Direniş Çadırının Türkiye geneli eylemleri devam ediyor. 24 şehirde gerçekleştirilen eylemlerde öncelikli olarak İsrail'e devam eden petrol sevkiyatının durdurulması dile getirildi.
Ankara ve İstanbul başta olmak üzere 24 ilde gerçekleştirilen eylemlerde, sık sık İsrail aleyhine sloganlar atıldı.
İsrail'in soykırım sürecinin kınama mesajlarıyla değil, somut yaptırımlarla engellenebileceğini dile getiren Direniş Çadırı gönüllüleri petrol sevkiyatıyla birlikte, soykırıma katılan İsrail çifte vatandaşlarının vatandaşlıktan çıkarılması, yerli sermayenin İsrail'de devam eden yatırımlarının son bulması ve İsrail'e kendimizi adadık diyen ABD 'nin Türkiye deki üslerinin kapatılması taleplerini de yineledi.
Basın Açıklamasının Tam Metni:

Değerli Filistin Dostları,
Soykırımcı İsrail 10 aydır aralıksız bir şekilde Filistin halkını katletmeyi sürdürüyor. Dünyadan gelen tüm uyarılara ve kınamalara rağmen Gazze halkını açlıktan öldürmeye, kadın, çocuk, yaşlı, sakat demeden bölgeye yağdırdığı bombalar ile katletmeye devam ediyor. İnsanlığa dair tüm değerleri ayaklar altına alan, uluslararası hukukun tüm normlarını çiğneyen Siyonist rejim gözlerimizin önünde bir halkı yok etmeye çalışıyor. Ve akıl almaz katliamlarına her gün bir yenisini ekleyerek tüm dünyanın duyarsızlaşmasını bekliyor.
Fakat bizler bu saldırıların normalleşmesine izin vermeyeceğiz. Bu katliamlara alışmayacağız. Amansızca yürütülen bu soykırıma direnmekten vazgeçmeyeceğiz. Bugün de buradayız. Meydanlardayız. İşgal rejiminin sınır tanımaz saldırganlığına karşı, dünyanın tüm özgür halkları olarak her yerde alanlardayız.
Arkadaşlar,
İlk günden beri açıkça görüyoruz ki: İsrail’i durdurmak için kınamalar yetersiz olduğu kadar anlamsız. 10 ay boyunca dünyanın dört bir tarafından yapılmayan uyarı, kınama, suçlama kalmadı. Ancak yaptırıma dönüşmeyen eleştirilerin İsrail için bir anlamı yok. Siyonist rejim, güçten, zordan, yaptırımdan başka bir dil bilmiyor. Öyleyse onunla bu dilde konuşmak zorundayız. Bizler, aylardır tam da İsrail’e karşı bu dille konuşulması çağrısıyla meydanları dolduruyoruz.

Bugün bu duruşu dünyaya en net şekilde gösteren, emperyalist güçler tarafından dünyanın en fakir ülkelerinden biri haline getirilen, Yemen’dir. Yemen aylardır soykırımcı İsrail’in en önemli ticaret kanallarından biri olan Kızıl Denizi fiilen İsrail’in kullanımına kapattı. Amerika başta olmak üzere emperyalist güçleri karşısına alarak Filistin’de işgal bitene kadar Kızıl Deniz’den İsrail’e sevkiyat yapan hiçbir gemiye rahat nefes aldırmayacağını ortaya koydu. 2 gün önce de Yemen’den kalkan bir insansız hava aracı 2 bin kilometre yol aldıktan sonra Tel-Aviv’in ortasında, ABD büyükelçiliğinin yanında, eski bir Siyonist katilin evini vurdu. İsrail’i birbirine katan, korku içinde bırakan bu eylemde anlata anlata bitirilemeyen demir kubbenin sireni bile çalamadı. Yani aşılmaz sanılan demir duvar aşıldı, delinmez denilen demir kubbe yine delindi.
Biz biliyoruz ki kendine İslam ülkesi diyen işbirlikçi rejimler sözde değil, gerçekte, Yemen gibi, onunla birlikte hep beraber İsrail’in karşısında dursaydılar İsrail’in geri çekilmekten, yenilgiden başka şansı olmayacaktı. İşte bu noktada dünya halklarına çok büyük bir sorumluluk düşmektedir. İsrail’in durdurulması, diz çöktürülmesi için tüm dünya ve Türkiye tarafından tecrit edilmeli, abluka altına alınmalıdır. Dünya halkları olarak siyonist işgal rejimini besleyen tüm damarların kesilmesi için mücadele etmekle sorumluyuz ve bu güce sahibiz.
Bizler Türkiye’nin dört bir tarafındaki Filistin Dostları olarak aylarca ülkemizin İsrail’le yürüttüğü ticaretin engellenmesi için bir mücadele ortaya koyduk. Meydanlara her çıktığımızda İsrail’le ticaretini sürdüren Zorlu, İçdaş, Akçansa gibi firmaların yürüttüğü kanlı ticareti ifşa ettik. Ülkemiz yöneticilerinin halkın taleplerini görmesi için mücadele ettik.

O günlerde slogan atmakla ne olacak, ticareti siz mi bitireceksiniz diyenler birkaç ay sonrasında ülkemiz yöneticilerinin halkın baskılarına dayanamayarak ticareti durdurmak yönünde adımlar atmak zorunda kaldıklarını gördüler. Yine Türkiye vatandaşlığı olup İsrail’e giderek soykırım ordusunda görev alan kişilerin cezalandırılmasının meclisin gündemine gelmesi de halkın mücadelesi ve tepkilerinin bir sonucudur.
Peki biz bugün neden hala meydanlardayız? Çünkü Türkiye hala İsrail’e hayat veren ilişkileri sürdürmektedir.
Siyasi yetkililer eğer ekranlara çıkıp Filistin Direnişi’nin Türkiye’yi savunduğunu öne sürüyorsa, eğer Filistin davasından yana olduğunu iddia ediyorsa yapılacaklar ortadadır.
Türkiye İsrail’e fayda sağlayacak tüm faaliyelerini durdurmalı, İsrail’e yönelik tam bir ambargo uygulamalıdır. İşgal rejimiyle siyasi, diplomatik, ticari, sanatsal, sportif, akademik her türlü ilişki derhal ve acilen kesilmelidir.

Bugün hala, tüm çağrı ve mücadelemize rağmen, tüm gayretimize ve ikazlarımıza rağmen, İsrail’e kullandığı ham petrolün yaklaşık yüzde kırkı Türkiye aracılığıyla ulaşmaktadır. Bakü – Tiflis – Ceyhan Boru Hattı üzerinden taşınan ve limanlarımızdan giden bu kanlı petrol, Türkiye’nin en büyük utancı haline gelmiştir.
Bu acımasız, bu zalim işgalci rejime, bu çocuk katillerine petrol nakletmeye devam etmenin hiçbir açıklaması olamaz. Hiçbir şekilde izahı mümkün olamaz.
30 Haziran’da Ankara’da BOTAŞ önünde gerçekleştirdiğimiz eylem sırasında BOTAŞ, İsrail’e petrol satmadığını yönünde çarpıtma içeren bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Türkiye Cumhuriyeti devlet yetkilileri de bizim limanlarımızdan kalkan ve İsrail’e petrol taşıyan gemiler için gemilerin nereye gittiğine karışamadıklarını, bu konunun Türkiye’nin inisiyatifinde olmadığını söylemişti. Ne hikmetse Azerbaycan devletinin petrol şirketi SOCAR da baskılarımız sonrası sattıkları petrolün nereye gittiğine karışamadıkları yalanını söylemişti. Ancak biz biliyoruz ki emperyalizmin temsilcisi BP şirketinin başını çektiği bu boru hattında Azerbaycan da, Türkiye de yetki ve sorumluluk sahibidir. Bizler bir devlet kurumu olan BOTAŞ’ın İsrail’e gittiği bilinen petrolü taşımasını kabul etmiyoruz. Türkiye, BP şirketinin sömürgesi değildir. Hiç kimse ülkemizi soykırımcı Siyonist rejimin yakıt tedarikçiliğine alet olmaya mahkum edemez.
Buradan siyasi iktidara sesleniyoruz:
İsrail’e petrol sevkiyatını durdurun. Bu soykırımcı, katliamcı, işgalci suç şebekesine can suyu vermekten vazgeçin. İsrail’in katliam makinesine yakıt temin etme utancından kurtulun. Uluslararası hukuk ve ülkenin kendi topraklarına dair egemenlik hakları size bu yetkiyi vermektedir. Elindeki yetkilere rağmen soykırımcı İsrail’e petrol sevkiyatına dur demeyenler bu insanlık suçunun hesabını veremeyecek.
İsrail’le farklı kanallara ticaretini sürdüren kapitalist sermayedarları cezalandırın ve İsrail’le ticari anlaşmaları kalıcı olarak iptal edin.
İsrail’in soykırım suçuna bizzat orduya katılarak iştirak eden çifte vatandaşların ve İsrail ile ticareti sürdürerek ona yardım ve yataklık eden sermayedarların yargılanmasını engellemeyin. Soykırıma destek suçuna karışmış herkesi cezalandırın.

Biliyoruz ki İsrail’in bu soykırımı 10 aydır sürdürebilmesi, başta Amerika olmak üzere NATO üyesi ülkelerin aralıksız şekilde silah ve askeri mühimmat göndermeye devam etmesi ile mümkün oluyor. Türkiye maalesef içinde bulunduğu bu şer ittifakına geri adım attırmak için elindeki mevcut bir gücü kullanmalı, iktidar başta Kürecik ve İncirlik olmak üzere ülkedeki tüm NATO üslerini kapatmalı ve Amerika’yı bütün askeri üslerden tecrit etmelidir. Türkiye tarihsel süreçte nasıl NATO üslerini kapatarak Amerika’ya geri adım attırdıysa, bugün de aynı şekilde biran önce harekete geçmelidir.
Tüm dünyayı ifsat eden Siyonist İsrail karşısında, İslami ve insani tüm değerleri savunan Filistin Direnişine sözle değil eylemle sahip çıkın.
Soykırımcılara değil insanlık adına direnişe destek olun.
Şu anda yirmiden fazla şehirde meydanlara çıkan Türkiye halkı olarak Gazze’ye, Batı Şeria’ya, Nablus’a selam gönderiyoruz. Dünyanın dört bir tarafında cephelerde ve meydanlarda işgalci Siyonist soykırım rejimine karşı mücadele edenlerle beraber Filistin halkının yanındayız. Gazze’de, Batı Şeria’da, Nablus’ta öldürülen bebekler, çocuklar bizim evlatlarımızdır. Öldürülen kadınlar bizim kardeşlerimizdir, annelerimizdir. Şehitleriniz bizim şehitlerimizdir.
İsrail saldırganlığı yenilene, nehirden denize özgür bir Filistin’e kavuşana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.
Yaşasın küresel intifada!


Biz, hayatı değersiz olanlar|Berat Özipek
08.03.2026
Fahrettin Altun büyükelçi olarak atandı
07.03.2026
İran ve Biz YUSUF YAVUZYILMAZ 08.03.2026
RAMAZAN, İRAN’A SALDIRILAR ve 8 MART AYTEN DURMUŞ 08.03.2026
Surelerin Mesajları: ÂLÂ SURESİ - 8 OSMAN KAYAER 09.03.2026
ramazan ay’ı - 3 RESUL UZAR 08.03.2026
evlada mektup MUSTAFA AKMEŞE 12.02.2026
İRAN VE BÖLGESEL TAHLİL SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 22.02.2026