metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

LANZAROTE SÖZLEŞMESİ’NİN HUKUKİ TAHLİLİ- 2/Lüksemburg Kılavuzu ne ifade ediyor? -Av. Ebubekir Esad BAŞ

31.05.2020

Lüksemburg Raporu – Lüksemburg Kılavuzu ne ifade ediyor?

Söz konusu rapor 28 Ocak 2016 yılında; Avrupa Konseyi Sekretaryası, BM Çocuk Hakları Komitesi, BM Çocuklara Yardım Fonu (UNİCEF), Europol, INTERPOL, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi kuruluşların da yer aldığı toplam da 18 kuruluşun temsilcilerinden oluşan ‘Kuruluşlar Arası Çalışma Grubu’ tarafından Lüksemburg’da kabul edilmiştir.

Raporun tam adı şu şekildedir: ‘Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismardan Korunması Terimler&Kavramlar Kılavuzu’(2) Lüksemburg Raporu’nu meydana getiren ve Kuruluşlar Arası Çalışma Grubu adını alan bu yapı 2014 yılında kurulmuş, başkanlığını eski BM Çocuk Hakları Komitesi Başkanı Profesör Jaap Doek yürütmüştür.

Rapor hazırlanırken insan hakları sözleşmelerinin komitelerinin görüşlerinden, uluslararası ve bölgesel kuruluşların karar ve tavsiyelerinden derlenen bilgilerden de yararlanılmıştır.

Avrupa Birliği’nin desteği ile Uluslararası Çocuk Merkezi tarafından Türkçeye tercüme edilmiş olan Raporun amacını (raporun ifade etmek istediği ve içerisinde yer alan amaç) kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:

Çocukların cinsel sömürü ve cinsel istismarının her biçiminin önlenmesi ve ortadan kaldırılması için çalışan tüm kişi ve kuruluşlara çalışmaları sırasında karşılaşabilecekleri farklı terim ve kavramları anlamaları ve kullanmalarına yardımcı olmak,

- Raporda sunulan terimlerin ve kavramların anlamına ve olası kullanımlarına aşinalık kazandırmak,

- Cinsel sömürü ve istismar ile ilgili bu zamana kadar ortaya çıkmış kelime ve kavramlar ile ilgili evrensel anlamda kabul görebilecek bir terimler ve kavramlar kılavuzu oluşturmak,

- Söz konusu kavramlar neticesinde Lanzarote Sözleşmesi ve çocuk haklarına dair daha birçok sözleşme ve bildirinin Taraf Devletler ve dünya kamuoyu tarafından doğru anlaşılabilmesini ve doğru uygulanabilmesini sağlamak.

Verdiğimiz kısa bilgilerden sonra Lüksemburg Raporu’nu müstakil bir şekilde değerlendirmekten ziyade Lanzarote Sözleşmesi için yapacağımız madde tahlilleri ile birlikte rapora da atıfta bulunarak irdelemek, kritik etmek ve incelemek hem okuyucularımız için zihin açıcı olacak, hem de sözleşme maddelerinde yer alan fiillerin raporda açıklanan kavramlar yoluyla hayatımıza nasıl pratize edildiği de anlaşılmış olacaktır.

Lanzarote Sözleşmesi ‘‘Madde Tahlili’’

Makalemizin bu bölümünde söz konusu sözleşmenin bazı maddelerini Lüksemburg Raporu’na da atıfta bulunarak hukuk tekniği bakımından inceleyecek, irdeleyecek ve kritik edeceğiz.

Madde 2 – Ayrım gözetmeme ilkesi Bu Sözleşme hükümlerinin Taraflarca uygulanması, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerden faydalanmaları, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya diğer tür görüş, milli veya sosyal köken, herhangi bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk ve arazi sahibi olma, doğumla, cinsel eğilimle, sağlık durumuyla, engelli olma veya diğer bir statüyle bağlantılı olmaksızın, ayrım gözetilmeden temin edilecektir.

Madde 2 Tahlili: Sözleşmenin ikinci maddesinde mağdur çocukların özellikleri ile ilgili ayrımcılık yapılmaması üzerinde durulmuştur.

Burada çocukların özellikleri sayılırken erkek veya kadın(kız) cinsi haricinde LGBTİ fonksiyonlarına sahip cinsi yönelim/eğilim gerçekleştiren çocuklar da kapsam içine alınmıştır.

Dolayısıyla kadın – erkek haricinde farklı bir şekilde cinsel eğilim hakkının çocuklar seviyesinde de gerçekleştirilebileceği uluslararası sözleşme yolu ile meşrulaştırılmakta ve hukuki dayanak oluşturulmaktadır.

Madde 3 – Tanımlar

Bu Sözleşme maksatlarıyla:

a. “çocuk” 18 yaşından küçük herhangi bir birey anlamına gelecektir;

b. “çocukların cinsel suiistimali ve cinsel istismarı”, bu Sözleşmenin Madde 18-23’ünde atıfta bulunulan davranışları içerecektir;

c. “mağdur” cinsel suiistimale veya cinsel istismara maruz kalan herhangi bir çocuk anlamına gelecektir.

Madde 3 Tahlili:

Sözleşmenin 3.maddesinin a bendinde açıkça çocuk kavramından 18 yaşından küçük herhangi bir bireyin anlaşılacağı belirtilmiştir.

Bu noktaya temas etmemizin sebebi yapacağımız tahlil ve kritiklerde çocuk kelimesinden bahsederken açıklanan yaş aralığı bilinerek okuma yapılmasının öneminden kaynaklanmaktadır.

Lüksemburg Raporu’nda da çocuğun tartışmalı bir terim olmadığı, kesin, yazılı hukuki tanımı geçtiği belgeye göre küçük farklılıklar gösterse bile hukuksal kavram olarak üzerinde neredeyse evrensel bir kabulün hâkim olduğu, birden çok uluslararası ve bölgesel kuruluşlar tarafından kabul edilen belgelerde ortak yaş haddinin ‘18’ olduğu belirtilmiştir.

Madde 4 – İlkeler Tarafların her biri çocukların her türlü cinsel suiistimalini ve cinsel istismarını önleyecek ve çocukları koruyacak gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

Madde 4 Tahlili: Dördüncü madde çok anlamlı ve çok önemli bir içeriğe sahiptir. Açıkça amaç ve ilkeleri belirtmekte ve adeta tavizsiz bir hava estirmektedir. Hâlbuki ilerleyen maddelerde çocukların suiistimali ve istismarı ile ilgili hususlarda Taraf Devletlere nasıl imtiyaz/istisna tanındığını, bazı durumlarda haklarını saklı tutabileceklerini, yasal yaşa/cinsel rıza yaşına ulaşmış ÇOCUK’ların kendi aralarında her türlü cinsel ilişki ve çocuk pornografisi üretme - bulundurma konularında hiçbir yaptırım önermediği, serbest bıraktığı çok açık şekilde anlaşılacaktır.

Devam Edecek...

1. Bölüm

https://hertaraf.com/haber-lanzarote-sozlesmesi-nin-hukuki-tahlili-1-av-ebubekir-esad-bas-4414

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş