metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

Felsefe Üzerine Düşünceler - 3 / Yusuf YAVUZYILMAZ

24.08.2022

İslam ve Batı düşüncesi arasında köklü bir epistemolojik fark vardır. İslam düşüncesine göre yanılgının karışmadığı, hatasız tek bilgi vahiydir. Batı düşüncesine göre ise aklın sınırlarını aşan üst bir bilgi kaynağı yoktur. Hakikat buradadır ve aklımızın sınırları içindedir.

İslam ve batı düşüncesi arasında "özgürlük" anlayışı bakımından çok temelli bir epistemolojik fark vardır. İslam, Allah'tan başkasına boyun eğmemeyi özgürlük olarak görür. Özgürlük her tür dünyevi gücün etkisinden sıyrılarak Allah'a sorumluluk bilincini kuşanmakla gerçekleşir. Oysa Batı düşüncesinin baskın karakterine göre bizatihi Allah'a inanmak bir özgürlük yitimidir. Gerçek olandan gerçek olmayana, sahte olana kaçıştır.

Gazali bir yandan felsefenin, bir yandan Batıniliğin, diğer yandan hermetik tasavvufi düşüncelerin yarattığı krizin içinden çıkan bir devdir. Hem Felsefe, Batınilik ve gnostik akımlara cevap verirken, hem de bir devletin alt yapısını oluşturmuştur. Bu yüzden İslam düşüncesinin kurucu düşünürlerden biridir.

Anakronizm tarihsel farklılığı ihmal ederek olayları aynı düzlemde değerlendirmek demektir. Belli bir tarih ve coğrafyaya özgü olan fetvaları, tarih ve coğrafyayı ihmal ederek bütün zamanlar için doğru kabul etmek anakronizmdir.”

Sekülerleşmeyi meşrulaştırma söyleminin ana tezi, dinin öte dünyaya ait bir anlayış olarak görmektir." Dini bu dünyaya hakim kılmaya çalışmak dini sekülerleştirmektir" anlayışı, dinin bu dünya hayatı için söyleyecek sözü olmadığını kabul etmektir. Oysa İslam inancında bu dünya ve öte dünya diye birbirinden bağımsız varlık alanları yoktur. Öte dünya bu dünyanın uzantısıdır. Öte dünyadaki konumumuzu belirleyecek olan eylemlerin uygulama alanı olan bu dünya ile öte dünya kategorik olarak nasıl birbirinden ayrılabilir.”

Marksizm göre dinin bizatihi kendisi bir yabancılaşma, günlük deyimle toplumu uyutma aracıdır. Bazı Müslümanlar bunu karşı oldukları dini anlayışı eleştiri için kullanırken, Marksizm ve pozitivizm dinin orijinalini de bir aldanış, özüne yabancılaşma olduğunu savunur.

Bir sosyal olayı iyi değerlendirmek için anlamak gerekir. Anlama çabası, ideolojik ön yargıların en az etkili olması gereken aşamadır. Anlama aşamasında ideolojik önyargı, insanı kaçınılmaz olarak seçmeciliğe götürür 

Modernitenin imkanlarını sonuna kadar tüketip, İslam’ı duyarlılıkla kalmak mümkün mü? Yoksa farkında olmadan modern yaşam dini algılama biçimini de dönüştürüyor mu?  Modern -dindar, karşıtlık mı, çelişki mİ, uyum mu?
Dahası, modern dindar olur mu?

Muhafazakarlık, Türk milliyetçiliği ile İslamcılık arasında bir sığınma koridoru işlevi görmektedir.

Klasik siyaset felsefesinde iyi insan iyi siyasal rejimlerle özdeştir. Çünkü iyi yönetim ancak iyi insanlarla kurulur. Peki bu mümkün müdür, insan ontolojisi buna uygun mu? İnsan ontolojisi hataya açıksa ne yapılmalıdır. Yapılacak olan eğitim yoluyla bu ontolojisi değiştirme çabasıdır. Eğitim yoluyla insan hatadan arınmış bir yapıya kavuşabilir mi? Değil de önemli olan iyiye ulaşmak değil, iyiye ulaşma çabasıdır. Din budur.”

Nurettin Topçu'nun kavramsallaştırdığı "Anadolu sosyalizmi" kavramının, materyalist ve sınıf çatışmasına dayanan Marksizm sosyalizmiyle hiçbir ilgisi yoktur. Anadolu sosyalizmi için Nurettin Topçu "Ruhçu Sosyalizm " tabirini kullanıyor.”

Felsefe kurtarıcı olabilir mi, sanmıyorum. Felsefi faaliyet içinde birbiriyle tutarsız, birbirine karşıt yüzlerce görüş vardır. Felsefe birbiriyle tutarlı bir dünya görüşü ortaya koymaz. Kendi içinde tutarlı anlayışlar oluşturur. Dolayısıyla yalın anlamda felsefenin bizi götüreceği bir hakikat yoktur. Bu gerçeğin farkında olan Pytagoras felsefeyi hakikati bulma değil arama çabası olarak tamamlamıştır. 
Biz ise felsefeye kurtarıcı bir misyon yüklüyoruz

Belli bir ütopyaya bağlanan zihnin, hatasız bir mantık örgüsü vardır. Çünkü ütopya uygulama alanı bulmadığı için tartışılması imkansızdır. Bir sosyalist, tüm kötülüklerin gelir farkından ve özel mülkiyetten kaynaklandığını sınıfsız toplum oluştuğunda tüm sorunların ortadan kalkacağını iddia eder. Bunun test imkanı yoktur. Aynı tuzağa bazı İslamcılarda düşmektedir. İslam düzeni kurulunca bütün sorunların ortadan kalkacağına inanırlar.  Oysa insan ontolojisi bir sorunsuz dünya devleti oluşturma idealine uygun bir donanımda değildir. Aliya İzzetbegoviç'in dediği gibi ütopya doğası gereği materyalisttir, Müslüman’ın ütopyası olmaz.

Devam Edecek…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş