metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Kültür - Sanat

İbn-i Kemmune’nin kaleminden Peygamberliğin İsbatı- Murat Aslan

27.05.2022

Kitap eski-yeni yayınları tarafından 2017 yılında yayınlanmış.
 
Kapak “bir yahudi filozofun kaleminden "üç din üç peygamber” üst başlığı, “13. yüzyıl klasiği“ alt başlığıyla sunulmuş.
 
Çevirenin önsözünde Ali Osman Kurt çevirinin uzun süren serencamını anlatıyor bize; Çevirinin uzun zamana yayıldığını, kesintilerle devam ettiğini, nihayet son bir kararlılıkla çeviriyi bitirdiğini, bunun kendisini ziyadesiyle mutlu ettiğini belirtiyor.
 
Bir kitabı tanımak öncelikle onun üretildiği çağı tanımakla başlar.
 
Tarih ve coğrafya üzerinden ilgili bölge odak noktası seçilerek oraya yoğunlaşılır, diğer bölgelerle karşılaştırması yapılarak, dünya medeniyeti içindeki konumu belirlenmeye çalışılır; Yazarın içinde yaşadığı toplum, o toplumun kültürel atmosferi, aldığı eğitim kitap hakkında bize ipuçları sunmaktadır çünkü.
 
İçerikten söz etmeden önce edindiğim kimi intibaları paylaşmak istiyorum izninizle.
 
Kitabın genel havasından, öncelikle bir yazarın çağının ürünü olduğunu, içinde yaşadığı kültürel atmosferden etkilendiğini, bakış açısının bu dil ve kültür ortamında oluştuğunu, dönemin soru ve sorunlarıyla hemhal olmak zorunda olduğunu öğreniyoruz.
 
Bu açıdan baktığımızda, İbn Kemmune’nin Farklı bir dine inanmış olmasına rağmen, İslam kültür havzasına ait bir düşünür olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
 
Yazar 13. Yüzyılda İlhanlılar hakimiyetindeki Bağdat’ta yaşıyor. O günkü Bağdat çok dinli ve çok kültürlü bir şehir. Çok canlı bir kültürel ortam söz konusu.
 
Böyle bir atmosferde 1215’te Bağdat’ta Yahudi bir ailede doğan İbn Kemmune, burada yaşamış ve 1284’te burada vefat etmiştir. Çocukluğu, gençliği ve eğitimi hakkında fazla bilgi bulunmamakla
birlikte, geride bıraktığı eserlerden onun üç büyük dinin temel kaynaklarına vakıf olduğu, kendisini çok iyi yetiştirdiği, iyi derecede Arapça, İbranice ve Farsça bildiği, bilinmektedir.
 
Dünya ölçeğinde, 13.yüzyıl, Yunan, Roma ve Fars medeniyetlerinin ölü medeniyet haline gelmiş olmasına rağmen, İslam medeniyetinin her alanda zirveye ulaştığı bir yüzyıl olmuştur. Mantık, felsefe, tıp ve astronomide zirve isimler yetişmiş ve İslam dünyasının değişik bölgelerine dağılmış bulunmaktaydı.
 
Müslümanlarda özgüven hat safhadadır. Yeryüzünde bilgi namına ne varsa İslam dünyasında dolaşımdadır. Müslümanlar değer verdikleri bilgileri almakta, özümsemekte ve kendilerinin kılmaktadırlar.
 
Ayrıca kitap bize Müslümanların farklı din ve kültürlerden insanlarla birlikte barış içinde yaşadığına, farklı olana karşı ciddi müsamaha gösterildiğine güzel bir örneklik teşkil etmektedir.
 
Farklı kimi eleştirel görüşlere karşı medeni biçimde reddiyeler yazılarak karşılık verilmeye çalışılmaktadır.
 
Ancak şunu da belirtmek gerekir ki bir yazarın yaptığı eleştirilerin siyasal ortama taşınmasıyla bir ötekileştirme ve linç girişiminin de oluşturulabildiği görülmektedir. Kemmune’nin başına tam da bu gelmiş canını zor kurtarmış, hayatının sonuna kadar da gizlenerek yaşamıştır.
 
Kitap bize dönemin dini ve felsefi gündemini; Önemli tartışma konularını, takip etme imkanı da sunmaktadır.
 
İbn Kemmune dönemin ana akımlarından olan, meşşai ve işraki gelenek içinde kabul edilmektedir. Yazarın, Gazali, Fahrettin Razi, Nas ırüddin Tusi, gibi Müslüman alim ve düşünürlerden çok etkilendiği, Kudbuddin Şirazi gibi düşünürleri de etkilediği kabul edilmektedir. O günkü düşünürler arasında görüş alış verişi ya görüşerek yada yazışarak olmaktaydı. İbnKemmune’nin Nasırüddin Tusi ve Necmüddin Katibi gibi dönemin önemli şahsiyetleri ile ilmi yazışmalarını buna örnek olarak verebiliriz.
 
Yine dönemin önemli düşünürlerinin kitaplarına şerh yazmak bir düşünce geliştirme yöntemi olarak kullanılmaktaydı. İbni Kemmune, İbn Sina’nın İşarat ve Sühreverdi’nin Telvihat adlı eserlerine şerhler yazarak bu geleneği sürdürmüştür.
 
Yazar kitabı yazmaktaki amacının kendi döneminde yaşanan dini tartışmalar olduğunu, bu nunla peygamberlik müessesesini ve peygamberler tarafından ortaya konan bilgileri kabul etmeyenlere bir cevap vermek ve nübüvveti üç din; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet ve üç peygamber; Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed üzerinden ispat etmek olduğunu belirtmiştir.
 
Peygamberliği ise “İnsanda geçmişte olanları ve gelecekte olacakları gören bir göz açılır, işte aklı aşan bu güç peygamberliktir” diye aç ıklamaktadır.
 
Yazar kitaba yazdığı önsözde, kitabı yazarken uyguladığı yöntemin nesnellik ve tarafsızlık olduğunu, bu yolla her bir dininyüce gayelerini araştırmaya çalıştığını belirtmiştir.
 
Yazar üç büyük kitabi dini hak din kategorisinde görmekle İslam düşünürleriyle örtüşmektedir.
 
Bu açıdan bakıldığında kitabın karşılaştırmalı dinler tarihinde yazılmış iyi örneklerden olduğu söylenebilir.
 
Yazar kitaba besmele ve hamdele ve salvele ile başlamakta, HzMuhammed’e salat ve selamda bulunmaktadır.
 
İbn Kemmune’nin, İslam dini ve Hz. Muhammed hakkındasaygılı bir üslup kullanmasından dolayı Müslüman olduğu iddia edilmişse de bu doğru değildir. Kullandığı dil ve üslup, içinde yetiştiği İslam kültürünün bir sonucudur.
 
Kitap dört bölümden oluşmaktadır.
 
Birinci bölümde, nübüvvet konusunda teorik bir altyapı çalışmasıgörülmekte, peygamberliğin varlığı, gerekliliği ve özellikleri üzerinde durularak, peygamber gönderilmesinin faydaları, mucizenin nübüvvete delil olabilme şartları işlenmektedir.
 
İkinci bölümde ise Yahudilikte peygamberlik anlayışı ve Yahudi inançları anlatılmış, Tevrat’ın tevatürü ve tahrifi, Tanrının insan biçimci (Antropomorfizm) olarak anlatılması, mucize, ahiret inancı ve Yahudi şeriatının neshi gibi belli başlı konular incelenmiştir.
 
Üçüncü bölümde, Hristiyanlığın peygamberlik anlayışı, Hz İsa ve getirdiği öğretiler, Hristiyan mezhepleri arasındaki ihtilaflar, teslis tartışmaları, Hristiyanlar hakk ında yapılan ele ştiriler ve bu eleştirilere verilen cevaplar hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. 
 
Dördüncü ve son bölümde ise Hazreti Muhammed’in peygamberliği ve İslam inanç esasları ile ilgili bilgiler verilmektedir. Burada Hz Muhammed’in önemi, şahsiyeti, fesahati, dindeki konumu ve mucizeleri anlat ılmış, konuya ilişkin kelamcıların görü şleri de ğerlendirilmiştir.
 
Ayrıca Kuran’ın nüzulü, icazı, sure ve ayetlerin tertibi, benzerini getirme konusunda Kuran’ın meydan okuması, Hz Muhammed’in peygamberliğinin delilleri, Tevrat ve İncil de müjdelenmesi gibi konular tartışılmıştır.
 
Sonuç olarak İbn Kemmune 13.Yüzyılda modern dinler tarihinin metodolojisiyle, bir dini diğerine tercih etmeden, objektif olarak dinleri, peygamberliği ele almayaçalışmıştır diyebiliriz.
 
Murat Aslan-Milli Eğitim Müdürü-Felsefe Öğretmeni
 
Not: Bu Makale Aynı Zamanda ASBÜ Kitap & Kütüphane'de yayımlanmıştır. Katkılarından Dolayı Yazarımız Osman Kayaer'e teşekkür ederiz.
 
Yayına Hazırlayan: Ali Dalaz-Hertaraf Haber -Kültür Sanat Servisi

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş