metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

LANZAROTE SÖZLEŞMESİ’NİN HUKUKİ TAHLİLİ(1)-Av. Ebubekir Esad BAŞ

23.05.2020

LANZAROTE SÖZLEŞMESİ’NİN HUKUKİ TAHLİLİ- 1

Av. Ebubekir Esad BAŞ

19 Mayıs 2020 İstanbul Sözleşmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının çok yoğun bir şekilde yaşandığı şu zaman diliminde, 2007 yılından bu yana hiçbir şekilde tartışılmayan ve gündem haline gelmeyen/getirilmeyen ancak 7 Mayıs 2020 tarihinde Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Mücahit Gültekin’in şahsi YouTube kanalında yayınladığı bir video üzerine bazı çevrelerin gündemine gelen, sözde çocuklara karşı cinsel sömürü ve istismara karşı korunma yollarını, bazı tedbir ve yaptırımları öngören ama cinsel rıza yaşını belirterek çocukları daha küçük yaşlarda her türlü istismara açık hale getirebilme potansiyeline sahip Lanzarote Sözleşmesi ile ilgili yerel ve ulusal bazda ülke gündemini sarsacak düzeyde haber, makale ve her türlü görsel yayının yapılmadığı gerçeği üzerine söz konusu uluslararası metni ve bu metin için açıklayıcı kılavuz ve terimler niteliğinde olan Lüksemburg Raporu’nu birbiriyle bağlantılı ve tamamlayıcı bir şekilde izah edebilecek bir makale yazma, bu vesile ile sivil ve siyasi her alanda gündem oluşturma zorunluluğu hâsıl olmuştur.

 

İş bu makalede; Lanzarote Sözleşmesi hukuk tekniği bağlamında değerlendirilmiş, Milli ve Manevi değerlerimize, Anayasa’ya ve İnsan Haklarına aykırı görülen ‘en önemli maddeleri’ Lüksemburg Raporu’nun ilgili tespitlerine de sürekli atıfta bulunarak hukuki anlamda tahlil edilmiştir.

Sözleşmenin Türkiye açısından neler ifade ettiği, Türkiye üzerindeki pratik yansımalarının neler olduğu, Taraf Devletlerce oluşturulmuş Taraflar Komitesi – Lanzarote Komitesi tarafından günümüze kadar hangi uygulamaların icra edildiği, hangi raporların düzenlendiği değerlendirilmiştir. Lanzarote Komitesinin yönlendirme ve yaptırım gücünün nasıl işletildiği, özellikle cinsel rıza yaşı kavramı ile neyin amaçlandığı, uluslararası hukukun dünya çocuklarını cinsel sömürü ve istismara daha küçük yaşlarda iken nasıl açık ve müsait hale getirdiği irdelenmiştir.

Yine çocukların küresel moda endüstrisinin sömürü aracı olması için bazı metinlerin nasıl el birliği ile kaleme alınabildiği gibi konular üzerinde de durularak, bu zamana kadar bu Sözleşmenin tartışılmaması ve gündem haline getirilmemesi ile ilgili eleştirilerimiz dile getirilmiştir. Nihayet bu makalede, neslimizi, geleceğimizi olumsuz yönde etkileyebilecek, çocukların cinsel istismardan korunması görünür amaçlı Lazarote Sözleşmesinin çocukların nasıl cinsel istismar edilmesine yarar halde olduğunu, yine Sözleşmenin denetim organlarının Raporu üzerinden açıklığa kavuşturmak amaçlanmıştır. Umarız bu makale, benzeri araştırmalara ve uluslar arası sözleşmelerin kamuoyu ile paylaşılıp değerlendirilebilmesine bir katkı oluşturur.

Sözleşme tanımı

25 Ekim 2007 yılında İspanya’nın müstemlekesi olan ‘Lanzarote Adası’nda Avrupa Konseyi Üye Devletleri ile diğer bazı Devletler arasında imzalanan ve ‘Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması’ başlığını taşıyan Uluslararası bir sözleşmedir.(1)

Söz konusu sözleşmeyi imzalayan bazı Devletler

- Türkiye

- Amerika Birleşik Devletleri

- İngiltere - Rusya - Tunus (İlk Avrupa dışı Ülke)

- Fransa

- Almanya

- İtalya

- Hollanda

- Belçika

- Japonya

- Papalık ve Avrupa Birliği Üyelerinin tamamı sözleşmeyi imzalamıştır.

Burada Çin Halk Cumhuriyeti’nin daha o yıllarda (2007) iş bu birlikteliğe girmeyip sözleşmeyi imzalamaması dikkat çekicidir! Ayrıca AB Konseyi üyesi olmasına rağmen imzalamayan Devletler şunlardır:

- İrlanda

- Ermenistan

- Azerbaycan

Sözleşmenin Türkiye’de kabul edilme süreci

Türkiye’de sözleşme 13/08/2010 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gelmiş, sözleşmenin kabul edilebilmesi için ‘Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’ oluşturulmuş; Dışişleri, Adalet, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonları görev almış ve ismi anılan komisyonlar 567 sayılı Komisyon Raporu ile olumlu görüş sunmuş, işbu kanun tasarısı 6084 sayılı kanun ile onaylanmış ve 25/10/2010 tarihinde kanunlaşmıştır.

Sözleşmenin, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanması için 18/07/2011 tarihinde Bakanlar Kurulu Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanarak karar vermiştir.  

Dolayısıyla dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan Lanzarote Sözleşmesi 10 Eylül 2011 tarihinde 28050 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanaatimizce bu sözleşmenin irdelenmesi, kritik yapılması, Milletimizin değerleri ile uyuşup uyuşmadığının belirlenmesi, Avrupa’nın insan – çocuk – aile tanımlamasını bilerek çok hassas bir şekilde masaya oturulması gerektiği, hukuki metnin incelenmesinde ilgili komisyonların ince eleyip sık dokuyarak asıl meselenin geleceğimiz, neslimiz ve dolayısıyla Devletimizin bekası olduğu bilinci ile hareket etmesi gerekliliği konularında aşağıda ismi zikredilen Devlet yöneticilerinin yetki ve sorumluluğu tartışılmaz derecede ortadadır.

Dönemin; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,

Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin,

Dışişleri Bakanı Ahmet Davuoğlu,

Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış,

Adalet Bakanı Sadullah Ergin.

Lanzarote Sözleşmesi’nin Türkiye açısından bağlayıcı hale gelme aşamaları arz edildikten sonra sözleşmenin giriş kısmından ve nihai amaçlarından bahsetmek yerinde olacaktır.

Lanzarote Sözleşmesi’nin ‘‘sözde’’ temel amaçları

- Çocukların cinsel sömürü ve istismara uğramasını engellemek ve bu konuda Ulusal Uluslararası iş birliği gerçekleştirmek,

- Çocuk pornografisi ve fuhşunu yasaklamak ve bunun için gereken her türlü tedbiri almak,

- Çocukların psiko-sosyal gelişimi açısından yıkıcı olabilecek etkilerini ortadan kaldırmak,

- Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması yoluyla gerçekleştirilebilecek çocuk pornografisi ile mücadele etmek,

- Çocukların iyilik ve menfaatlerini en üstün değer olarak kabul etmek,

- Önleyici-koruyucu ceza hukuku alanı oluşturmak,

- Tüm bu yükümlülükleri bağlayıcı hale getirerek özel bir gözetim ve denetim mekanizması kurmak. Yukarıda sayılan amaçları sözleşmenin giriş kısmında ve birinci maddesinde bulmanız mümkündür. Hâlbuki Sözleşmenin,

- sadece belirli bir yaş aralığında bulunan çocuklar (cinsel rıza yaşına ulaşmamış çocuklar) için bu amaçları taşıdığını,

- dolayısıyla cinsel rıza yaşına ulaşmış çocukları kapsamadığını,

- Taraf Devletlere; çocukların her türlü cinsel sömürü, suiistimal ve istismara karşı korunmasına yönelik genel ve kapsayıcı maddeler sunması ile birlikte; istisnai tutulan ve uygulama noktasında sözleşmede belirtilen çocuk pornografisi üretimi, her türlü pornografik performans, cinsel ilişki ve aktivite sayılabilecek fiiller ve daha birçok fiil hususunda yaptırıma bağlama ile ilgili serbestiyet tanıyan, tolerans gösteren ve “açıkça haklarını saklı tutabilirler” ibaresine yer veren maddeleri de içeren bir sözleşme olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

Hukuki anlamda sözleşme maddelerinin teknik tahliline geçmeden önce Lanzarote Sözleşmesi’nde ve günümüze kadar gelen birçok uluslararası sözleşme, rapor ve bildiri niteliğinde olan belgelerde yer alan çocukların cinsel sömürü ve istismarına ait çocuk, cinsel şiddet, cinsel rıza yaşı, çocuğun çevrimiçi cinsel istismarı, çocuk pornografisi, erken yaşta evlenme gibi kelime ve kavramları açıklayan ve evrensel anlamda kabul edilebilirliği sağlama adına kavramsallaştırma çalışması ve kavramlar kılavuzu niteliğinde olan Lüksemburg Raporu’na değinmek gereklidir, önemlidir.

 

Devam Edecek..

(1) Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması’ başlıklı Uluslararası Sözleşme https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/09/20110910-4.htm Sayfa 2

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Özgür Kelepçe

23.05.2020

Aydınlatıcı güzel bir açıklama olmuş. Teşekkürler. Başarılar. Kaleminiz dert görmesin.