metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

Felsefe Üzerine Düşünceler - 5 / Yusuf YAVUZYILMAZ

14.09.2022

Çoğu insan bağlı bulunduğu paradigma içinden değerlendirir olayları. Paradigma iyi, doğru, güzel, çirkin, faydalı zararlı ölçütler veren bir kavramsal çerçevedir. Bu anlamda bir cemaat mensubu ile bir siyasal parti taraftarı arasında sadece derece farkı vardır. İnsanların paradigması değiştikçe taraftarlığı da karşıtlığı da değişmektedir. Önemli olan sahih bir paradigmaya sahip olmaktır. Paradigma sağlıklı değilse kişi ne kadar dürüst olursa olsun değerlendirmeleri yanlış olacaktır. Kafir olmak bir paradigma sahibi olmaktır. Kafir ne kadar dürüst olursa olsun sahip olduğu paradigma doğru değerlendirme yapmasını engelleyecektir.

Pozitivizm hakikati akıl ve deneyin alanına sıkıştırarak, diğer bilgi türlerini reddetmiş; tarihi, Teolojik, Metafizik ve Pozitif dönem olmak üzere üç aşamaya ayırmış ve ilk iki aşamanın geride kaldığını , akıl ve deney le elde edilmiş bilimsel bilginin tek gerçek bilgi olduğunu savunan felsefi anlayıştır.
Pozitivizmin anlamını bilmeden bu düşünceyi temel alan Cumhuriyet modernleşmesini ve uygulanan değişimleri anlamlandırmak mümkün değildir. Pozitivizme göre bilimin dışında hiçbir gerçeklik yoktur. Yani "Hayatta en hakiki mürşit bilimdir, fendir."

"Bir insan” der Kant, “iyi niyetle yola çıksa, yaptığı eylemin sonuçları yanlış olsa da eylemi ahlakidir.” Oysa biz başarıya sonuç odaklı bakıyoruz. İslami hareketlerin büyük bir kısmının doğru ve ahlakı bir amaçla yola çıktığını kabullenmek gerekir. Büyük çoğunluğu hedefledikleri sonuca ulaşamadı. Ancak bu durum yaptıklarının değerini ortadan kaldırmaz. Hz. Hüseyin'den Ömer Muhtar'a çok sayıda hareket sonuç itibarıyla başarılı olmamıştır. Buradan yola çıkarak yanlış yaptıklarını söyleyebilir miyiz? İslam bize doğru yolda mücadeleyi öğretmişti. Bu yolda kaybetmek yoktur. Kaybetmenin de bazen kazanç olduğunu savunan bir medeniyetin çocuklarıyız. Sonuç odaklı düşünenler, Sezai Karakoç'un " Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır." dizisindeki derin anlamı asla kavrayamayacak.

Özgürlük tanımı kültürel ve ideolojik bir tanımdır. Modernite ve onun temeli olan aydınlanma ve hümanizm felsefesine göre özgürlük, insanın Tanrıya karşı olması ve kendini en büyük değer olarak görmesi ile gerçekleşecek bir durumdur. Bu anlamda özgürlük düşüncesinin mottosu, 'ne Tanrı ne de efendidir 

İslam inancına göre ise insan Yaratıcısı ile bağını ne kadar güçlü kılarsa o kadar özgür olur. Özgürlük, kişinin her türlü dışsal etkiden kurtularak hakiki değerlerle bağlantı kurması sonucu kazanılan bir erdemdir. Yani İslam’ın özgürlük dediği Batı için köleliktir. İslam’da insan Tanrı 'ya yaklaştıkça, Batı' da ise uzaklaştıkça özgürleşir.

…    

Modernliğin kuşkusuz değişik değerlendirmeleri vardır. Kuşkusuz Batı felsefesinde de batı dışı felsefelerde de farklı modernlik modellemeleri vardır. Ancak Batı modernliği dikkate alındığında şu parametreleri belirlemek mümkündür:


1- Modernlik genel anlamda dini anlayışı dışlayan bir epistemoloji üzerine oturur.

2- Bilgi anlayışı Rasyonalizm ve ampirizme yaslanır.

3-Modernliği besleyen akılcılığa göre, hakikatin kaynağı akıldır. Aklın dışında ötesinde, üstünde doğru bilgi kaynağı yoktur. Dolayısıyla vahiy sahih bir bilgi kaynağı olamaz.

4- Sosyolojik anlamda modernliğin öznesi bireydir. Birey, tek gerçekliktir ve bireyi yönlendirecek daha üstün bir güç yoktur.

5- Modernliğin siyasal anlayışı modern ulus devlettir. 

6- Modernlik din ve hayat arasına mesafe koyan laiklik ve sekülarizme yaslanır. 

7- Kuşkusuz Batı dünyasında felsefe tek boyutlu değildir ve modernliğin temel felsefi varsayımlarına da itiraz edenler vardır. 

8-Modernliği anlama da Descartes ve Hegel mutlaka iyi analiz edilmelidir.

9- Modernlik epistemoloji etik ve ontoloji anlamında bir paradigma sunar. Bu paradigmanın parametrelerini anlamadan modernlik doğru anlaşılamaz.

Eleştiri yaparken olabildiğince birincil kaynakları kullanın. İkincil kaynaklar nihayetinde başka birinin zihinsel parametreleri üzerinden okuma yapmaktır. 
Gazali, Maturidi, Kadı Abdülcabbar, Farabi,El -Kindi, İbn Rüşd, Ali Şeriati, Said Nursi, Mehmet Akif, Cabiri,Malik bin Nebi, Fazlurrahman, Necip Fazıl, Nurettin Topçu,Kemal Tahir, İdris Küçükömer vb. kişileri kendi eserleri üzerinden değerlendirir. İkincil kaynaklar başkasının gözlüğünü takarak okumalar yapmaktır. İkincil okumalar da kuşkusuz önemlidir. Fakat ikincil okumalar bir başkasının gözünden okumaktır ilkesi olduğunu unutmamak gerekir.
Bazen ikincil kaynaklar birincil kaynağa ulaşılmasını engelleyen bir misyonda üretebilir. Bugün özellikle Kur'an böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalmıştır. 
Aracı metinler neredeyse asıl metne ulaşmayı engelleyici bir misyona kaynaklık etmektedir. Oysa aracı metinlerin en önemli misyonu asıl kaynağa insanı taşımaktır.

Doğru eleştiri için eleştireceğiniz düşünce ya da inancı öğrenmeniz olmazsa olmazdır. Ünlü İslam düşünürü Gazali, Felsefe eleştirisi yapmak için "Mekasıd el-Felasife"yi yazdı. Burada felsefe hakkında hiçbir değerlendirme yoktur. Gazali felsefeyi iki yıl boyunca öğrendikten sonra, devasa eseri olan "Tehafüt el-Felasife"yi yazdı. Gazali otobiyografik eseri "el-Munkız Min ed-Dalal" de ölümsüz bir benzetme yapar: "Bir konu hakkında bilmeden eleştiri yapmak körün bir kuyuya taş atmasına benzer."

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş