metrika yandex
  • $33.2
  • 36.28
  • GA18520

Haberler / Yorum - Analiz

Gazze’de vahşet devam ederken Müslümanın Eylem Ahlâkı ve Strateji / Burhan KAVUNCU

11.06.2024

1-Meşru bir talebi/ tepkiyi gündemleştiren etkinlikler, yapan grup ve kişilere amiyane bir tabirle “prim” kazandırır. Zulmü ifşa etmek, mazluma sahip çıkmak bir salih amel olarak da Allah katında veya sosyal planda çok değerlidir. Her grup, bu etkinlikleri yaparak kendi konumunu güçlendirip, tabanını genişletebilir. Kimse bu sonuçtan dolayı kınanamaz. Ancak salih bir amelin halkın takdirini elde etmek için yapılması bireysel planda ne kadar çirkinse, sosyal olaylarda da çirkindir.

Her grubun kendi ideolojisi, yaklaşım ve ilkelerine göre, birbirinden az çok farklı gündemleri vardır. Siyaseten iktidara yakın veya muhalif olabiliriz. Filistin konulu eylemlerde kendi gündemimizi öne çıkarmak, mutlaka kaçınılması gereken ahlâki bir zaaf. Böyle yapıldığında “kullanma”, “araçsallaştırma” suçlamaları haklılık kazanır. Ortada tarihe geçecek bir soy kırım, milyonlarca Filistinlinin yaşadığı büyük acılar varken, sizin kendi gündeminizi buraya taşımanız affedilmez bir istismardır.

Katıldığım bir eylemde rastgele içinde bulunduğum bir grubun ısrarla “demokrasi küfürdür, demokrasi yalandır” gibi sloganlar attığını fark ettim. Bunlara katılabilir veya katılmazsınız. Özellikle batı demokrasileri kötü bir imtihan veriyor. Ancak, teorik bir tartışmayı Gazze soykırımını protesto eylemine taşımanız sizin olayı araçsallaştıran, kullanan art niyetli kişiler olduğunuzu gösterir.

İsrail’le ticareti protesto eden gençlerin içinden bir kişinin “Taksim eylemlere kapatılamaz, yürüyün arkadaşlar” diyerek polisle çatışma başlatması da bir araçsallaştırma girişimidir. Taksim’le ilgili gündeminiz haklı da olabilir. Ama bunun için Gazze’yi kullanamazsınız.

Ak Parti’ye veya Tayyip Erdoğan’a muhalif hatta düşman olabilirsiniz. İktidarın ABD-İsrail’le işbirliği sayılacak uygulamalarını zaten protesto ediyoruz. Konu odaklı eylem, pankart ve sloganlar elbette olacaktır. Ama bunun dışına çıkan bir siyasi muhalefet üslubu, “Katil Erdoğan” gibi sloganlar doğru olmamıştır. (Bu sloganın eylem sırasında atılmadığı, bittikten sonra sadece birkaç kişi tarafından atıldığı birkaç saniyelik videoda görülüyor. Ama bu video, eylem karşıtları tarafından binlerce kere paylaşıldı.)

“Hamas terör örgütüdür” diyen CHP’liler bile “İsrail’le ticareti” gündeme getirdiler. İktidarın açık bir zaafı, muhalefet tarafından haliyle ‘kullanılmış’ oldu. Siyasette vaka-yı adiyeden sayılır.

İktidara yakın oldukları için ülkedeki ABD askeri varlığına sesini çıkarmayanlar, İsrail’e enerji ve hammadde sağlanmasını gündem yapmayanlar, bunu İran ajandasına hizmet zannedenler de aynı ahlâki zaafı göstermişlerdir. Yine Gazze’yi “Reis’in vizyonu” propagandasına vesile kılanlar da.

Filistin eylemlerinde görmedim. Ama Doğu Türkistan eylemlerinde konunun ısrarla “Raşidî Hilafet”e getirilmesini de hoş karşılamadım. Söylemeye gerek var mı, “Hilafet” konusunda hassasiyetiniz haklı da olabilir, ama kendi gündeminizi bu şekilde konuya taşımanız, tipik bir kullanma örneği.

Burhan Kavuncu

2-‘Türkiyeli müslümanlar’ın kötü bir geleneği var: Ülke dışındaki zulümlere kitle eylemleriyle tepki gösterirken ülke içindeki zulümler karşısında sesiz kalmak. Yöneticilerin öfkesine maruz kalmadan pratik bir kolaylıktan yararlanma eğilimi hoş görülebilir. “Hiç olmazsa mümkün olanı yapmak”, “zor ve riskli olana ‘daha sonra’, ‘hazır olduğunda’ girişmek” gibi düşünceler makul bir süre için kabul edilebilir. Ancak bu eğilim on yıllar boyunca değişmeden sürdürülürse, dışarıda yaşananlar kadar ağır zulümlere gerekli tepkiler gösterilmezse, en azından “kötü bir gelenek” diyerek özeleştiriye kapı açarız. Kürt sorunu, sosyal ve ekonomik sorunlar karşısındaki sessizliğimiz bu kötü gelenekle irtibatlandırılabilir. (Bu sorunların dini anlayıştaki yeri ayrı bir sorun!)

28 Şubat uygulamalarına (İmam hatiplerin kapatılması, başörtüsü yasakları, vb) karşı sürdürülen uzun süreli tepkiler bir istisna olarak görülebilir.

Sosyolojik olarak sağcı- muhafazakar kitlenin çocukları olmamız, bu kitlenin de genel olarak edilgen- tepkisiz- risk almayan yapısı göz önünde bulundurulduğunda, mevcut eylemliliğin azımsanmaması gerektiği düşünülebilir. Hatta bütün dezavantajlara rağmen görece büyüklükte kitle eylemleri de gerçekleştirilmişti (Elele eylemi gibi). Bunları bir tarafa ayırarak, bazı “gönüllü teşekküllerin” öncülüğünde gerçekleşen kitle eylemlerinin, katılımcıları direniş ruhundan uzaklaştırıp, ‘sağcı iktidar beklentisini’ pekiştirdiğini hatırlamalıyız. Neticede, geçen on yıllara rağmen, güçlü bir direniş geleneği ortaya konduğu söylenemez. Bosna, Çeçenistan, Cezayir, Filistin gibi konularda yapılan eylemlerde iktidarla çatışmama avantajı kullanılmış oldu.

Kürtlere uygulanan kısıtlama ve yasaklar, maden ocağı ve diğer çevre faciaları, yüksek oranda zam ve enflasyon/ devalüasyonlar, düşük maaş- asgari ücret politikaları, çalışanların sendikal örgütlenme hakları gibi konularda ‘Türkiyeli Müslümanların’ ya tamamen tepkisiz kaldıklarını, ya da ‘marjinal grupların’ cılız tepkilerine burun kıvırdıklarını görüyoruz.

İçinde bulunduğumuz dönemde Filistin’de yaşanan büyük katliama karşı gösterilen eylemliliklerde de bu durum farklı biçim ve dozlarda gözleniyor. Ak Parti’nin doğrudan düzenlediği eylemlerden, iktidara yakın STK’lara, nispeten bağımsız görünen İslamcı öbeklere kadar Filistin eylemlerinde İsrail-ABD ve ortakları lanetlenirken, İsrail’e enerji ve hammadde sağlayanlara ve ABD’nin kullanımındaki askeri üslere gösterilen tepkilerin çok fazla olmadığını görüyoruz.

Hemen her hafta İstanbul’un birkaç ilçesinde Filistin eylemleri devam ediyor. Bu eylemlerde tepkinin odak noktası doğal olarak İsrail ve ABD. Ülkeyi yöneten iktidarın ve sermaye sahiplerinin İsrail’le olan işbirliğine gösterilen tepki pankart ve sloganlara yansımıyor. Bazı konuşmacılar zaman zaman “İsrail’le ticaret ihanetine” değiniyor, elle yazılmış bazı pankartlar göze çarpıyor. ABD’nin kullanımındaki Kürecik radar üssü ve İncirlik askeri üsleri çok az gündeme gelmiş. Bu konularda “İrancıların gündemi” propagandasının etkili olduğunu sanıyorum. Hüdapar’ın eylemlerinde ise böyle bir sınırlama yok. İktidara karşı kontrollü bir dille uyarılar yapılıyor. Köklü Değişim eylemlerinde de, işbirliğine karşı iktidar net bir şekilde uyarılıyor.

Ankara ve Anadolu’daki eylemlerde bu konular (Üsler ve İsrail’le ticaret) daha fazla gündeme getirilmiş. Doğal olan da bu. Kamu vicdanı, İsrail ve ABD ile işbirliğini kabul etmiyor. İktidarla ilişki veya başka hesaplar daha az etkili oluyor.

“Direniş Çadırı”, “Filistin İçin Bin Genç”, “Muştu Gençlik” gibi oluşumların eylemleri Türkiye’de gündemi belirledi. Ne kadar küçümseyip yok saysalar da İsrail’le ticaretin yasaklanmasında bu gençler etkili oldu. Ak Parti yöneticileri “İsrail’le ticareti kes, üsleri kapat” diyenleri önce provokatör olmakla suçlarken, soykırımın 7.ayında iktidar bu çağrılara kısmen uyarak “İsrail’le ticareti yasaklama” kararı aldı.

3- “Herkesin kendi ülkesindeki İsrail desteklerini engellemek sorumluluğu” elbette haklı bir argüman. Bu engelleme görevi asla ihmal edilemez ve ertelenemez. Batı ülkelerinde bunu yapan gençleri herkes takdir ediyor. Limanlara, şirketlere, diplomatik temsilciliklere, hatta Kongre binalarına yönelik eylemleri takdir ederken, bunun çok daha azını yapan gençlere demediğimizi bırakmadık. Bu da ahlâki bir sorun.

Öte yandan, tepkileri içerideki işbirlikçiliğe karşı yönelttiğimizde, Gazze’deki vahşetin küresel aktörleri ve asli faillerini ikinci plana düşürmek tehlikesi söz konusu olabiliyor. Tepkilerimizin hedefinde ABD, İsrail, İngiltere, Almanya temsilcilikleri öncelikli olarak yer almalı. Aksi takdirde “iç siyasetin bir aracı” haline gelebiliriz. (Bu kavram hatalı, elbette bir yönüyle “iç siyaset” unsuruyuz, ancak partiler arası çekişmenin bir unsuru olarak gösterilmeyi kabul edemeyiz.)

Gazze’deki vahşi katliamı durdurmak, ülkemizde var olan işbirliği unsurlarını engellemek tek görevimiz olmalıdır. Halkın büyük çoğunluğu böyle bir tutuma sempati duyuyor. “Bunların derdi başka” dedirtecek hatalardan kaçınmak zorundayız.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
dini sohbetler sohbet elektronik sigara islami sohbetler islami sohbet muzik indir islami sohbet escort bayan kartal