metrika yandex
  • $32.53
  • 34.82
  • GA17260

Haberler / Yorum - Analiz

Gazze üzerine bazı konulara dair(*) | Sait Alioğlu

14.11.2023

 

19. Yüzyılın kendine özgü  şartlarında Avrupa'ya yük olduğu düşünülen ve artık çekilmez olduğuna kanaat getirilen "Yahudi Sorunu"ndan kurtulma fikri ağırlık kazanmıştı.

Bunun için. Hem Avrupa'nın "rahatlaması" ve hem de Yahudilerin kendilerine ait bir devletlerinin olması için, onların Filistin'e yerleştirilmesi fikri kabul görmüştü.

O günde. de bakıldığında, bugünde gözlemlendiği üzere, dünya hâkimiyetini  elinde tutmak ısteyen Batı' nın(O zaman için Avrupa) bu egemenlik işinde Israil diye bir devlete şiddetle ihtiyacı olacaktı.

Böyle bir ihtiyaç,  bugünde her iki taraf açısından kaçınılmaz bulunmaktadır.

Avrupa'nın onlar için Osmanlının şansından Filistin'de toprak talebinin  normal şartlarda karşılanmasına koşut olarak İngiltere'nin Filistinli işgali neticesinde dünyanın  çeşitli bölgelerinden Yahudi yerleşimciler Filistin'e dolaşmaya başladı.

Onlarca yıl süren bu yerleşim sonucunda Filistin topraklarında, maalesef dönemin Türk hükümetinin de aralarında bulunduğu birçok devlet tarafından Israil devletinin kurulmasına onay verilmişti.

O günden bugüne yetmiş küsur yıldır karış, karış işgal edilen Filistin, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi bir şekilde elde kalacak oranda Siyonist devlet tarafından   iç edildi.

Filistin'in o günden itibaren başlayacak ve 'büyük acı' olarak tarihe geçen "Nekbe" bugüne dek acıları katlana, katlana devam ediyor.

Israil'in bu saldırganlığını durdurmaya ve Filistinliler adına barış yapma düşüncesine sahip, laik ve seküler bir çizgisi olan FKÖ'nun, yetmişlerde başlayan ve doksanlarda da süren barış çabaları makas bulamamıştı.

Üstelik, Siyonist devletin ve onları güya bu konuda taviz vermekle suçlayan şahıs ve grupların  isi sabote etmeleri sonucunda kesintiye uğradı ve bir işe de yaramadı.

 Bu sonuçsuz görüşmelerin devam ettiği süreçte, başımı Yaser Arafat'in çektiği Filistin Kurtuluş Örgütü'ne karşı şehid Şeyh Ahmed Yasin'in talebelerince birçok kez intifada hareketi ve buna mukabil eylemleri başlamış oldu.

Bundan dolayı, FKÖ yönetimi,  bu halk hareketi karşısında bir şey diyemez oldu.

Örgüt, sözde Filistin'in bütünlüğünden yana olduğu söyleminden bir "sessizlik içerisinde" vaz geçip Batı Şeria ve kısmen de Kudüs"ü az bir kısmıyla yetinmek zorunda kalmıştı.

Bir de, buna bağlı olarak 'yanlışı ve doğrusuyla' kendi çapında bir lider olan Arafat'in ölümü ile birlikte yokluğu FKO'yü aciz bırakmıştı.

2007'deki vuku bulan hadiselerden dolayı elde kalan toprak parçası olan Gszze'de hakimiyet Hamas'a geçmiş oldu.

O günden bugüne dek Hamas, orada kendi hâkimiyetini korumakta olup askeri alanla birlikte,  hayatın hemen, hemen tüm alanlarında hükümet olarak hizmet etmektedir. 

Bunlarla birlikte, orada  bulunan mülteci(or. Cibaliye) kamplarımı da sayarsak, Gazze, tümden dünyanın en büyük ve imkanları da o oranda kısıtlı bir açık hava hapishanesi olarak varlığını sürdürmektedir.

Orada olup biten, hemen herkesin malumu...

İnsanlar  bu konuda iki ana kampa ayrılmış bulunmaktadır. Bu kamplar;
 a-Siyonizm taraftarları,
b- Siyonizm'e karşı olanlar.

İlk blokta, bir bütün olarak Batılı devletler; ABD, Avrupa, Kanada vb. 

Bu blok içerisinde, sivil insanlar olarak ona destek çıkanların yanında bir de vicdan ve insanlık gereği Siyonizm'e karşı, Filistin halkının yanında yer alan, onların hakkı mücadelesine destek çıkan, bağımsız bir Filistin'in var olabilmesini düşündüklerini belirtmek gerekir.

Tamamıyla Siyonizm'e karşı olanlara gelince; İslam topraklarında Müslüman olarak yaşayan, İslami-insanı duyarlılıkları birçok Müslüman şahsa  e toplumsal gruba oranla fevkinde seyreden, inancıyla birlikte. Fıtratı ve vicdanı gereği bağımsız bir Filistin'de ve kendi özgürlüğüne kavuşmuş halktan yana olanlar.

Burada ne yazık ki, kendi devlet yapıları İslam'a henüz uygun düşmeyen, ama hasbelkader iş başında bulunan bazı yöneticilerin iktidarda bulunduğu devletler(İran ve Türkiye örnek verilebilir.)

Bir de idin adil katalizörü olan sivil toplum örgütleri ve salt İslamcı yapılarda Sinoizm karşıtı blokta kendine yer bulmaktadır.

*) İnşallah, yine yukarıdaki başlık altında. Her iki blokta kendine yer bulmuş olan şahıs, grup ve önemlerin konuya yaklaşımlarına dair bir değerlendirmede   bulunmaya gayret göstereceğiz.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş