Gönül bağı, akrabalık, sosyal, kültürel ve coğrafi yakınlıklardan beslenmekle birlikte, o karşılıksız, gönüllü yapılan iyiliklerin ve çalışmaların çıktılarındandır. Çünkü gönül bağı, gönüllü bir şekilde ortaya konmuş emek ve çabanın yansıması ile hissedilir ve belirginleşir.
Yaşanılan yer de mekân da insan yaşamından bağımsız değildir. ‘’Dünyada mekân, ahirette iman’’ sözünü bir kez daha hatırlamakta fayda olmalı.
Bu nedenle ailemizle, yakınlarımızla, toplumumuzla, diğer insanlarla ve üzerinde nefes aldığımız tabiatla gönül bağlarımız sağlamlaştırılmalıdır.
‘’Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır’’
Sezai Karakoç
İnsanın, içinde yaşadığı coğrafi konumuyla, onun varlığı için tasarlanmış fiziksel alanıyla, insan hayatını yakından ilgilendiren doğrular ve değerler silsilesi ile bağını güçlendirmesinin gerekliliği daha iyi anlaşılmalıdır.
Bir insanın yaşadığı çevresiyle, mesleğiyle bağ kurması; ilgili kişi için görev, ödev veya sadece zorunluluk değil empati, aşk ve muhabbetle işlerini yerine getirmesidir. Bu şekilde pişen yemeğin tadı bile daha lezzetli olacaktır.
Her fert, kendi üzerine düşen sorumlulukları zamanında ve en doğru şekilde tamamladığında, insan yaşamına ilişkin sorunların en aza indirilmesine yardım edecektir.
İnsanın insana ve tabiata duyduğu sevgi ve muhabbeti ile yapılan iyilikler gönül bağlarını güvencesidir. Sadece zor zamanların dili, eli değildir gönüllülük. Karşılıksız, beklentisiz vermeye, yardım etmeye ve yaptığı işin hakkını vermeye niyetlenen bir ruhun enerjisi çevresine yayılır ve burada insanların birbirine karşı güveninin ve samimiyetinin dinamiği oluşur.
Gönüllülük bir eldir. İnsanın diğer insana uzattığı sessiz bir el. Bu elin rahatlatıcı ve iyileştirici bir yönü vardır. Gönüllülerin yaptığı çalışmalar sayesinde, insanların hayatlarını sürdürmeleri, zayıf oldukları yönlerini geliştirmeleri kolaylaşır.
Yaradılışı gereği toplum içinde yaşama zorunluluğu olan insanın, birlikte yaşadığı yakınları, komşuları, arkadaşları, uzak veya yakınında olan diğer insanlarla yardımlaşmaya, paylaşmaya, işbirliğine, dayanışmaya ihtiyacı vardır. Bu kapsamda, insan iyiliklerde yarışmak, örnek olmak, kötülüklerin engellenmesinde kendisine vazife çıkarmak gibi bir görev de üstlenebilmektedir.
Ancak insan hayatını dolaylı veya doğrudan etkileyen, tehdit eden hatta yaşamın yok olmasına neden olan tehlikelerin varlığında insanların birbirleri için yapabilecekleri destek ve dayanışmanın boyutu artmak zorundadır.
Olağan günlük yaşamın sürdürülmesinde yapılan gönüllülük çalışmaları ise insanın diğer insanlara ve tabiata karşı sorumluluklarını yerine getirmesini sağlayacağından oldukça değerlidir.
Geçmişten bugüne gönüllülerin çevresine verdiği ekonomik, sosyal, kültürel desteklerin pek çoğu bugün ‘’Sosyal Devlet’’ ilkesi gereğince sosyal hizmet sunan Kamu Kurumları tarafından sunuluyor olması; gönüllülere duyulan ihtiyacı azaltmamaktadır. Hatta insanların çoğunun, farklı sosyal, kültürel ve ekonomik yapıdaki kalabalıkları barındıran kentlerde yaşıyor olması, dış ve iç göçle artan ekonomik ve sosyal destek ihtiyacı gönüllülerin yaptığı veya yapacağı çalışmaların önemini vurgulamaktadır.
İnsanın bulunduğu yerde yol üzerinde engel teşkil eden taşı kenara çekecek bir gönüllü bulunmalıdır. İşte bu durum, gönüllü ve sorumlu yaşamanın gerekçelerinden birini oluşturur. Çevresine karşı duyarlı insanların varlığında, daha az sorun ortaya çıkar. Çünkü gönüllülerin yaptığı çalışmaların koruyucu bir sonucu da taşımaktadır.
Paylaşılan, sıkıntıların, kederlerin de acısı hafifleyecek demektir.
Gönüllülerin çok olduğu yerde, herkesin başkası için yapabileceği mutlaka yardım, destek, hoşgörü veya bir tebessüm vardır. Çünkü gönüllüler iyilikleri de yayarlar.
Gönüllüler, toplumdaki refah seviyesinin yükseltilmesinde ve dengelenmesinde yerelden destek verdikleri için acil servis gibi işlevsel ve vazgeçilmezdirler.
Bir başka insanın derdiyle dertlenmek, onun sıkıntısının giderilmesine çare aramak, problemlerine çözüm yollarını düşünmek insanın kendisine de huzur getiren davranışlardandır.
Böylece hep birlikte huzuru aramak, muhabbeti de getirebilir.