metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

Değişmeyen Ölüler Akli Melekesini Yitirenlerdir / Zeynep Taş

07.07.2021

İslam olmak isteyen bir insan, Tevhid ile ahlakı birbirinden ayıramaz.

Rasulullah (s.a.s) bir hadisinde "Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurarak ahlakın İslam’ın temeli olduğunu göstermiştir.

Ahlak ise  hayatın tümünü kapsayan, Tevhid ile ayrılması mümkün olmayan Kur'an'da ve Sünneti Rasülullah'ta değeri tartışılmaz bir kavramdır. Bundan sebep ahlakın bir cüzü mesabesine olan "dili doğru kullanma" Tevhidi davet esnasında mühimdir.

Misal; bir müslüman,Tevhidi bilmeyen insanlara “Tevhid öğrenmek gerek” dediğinde veya Allah'a çağırdığında genelde ilk gösterdikleri tepki "Zamanında seni de biliyorduk " oluyor.. Yahut "Senin soyunu da biliyoruz, seni de biliyoruz, sen mi bizi Tevhide davet ediyorsun" gibi aynı Mekke cahiliyesindeki sözler ile muhatap olmak mümkündür!

Davet edildikleri "La İlahe İlla Allah" onlara ağır geldiği için davet edeni itibarsız kılma o dönemde olduğu gibi bu dönemde de mevcuttur. Seni beğenmezler, değişimine ve dönüşümüne gıpta ile bakacaklarına kıskanırlar ve itibarsızlaştırmak için ya Tevhidi karalama ve linç girişimleri başlatırlar ya da davetçiyi rencide etmenin yollarını ararlar..!

Dünkü çocuk diye hor hakir görülür çoğu davetçi.

Aklını kullanma yönünde problem olduğunu ileri sürülmesi Batıl'ın en sık kullandığı yöntemdir..!

Başka bir gerekçe ise; davet yapan müslüman kendisi ve soyu zengin olmadığı için veya şöhretli biri olmadığı için dikkate alınmaz. Nitekim Rabbimiz bize bunu haber veriyor:

"Sahiplerinde (ya da arkadaşları olan peygamberde) delilikten hiçbir şey olmadığını düşünmüyorlar mı? O, apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir. (Araf,184)"

Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar. (Mü'minun, 70)"

 (Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir." (Şuara, 27)

 "Allah'a karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, ahirete inanmayanlar, azapta ve uzak bir sapıklık içindedirler. (Sebe, 8)

De ki: "Size bir tek öğüt veriyorum: "Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz. Sizin sahibiniz (veya arkadaşınız olan Peygamber)de hiçbir delilik yoktur. O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır."( Sebe, 46)

Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir." (Duhan, 14)

Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi. (Zariyat, 39)

Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuz (Nuh)u yalanladılar ve: "Delidir" dediler. O 'baskı altına alınıp engellenmişti.' (Kamer,9)

 

O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar. (Kalem, 51)

Cahili yaşantıdan hicret edenlerin en sık karşılaştığı sorundur, aşağılanıp hakir görülmek.. Hele de gariban ve mazlum bir yapısı var ise davetçinin.! Allah'ın çağrısına değer veren davetçi; ahlakı gereği kibirlenmez lakin batılda olanlar bu hali eziklik olarak nitelediği için baskı ve tahakküm kurmayı kendilerinde hak olarak görürler..!

Değişime direnç gösterenlerin anlamadığı bir nokta da; bir insanın cahil olması başka, cahil kalmayı tercih etmesi başkadır.

Zamanında olmuş olanlar olabilir, bir kişinin ya da bir topluluğun bir zamanlar inanmıyor oluşu yahut farklı ideolojileri din diye benimsemiş olması; bu kişinin cehaletini zafer kazanıyor edasıyla yüzüne vurmak istemeniz sizin Tevhidi reddetmenize gerekçe olamaz ki.. Ego devreye girince; insan bir cehaleti başka bir cehalet ile kıyaslıyor ve ciddi bir mukayese hatasına düşebiliyor.

"Seni de biliyorduk!" cümlesini  sarfeden kişi kendi imanına ipotek koyar, kendi değişimine engel olmuş olur, bir nevi ket vurmuş olur akıbetine...

Rencide etmek hiç kimseyi onarmaz. Allah güzel sözü misal gösterdi. "İnsanlara karşı en güzel sözü söylemekle" mükellefiz( İsra, 53 ).

Şayet güzel sözlü olmaz isek şeytan insanlar ile aramızı bozmaya hazır memur.. ! Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.

İnsanları kırarak, inciterek, dökerek dünya mamur olamaz ve kalpler metruk binalara döner...Bizim de sine' mizi yırtan had bilmez insanlar var ama gücünü Allah'tan alan insanı kimse durduramaz...

İslam olmak isteyen güzel ahlak ile nefsini tezkiye etme yoluna gitmelidir. İman etmek istemeyene de tek bir sinek bahane. Dünya devinim halinde. Allah her an yaratma halinde. Değişiyoruz, yineleniyoruz.. İnsanların sizi aşağılaması, hor ve hakir görmesi müspet anlamdaki bu değişimden vazgeçeceğimiz anlamına gelmez.

Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir'le (Kur'an'la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? (Zuhruf, 5)

"Herkes bulunduğu hal ve niyetine göre iş yapar. Bu durumda kimin en doğru yolda olduğunu Rabbimiz daha iyi bilir." (İsra 84)

Cehaletin içinde kalmaya kararlı olan insan değişme ve gelişmeye direnç gösterir. Ancak cehaletinin karanlığından kurtulmak isteyenin önüne engeller çıkarmaya, motivasyonunu düşürmeye kimsenin hakkı yoktur. Buna rağmen Hak yolun üstüne oturan şeytanlar olacaktır ki bizim de görevimiz tam da burada başlıyor.

Sen cehaletinden memnun isen ilerlemek isteyene kızma kardeşim !

Kırma, gönül virane olur... "Seni de biliyorduk"

Ahhh..! Dili zalim kendi zalim ve nankör insan .!

Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir, bunu idrakten yoksun olana çok söz etmeye, enerjimizi yanlış mecrelarda tüketmeye gerek yok. İnsanlara değil hatalara ve günahlara karşı diklenmeden dik duruşumuzu göstermemiz icab eder..

Tevhidin ve ahlakın hakikatine varma yolunda olan insan, “Allah’ın helak edeceği ya da çetin bir azaba çarptıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz" denildiğinde  “Rabbimize sunacağımız bir mazeretimiz olsun ve umulur ki korkup sakınırlar.” derler.. (7/A'râf 164)

Değişimi reddeden insan; aslında farkında olmadan Allah'ın; insanın çabasına rahmet nazarı ile bakıp hidayet ettiği kulunu da yersiz bir şekilde tenkit etmiş oluyor..

İyi de..!

Zaman değişir, insan değişir, iman dediğin artar veya azalır, kainat devinim halinde... Bunu kabul edemeyen insan; haddini aşarak neredeyse hidayet kavramına savaş açmış oluyor. Neticede hidayet de bir değişimdir insan hayatında..

Değişmeyen ölüler ve akli melekelerini yitirenlerdir aziz kardeşim...

"Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?" (Fussilet, 33)

Dilini, iman etmek isteyenlere değil de İslam'ın azılı düşmanları için sivrilt, öfkeni onlar için diri tut. Kelimelerini ve duygularını israf etme aziz kardeşim..!

İnsanın imanı dilinde ve amelinde gizlidir, kişinin kalbinde ne varsa onu açığa vurur. Kalbi iman ile dolu olan insan sine'sinde olan güzellikleri kendine saklamak istemez. Allah ilim olarak ne verdiyse veya his olarak ne hissettirdi ise  onu paylaşmak ister... İşte İmanlı insan kalbindeki bu iman gereği dilini de İslam yolunda istihdam eder, etmelidir..

İmanı; yüzünü süsleyen ve kalbini yumuşatan insanları seviyoruz..  İnsan iman dolu kalbine tutunmalı.. Dili ile ifadeleri ile sözleri ile Tevhidi hakikate uyum sağlamalı.. Kalbi ve dili eş zamanlı uyum içinde çalışan insanın bütün cihazları sağlıklı adımlar atar..

Mekki Süreçte olduğu gibi Tevhidi kavrayan bir mümin;  ayakları varsa yürür, aklı varsa duyar,  kalbi varsa görür...Ancak iradesini devreye koymayan müminin; kalbinden iman sadır olmaz, acılar ve kederler içinde boğulur... Boğulan insan ise, diğer insanları da şeytanın ahlakı gereği gerek dili ile gerekse fiileri ile kendi ile birlikte dibe çeker.. İblis'in karakteristik özelliği zuhur eder..

Zira; "İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ve  onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. (Nur 24/19)

Bir insanın müspet anlamda değil de menfii anlamda değişmesini isteyenler hayasızlığın artmasını arzulayanlar, karanlık kuyularından çıkmayı başaramayanlardır.. Çünkü hayat baktığın dağdan sana yansır...

Diklenmeden dik mi duruyorsun yoksa isyan mı ediyorsun, kendi sesin, kendi tercihin kendi kaderin olur..

Tercihlere, değişimlere, gelişmeye, gayrete ve hayrete değer vermeyi bilmeyen insanlar kadercilik oynayarak " beni Sen saptırdın" diyerek kurban rolünü kendilerine uygun gördükleri için Tevhid ile hidayet bulup değişen insanları, kendilerine ilham edilen fücuru beslediklerinden sebep sürekli aşağı çekme derdi ile ömürlerini heba etmektedirler..!

Beni azdırdığın için, andolsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım. Sonra önlerinden, artlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi.” (Araf,16,17)

Değişmeyi başaramayan bu insanlar, Hak ve Batıl mücadelesinde hep vardı ve var olmaya devam edecekler. Hasılı; 'Tevhid ile diklenmeden dik duruşu" öğrenenlere selam olsun...

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş