metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

DİN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER ..-3- / YUSUF YAVUZYILMAZ

12.05.2021

3. Bölüm

Müslümanlar İslam’ın her şeye hakim olduğu sorunsuz bir dünya cenneti hayal ediyorsa yanılıyorlar. Dünyanın en büyük kötülük odağı olan şeytan kıyamete kadar var olacak. Müslümanın ütopyası cennettir. Bu dünya sınav alanı olarak tasarlandığına göre kötülük bir ilke olarak var olacaktır. Aziz Kur'an insanların birbirine düşman olarak dünyaya düşüşünden söz eder.

Yapılacak olan iyi bir hayat yaşama ve kötülüklere karşı iyilikleri çoğaltma çabasıdır. İslam dediğimiz şey de budur zaten. Kesintisiz, bitimsiz, sürekli bir mücadele.”

***

İnsana değer katan Allah karşısındaki konumudur. Bunun dışındaki tüm değer yargıları sorunludur. Allah karşısındaki konumun değeri takvadır. Türk, Ermeni, Kürt olmak ise bir değer değil verili bir durumdur. Verili özellikler üzerinden üstünlük değeri üretilemez. İnsanlar seçmediği aidiyetler üzerinden değer tanımlaması yapmamalıdır

***

Bir toplum" diyor Aziz Kur'an "kendini değiştirmedikleri Allah onlar hakkındaki hükmünü değiştirmez." Değişimin, dönüşümün, çözümün öznesi dışarıda değil içeridedir.

***

Seçkin sahabelerin Hz. Peygamberin söylediği bir şey akıllarına yatmadığı zaman,"Bu söylediğin vahiy mi yoksa kendi fikrin mi?" diye sorarlardı. Hz. Peygamber, vahiy deyince onun hikmetini anlamaya çalışır, kendi görüşüm dediğinde çekinmeden görüşlerini ortaya koyarlardı.

***

Nitekim Aziz Peygamber bu konuda somut örnekler de bize bırakmıştır.

Uhud Savaşında Hz. Peygamberin düşüncesi şehrin içinde kalıp mücadele etmek iken, çoğunluk savaşın şehrin dışında olması gerektiğini savunuyordu.

Hz. Peygamber onların görüşüne uyarak uygulama yapmıştır. Ne yazık ki, günümüzde parti, cemaat, örgüt liderlerine gösterilen itaat Peygambere gösterilen itaatin kat kat üzerindedir. Liderlerinin yanlış yapmayacağına inanç bir hareketin çürümesinin en önemli belirtisidir.

***

Aziz Kur'an :"İnanıyorsanız üstünsünüz." diyor. Siz Batının üstün olduğunu, kendinizin zayıf olduğunuzu savunuyorsunuz. Aziz Kur'an üstünlüğü hangi şarta bağlıyordu? İnanmaya değil mi? Eksiklik neredeymiş? İnanma ve inancın pratiklerini davranışa dönüştürmede. Ne diyordu Rasim Özdenören:
"Yeniden İnanmak."

***

Kutsal olan, içinde hata bulunmayan Kur'an'dır. Ayet ve ayetin yorumu asla eşitlenemez. Ayet yanılmaz bir kaynak olan Allah'tan gelir. Yorum ise insanı çabanın içine girdiği beşeri bir faaliyettir. Konumu, bilgisi, zekası, birikimi ne olursa olsun, kim tarafından yapılırsa yapılsın hiçbir yorum ayetin anlamını tüketemez. Ayet yoruma mahkum edilemez.

***

İslam insanlığı kurtuluşa götürecek tek hakikattir. Dünyadaki bütün Müslümanların hatalı davranışlar içinde olmaları bu gerçeği değiştirmez.

Kur'an insanların yaptıkları hataları,"bizim önderlerimiz vardı, biz suçsuzuz" şeklindeki açıklamalarını kabul etmez.

***

Doğrusu iman ve akıl arasındaki ilişki birbirini reddeden ilişki değildir. Benim düşünceme göre dinin imana bakan yönü gayb, akla bakan yönü ise düşünmektir. Kur'an' da sıkça akla ve düşünceye vurgu anlamlıdır.  Dinin imana bakan yönü itikat, akla bakan yönü varlıklar üzerinde tefekkürdür.

***

Din ülkelere, etnik gruplara değil insanlara gönderilmiştir. Bu yüzden İslam’ı vatan, ülke ve etnik gruplara indirgeyen yaklaşım sorunludur.

***

Bir ayette geçen kelimenin anlamı kesinlikle şudur diyen adam galiba ayetteki kelimenin gerçek anlamına sahip olduğunu düşünüyor. Ben böyle düşünüyorum. "En doğrusunu Allah bilir " deme alçakgönüllülüğünü bile gösteremiyor.

