diyalogların geliştirilmesi, personelin kişisel ve iş le ilgili durumu, teknik bilgilerin aktarılması, güncel verilerin alınması gibi işlerin yanı sıra Allah’ı hatırlatacak bir ortamın oluşturulmasına gayret gösterirdi.
  • İş arkadaşlarıyla diyaloglarını iş yeri dışına da taşımaya özen gösterir, iş yeri dışındaki buluşmalarda İmkan dahilinde aile ile ziyaretleşmeye özen gösterirdi.
  • Yıllardır ağır kalp hastası olmasına rağmen hastalığından bahsederek hüzünlü bir ortam oluşturduğunu hiç görmedim. Hastalığından bahis açılırsa espri ile karşılık verir adeta şakalarla gülerek konuları geçiştirirdi.
  • Günlük ilaçlarını düzenli alır ihmal etmez. Her gün en az 2,5 litre su içerdi.
  • Üst amirlerine karşı doğruyu söyleyen O olurdu. Tepki çekecek dahi olsa en doğru sözü O söylerdi.
  • “Bir yönetici yanlış yaptığında onu ilk düzeltmesi gereken dostlarıdır, dostluğun gereği yanlışları ve doğruları eğip bükmeden söylemektir” derdi.
  • Bizde bir yanlış görürse ve düzeltmek isterse hikaye ve kısa fıkralarla konuya girerdi. Hikayemsi örneklik için “Cıngıllı Çavuş” isimli bir kahramandan faydalanır, konuyla bağlantı kurabileceği bir olayı Cıngıllı Çavuşun başından geçmiş gibi hikaye eder, sonrasında kıssadan hisse çıkararak nasihatleriyle bizlere doğruları anlatmaya başlar ve bizleri uyarırdı. Her uyarısını bizleri gülümseterek sonlandırırdı.

  • Anlattığı kısa hikaye ve kıssalar kendi kurgusu olduğu gibi Molla Camii, Sadi-i Şirazi, Mevlana, Firdevsi eserlerinden derleme hikayeleri de içerirdi.
  • Boş vakitlerinde kuran okurdu. Bana günlük kuran dersleri verdi, Kuran okuttu.
  • Müslümanların dertlerini sahiplenir, gündemine alırdı. Bu sebeple Nüri Gürdal’ın hadisler, Şeref Helvacı’nın fıkhı konular, benim kuran Merkezli yorumlarım üzerinde yoğunlaştığımız vakitlerde Nurullah abi uygulanabilir ve hepimizin ortasında bir tutum ortaya koyar, somut öneriler ile vasat ümmet olmanın önemine vurgu yapardı.
  • İş yerinde herkesin ortak noktası Nurullah abiydi. Ömer Taner’i, Erol beyi, İdris Aksoy abimizi, Hatice Hanımı, Sonsel hanımı, Mehmet Emin Akça’yı Cengiz beyi, Kadir, beyi, Sami beyi, Sami Demircan’ı Cafer Duran’ı Ahmet Tener’i, …. Ve daha nicelerini biri birine bağlayan merkezdi.
  • İnsanı dinlemeyi bilirdi, iyi bir dinleyiciydi. Kendisiyle konuşmaya gelen biri dinginleşir, memnun olur, hatta onure olur yanından ayrılırdı.
  • Sözünün dinlenmediği yerde konuşmazdı.
  • N aif bir kişiliği vardı, bu sebeple herkese çok kibar ve saygılı bir şekilde konuşurdu.
  • Onun kibar ve saygılı hitabının acziyetten kaynaklandığını zannedenler olursa da bağırmadan ve hakaret etmeden hiddetli ve gür sesiyle söz söylemesini de iyi bilirdi.

Sohbetlerinde muhakkak gülümser, gülümsetir hatta kahkaha da atardı. Ben ağzından dişleri görülecek biçimde güldüğünü çokça görenlerdenim.

Bu yazdıklarımız olağan üstülüklerle dolu ve kimsede olmayan özellikler değildir. Elbet ki bu özelliklerin bir çoğu bizler de de var. Nurullah abide olanın ve ona ayrıcalık katan asıl özelliğin ise bahse konu olan özelliklerdeki istikrar ve sürekliliktir.

Nurullah abi hep böyleydi. Nerde ne yapacağı belliydi, bilinirdi, öngörülebilirdi. Bu özellikleri sürekliydi. Asla bir insana bağırdığına, bir insanın kalbini kırdığına, gül ve çiçeklerini ihmal ettiğine, ilaçlarını almadığına, su içmeyi ihmal ettiğine şahit olmadım. Sağlık sorunları sebebiyle birini hüzünlendirdiğini görmedim.

İş yaşamında Nurullah Dursun Sarıhan doğru, öngörülebilir ve titiz bir kişilik olarak tanındı. Sade, gösterişten ve mübalağadan uzak, özenli ve titiz iş yaşamıyla, Allahtan korkan ve Allah’ını seven bir yürek ile bizlere rol model oldu. Nitelikli diyalogları sebebiyle kaliteli insanların yetişmesine önemli katkılar sundu.

Büyüklük küçük olanların dahi hakkını vermek, gadrini bilmek imiş. Büyüklük sade ve doğru olmakmış. Büyüklük Müslümanca yaşamak ve Müslüman olarak Allah’a dönmekmiş.

Rabbim rahmet eyleye…


Allah bizleri mutmain kullar olarak huzurunda buluştursun.

Bayram AKÇAY

07.12.2020

İSTANBUL

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Mehmet Şerefoğlu | 08.12.2020 02:16
Kıymetli bir insanı güzel kaleme almışsın. Mekanı cennet olsun. Seninde kalemine kuvvet.
Harun | 07.12.2020 20:07
Bu güzel dostluğunuz cennettede devam etsin inşallah.Hep birlikte