metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

Irak Notları ( II ) / Harun AYKAÇ

26.07.2020

2. Bölüm

DAİŞ ‘ in aktif olduğu ve her tarafa korku saldığı o günlerde yine Duhok'ta gezerken ülkemizin orada yaptırdığı yirmi bin kişilik kampına denk geldik . Ve gerçekten de alt yapısı sağlam yaz ve kış mültecilerin rahatlıkla barınabildikleri bir vaziyete sahipti. Dünyanın değişik yerlerinden ülkelerin de yaptırdığı kamplar vardı hiç kuşkusuz. Taraf olsun diye söylemiyorum. Hiçbiri bizim yaptırdığımız bu kampın yerini tutamazdı. Ne var ki reklamını çok iyi yapıp pazarladığımız söylenemez.

Kızılay Yardım Faaliyeti

(Kızılay'ın Kerkük Leylan Yahyava'daki kampında mültecilere ve göçmenlere uzanan dostluk eli.)

Özellikle AFAD, Kızılay ve TİKA'nın bölgedeki faaliyetleri takdire şayandı.

Kerkük'te bulunan Leylan Yahyava Mülteci Kampının tüm giderleri Türkiye tarafından karşılanmış hatta olabilecek ani durumlar karşısında tam teçhizatlı bir ambulans da gönderilmişti. Hava çok sıcak, yerinden yurdundan edilmiş insanlar çaresizliklerini anlatırken arada “Türkiye bize müsa’de ediyor, Allah zeval vermesin." diyor selamlarını da iletiyorlardı. Müsa’de kelimesi dikkatimi çekiyordu. Arapça az çok bilmeme rağmen o gün için kavrayamamıştım. Yani Türkiye neye izin veriyor ya da versin diyordum, kendi kendime. Daha sonra Arapça’m biraz daha inkişaf edince anladım ki, o  kelime de "nasara"ya benzer "yardım"  manası taşıyormuş.

Her yerde olabildiği gibi o gün kampta yardım dağıtılırken farklı siyasi fraksiyonlara mensup temsilciler vardı. Onlardan biri feveran ediyordu . Neden bize muhalif olan bir siyasi fraksiyonun lideri burada? O gün bir daha anladım ki, savaş da olsa dizginlenemeyen düşünceler kendisini her zaman gösterecek ve bu arenada rekabet devam edecekti.

Kerkük Kalesi

Kerkük Kalesi ve içindeki birçok yerleşim yeri Saddam Hüseyin döneminde boşaltılmış ve birçok yeri de yıkılmıştı. Geçmişte dillere destan Kerkük Kalesi ve çevresi çer çöp içindeydi. Çok ciddi rikatime dokunmuştu. Dünyanın saylı petrol çıkarılan bir alanına sahip ol, fakirlik ve çevre kirliliği ile  boğuş. Yanı başında ise petrol varlığının alamet-i farikası olan “Baba Gürgür" ( yerden çıkan petrolün sürekli yandığı alana verilen isim ) 24 saat boyunca yansın. Petrol kaynakların da uluslararası güçler tarafından ortaklaşa çıkarılıp dünya pazarlarına sevk edilsin ve oradan sana dişinin kovuğunu doldurmayacak sözde bir pay verilsin.

Kerkük sokaklarını ve çarşılarını dolaştıktan sonra bir kahvehaneye girerek oturup çay içtik. Çay içme sırasında orada bulunanlarla sohbete daldık. Bir de baktım aynı mekanda Arapça, Türkmence ve Kürtçe konuşuluyor. Ben kendimi hiç yabancı hissetmedim; zira üçünü de anlıyor ve konuşabiliyordum. Her ne kadar Arapça’m süper olmasa da derdime derman olabiliyordu.

Kerkük

Orada bulunan Kürtler, Araplar ve Türkmenler memleketlerinde cereyan eden savaşın kendilerinin savaşı değil; uluslararası dünyanın kendi yer altı zenginliklerini kapmak için onlara rağmen tezgahladığını ve kendilerinin figüran olarak kullanıldığını rahatlıkla söylüyorlardı. Gel gör ki, egemenlik yarışında olan veya buna mecbur bırakılanlar kendilerini bu savaşa gerçekten ikna etmişlerdi. Herkes kendisini mağdur kabul ediyordu. Şiiler yıllarca Baas rejimi çizmeleri altında ezildiklerini ve ülkenin nüfus olarak yüzde 63 veya 60'nı teşkil etmelerine rağmen yok sayıldıklarını söylüyordu. Kürtler, Irak‘ın kuruluşundan bu yana kendilerine verilmesi gereken otonomun verilmediğini ve bu rejimin kendilerini defalarca ölüme mahkum ettiğini ifade ediyorlardı. Türkmenler hem Arapların hem de Kürtlerin yer yer kendilerine yaşama hakkı tanımadıklarından söz ediyorlardı. Dolayısıyla her biri diğerine potansiyel bir rakip gözü ile bakıyordu.

Bu arada bölgede en rahat dolaşanlar da Amerikalılar, Fransızlar, Almanlar, Kanadalılar kısacası ortak hava savunma sistemini oluşturan yaklaşık 62 ülkenin askeri mensupları idi.

https://hertaraf.com/resimler/haberfoto/irak-notlari-ii-harun-aykac-6907.jpgSaddam Hüseyin ve Molla Mustafa Barzani

(Saddam Hüseyin ve Molla Mustafa Barzani)

O sıralar "DAİŞ" tarafından ülkenin değişik yerlerinde intihar saldırları düzenleniyor. Nerede,  ne zaman, neyin olacağı belli değildi. Özellikle şehirlerin girişinde çok ciddi güvenlik önlemleri alınmış “Saytere" denilen yerlerde Araplara karşı çok ciddi bir tarassut gerçekleştiriliyor. Adam yerine konulmuyorlar ve her an her şey yapabilecek elemanlar nazarı ile bakılıyordu. Tabii ki Araplar da kendi egemenliklerinin olduğu yerde diğerlerine böyle bakıyorlardı. Bu arada rahat gibi gözüken ama gerçekte onların da rahat olmadığı Türkmenlerdi. Maalesef Türkmenleri de birbirlerine Şii ve Sünni diye düşmanlaştırıp birbirlerine düşürmüşlerdi. Tabii ki bu iki kutbun dışında mezhep farklılığını gözetmeyip birbirine düşman olmayanların varlığını ve gayretlerini de inkar edemeyiz ...

Devam Edecek

1. Bölüm:

https://www.hertaraf.com/haber-irak-notlari-i-harun-aykac-4812

 

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Osman Yurt

28.07.2020

Üstad tesbitler isabetli. Gozlemlerine dayalı. Devamını bekliyoruz.
Okuyucu

28.07.2020

Türkmence diye bir dil varmı