***

Hadis karşısındaki iki sorunlu bakış:

1- Uydurma hadislerden yola çıkarak hadisi tümden reddetmek.
2- Hadis diyerek her tür uydurma rivayete sahip çıkmak.

***

Mevcut durum son iki yüzyıldır İslam düşüncesinin modernleşmesin siyasal örgütlenmesi olan uluslaşmaya alternatif bir siyasal düzen üretmede yetersiz kaldığını gösteriyor. Dahası İslam düşüncesi siyasal bir kriz içindedir. Bu kriz aşılmadığı sürece sorun sürecektir. Daha derin sorun ise Müslümanların farklı paradigmalar içerisinde çözüm arıyor olmalarıdır. Kuşkusuz yaşayan insanların aktüel sorunlarını çözemeyen, çözmekte yetersiz kalan anlayışların yaşaması çok zor görülüyor. Şu an Müslümanlar zihinsel olarak İslam’a, pratik hayatta ise modernleşmenin getirdiği düşünceye bağlılar. Bu da bölünmüş kimlikler doğuruyor. İslam düşüncesi son üç yüzyıldır içine düştüğü krizi aşamazsa sorun daha da derinleşecek.

***

İslam tarihinde doğan çok sayıda düşüncenin yaşanan değerler kriziyle doğrudan ilgisi vardır. Mürcie, Kaderiye, Cebriye, Hariciler, Mutezile vb. hep bu yaşanan değerler krizine cevap olarak ortaya çıkmıştır. İslam tarihinde ortaya çıkan ve sahabelerin bile birbirine kılıç çektiği iç çatışmaların doğurduğu değerler krizi bugün bile İslam toplumunun fikri yapısını geniş ölçüde belirlemektedir.

***

İslam’ın özü Allah'tan başka hiçbir şeye bağlı kalmadan Allah'a bağlanarak özgürleşmesidir. İslam ülkelerinin tamamı kötü de olsa bu onların suçudur.

Ancak solun teorisi de özgürlüğe adalete kapalıdır. Yani Marksın metinleri de özgürlük karşıtıdır. Çünkü sol düşünceye göre din insanın kendine yabancılaşmanın ürünüdür. Oysa İslam düşüncesine göre insan Allah'a. bağlanarak Özgürleşebilir. Bu anlamda İslam ve sol arasında aşılmaz bir duvar vardır.

***

Müslümanlar Kur'an ve Hz. Peygamberin rehberliğinden ve pratiğinden uzaklaştıkça sorunlu bir duruma düştüler; Sosyalistler ise Marks'ın ideolojisini çevrelediği ve Lenin'in pratiğe döktüğü totaliter felsefe ve devlet anlayışından uzaklaştıkça normalleşmeye başladılar.

***

“Ne kadar aklin sınırları içine çekmeye çalışırsanız çalışın, gayb İslam’ın temel kurucu kavramlarından biridir. Gayb, yani aklı aşan, aklın sınırları içinde çözümleyemeyeceğimiz alan. Nihayetinde bu din, Allah'la Peygamber arasında aracılık eden bir meleğin getirdiği bilgiyi temel alıyor. Yani modern aklın hurafe dediği şeyi.

***

Türkiye'de bütün siyasal akımların etkisi ve yaygınlığı, toplumsal zemindeki ağırlık bakımından en ön sırada yer alan İslam’la ilgili bağlantısıyla paraleldir. Yeniçağ etrafında karşılığını bulan ulusalcı milliyetçiliğin İslam’la ilgisi en alt düzeydedir.

***

İŞİD bölgede yaşayan insanlar için en büyük tehdittir gerçekten. Ne yazık ki, İŞİD'in yenilmesi ve dağılması, tıpkı El Kaide'nin etkisizleştirilmesi gibi çok yarar sağlamayacak. Asıl sorun İŞİD ve benzeri Harici yapılanmaların üremesine zemin olan İslam dünyasının çarpık yapılanmasıdır. Yüzleşmemiz gereken sorun bu kanlı örgütün neden bu kadar sempati topladığı.

***

İŞİD İslam’ın bir yorumunun ürettiği Harici bir yapılanmadır. Kendilerini Müslüman diye tanımlıyorlar. Bu ilk planda bölgenin bu tür yapıları üreten ve meşrulaştıran temel toplumsal parametreleri incelemekle anlaşılabilecek bir faktördür.

***

İŞİD ideolojisine yaslanan bir Harici dini-siyasi anlayışın Türkiye topraklarında gelişmesi ve büyümesi zor gözüküyor. Çünkü bu tür hareketler köylülüğe ve kırsala yaslanan eğitimsiz kitlelerin öne çıkardığı hareketlerdir.

Geçmişte Kürt bölgesinde görülen Hizbullah deneyimi üzerine yapılacak bir antropolojik kazı, bize önemli veriler sunacaktır.

../... SON


1. Bölüm , 2. Bölüm
 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş