metrika yandex

Haberler / Sağlık

Asr-ı Saadette Tıp Kültürü ve Hastalar Risalesi - Dr. Mehmet SILAY

10. Yüzyılda Türkistan islam medeniyetinin yetiştirdiği ilim adamlarından Harezmi Farabi, Biruni ve İbni Sina yazdıkları tıp kitaplarına Efendimizin insan sağlığı üzerine söylediği bir hadisi şerifle başlıyorlar.

Kütübü Sitte’de kaydedilen 10 bin hadisi şerifin 300’ü insan sağlığı ile ilgilidir. Tamamı da koruyucu hekimlik (Hıfzıssıhha, Çevre sağlığı, muaşeret, Psikoterapi ve rehabilitasyon ile ilgilidir.

Bilindiği gibi kuranı kerim bir tıp kitabı değildir. Peygamber efendimizde bir tıp doktoru değildir. Ancak o vahyi ilahinin kontrolünde seçkin bir insandır. Resullah bütün insanlara şevkat ile bakar. Kuranı kerimin sembolik uslubuyla insanlara Ahsen-i takvim ve eşref-i mahluk ile bakar ve mülayemetle davranır. Resulullah tebliğ ile en az su kullanan bir topluluğu dünyanın en çok su kullanan ümmeti haline getirmiştir.

Bir hadisi şerifte Allah tövbe edenleri ve çokça temizlenenleri sever.

Vücut sağlığı ağız bakımı ile başlar.

Resulullah buyuruyor; Aleykum Bissivvak!

Günde kaç kişiyle tokalaşıyoruz, dokunuyoruz?

En çok bakteri ellerimizdedir. Bu sebeple yemekten önce ellerimizin yıkanması tavsiye ediliyor.

El Hamru ümmül Habais- “Alkol bütün kötülüklerin anasıdır, kaynağıdır.”  

Kullu darrun haram yahut Kullu Dararun haram. “Bütün zararlılar haram”.

Biz Hekim olarak zararlıları sayarız. Uyuşturucular, alkol, sigara, kola, asitli içecekler, genetiği değiştirilmiş gıdalar, ruj ve sentetik olmayan boyalar.  Model insan Resululullah efendimizin bir hadisiyle konuya giriş yapmış oluyoruz.

El Mü’minu Kaviyyun Hayrun ve Ahabbu ilallahi minel mu’minu Daif!

“Sağlıklı mü’min indallahda hasta mü’minden daha Hayırlı  ve daha sevimlidir.”

Hayatımızın her alanında, hayata bakışımızda efendimizi model alıyoruz.

Temel kitabımız buyuruyor; El Mülkü Lillah! Beden mülkü de Allaha aittir.

O insanlara emanettir. O beden mülkü bizim irademize onu iyi kullanma ruhsatı vermiştir.

Nobel ödüllü Dr. Aleksi Karel ve Nureddin Topçu gibi hayatın gayesini sorgular.

Nureddin hoca; “Niçin yaratıldığını sorgulamayan gençler bunalımdadır!”der.

  Onlara göre hayatın gayesi üçtür.

Birincisi; Allahın emaneti olan vücudu korumak.

İkincis;i nesli devam ettirmek.

Üçüncüsü de Ubudiyetle ruhu yüceltmek.

Allaha kulluk görevinin ilki namazdır yani salattır.

Namaz dinin direği, Secde mü’minin mi’racıdır.

Bir Ayeti Kerime En’am suresi 162; “ Namazım ve Bütün İbadetlerim, Hayatım ve Ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir!”

HASTALAR RİSALESİ

Risale-i Nur Külliyatından HASTALAR RİSALESİ’nin özel bir yeri ve değeri vardır.

25 Haziran 2001 tarihinde Ankaranın bir özel hastanesinde bir beyin ameliyatı olan Menenjiyom operayonuna hazırlanıyordum. Odamda sıramı beklerken ziyaretime gelen Ağrılı arkadaşım Sıddık Altay bey bir kitap uzattı.

-Kardeş Ameliyata girmeden önce lütfen bu kitaba bir göz at! Dedi.

Kitabı altını çizerek ve notlar alarak okumaya başladım.

Hasta olan insan kâinattaki yalnızlığını ve zaafını görür. Allaha sığınır. Dil ucundan değil, ta yürekten Dua ile yakarmaya başlar. Riyasız ve halis bir ibadet başlar.

İşte “şikâyet etmeden sabırla karşılanan hastalık mü’minler için İbadet hükmündedir!” diyor Bediuzzaman. Hatta fani olduğumuzu hatırlatan  Hastalık, bize Mürşit oluyor.

Hastalık süresince bir ömür sabretmek ve şikayet etmemek şartıyla o hastalığın bir mümin için ibadet sayıldığına dair rivayet-i sahiha vardır.

Hatta bazı sabir ve şakir yani sabreden ve şükür eden hastaların bir dakikalık hastalığı bir saat ibadet hükmüne geçer.

Hatta bir dakikası bir gün ibadet yerine geçtiği rivayet-i sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.

Hastalık insanın gözünü açar. Vücüda derki la yemut değilsin,bir görevin var. Gururu bırak. Seni yaradanı düşün kabre gireceğini bil ve hazırlan.

İşte bu noktadan hastalık, nasihatı ve uyarısı ile bir müşriktir.

Hastanın hakkı şekva-şikayet değil şükürdür. Her an onun Allah a hamdetmesi şükür etmesi gerekir.

Önce el-hükmülillah!

Yani hüküm-karar Allah ‘ındır

Çünkü bedeni mülkü de Allah ‘a aittir.

Sadece biz insan oğluna emanet edilen beden mülkünü doğru-dürüst kullanma-değerlendirme ruhsatı verilmiştir.

Vücut mülkünün sahibi ve maliki olan Allah ; mülkünde istediği gibi tasarruf eder.

Bu noktadan bakınca bediüzzamanın uslubuyla ‘’ Hastalık bir ihsan-ı ilahidir.’’ Diğer ifadeyle ‘’ hastalık hediye-i rahmani dir’’

Elemi zavali lezzettir.

Fani dünya bir gün bize haydi dışarı diyecek. O bizi kovmadan biz bu hastalığımızın uyarısıyla onun aşkından vazgeçelim. O bizi terk etmeden biz kalben onu terk edelim.

Bu düşüncelerin kuran ruhuna bağlı hadis-i şeriflerden süzülüp geldiğini görüyoruz.

‘’Dünya muhabbeti bütün kusurların başıdır.’’

Hubbuddünya erresu külli xatietun !

Kibire gurura ve öfkeye şeytan müdahildir.

Kısa bir hadis-i şerif: Le Tağdab!

Gururu bırak, dünyaya niçin geldiğini öğren ve görevlerine uygun yaşa.

Hastalık sabun gibidir. ‘’ Sehven ve tahammüden ‘’ işlenen günahların, kirlerini yıkar, arıtır , temizler.

Hatalıklar kefaretuzzünub dur. Hadisi sahih ile sabittir.

Yani isteyerek ve istemeyerek işlediğimiz günahları, yanlışları ,kusurları, Allah temizlemek istiyor.

Allah bizi çok seviyor huzuruna tertemiz çıkmamızı istiyor.

Bizim kurtuluşumuz için stresi endişeyi ağrıları - acıları ve hastalığı bize armağan ediyor.

Bedüzzamanın ifadesi moral motivasyonu yapan bir slogan gibidir.

‘’ Hastalıklar hediye-i rahmandır.’’

Anne – babalar yavrularını çok severler. Resullullah da ümmetini yani biz Müslümanları bir annenin yavrusuna olan muhabbetinden daha çok sever.

Resullulah buyuruyor ‘’Hayatın yedi kudretinde olan Allah’ a yemin ederim ki Allah benden daha çok sever.’’

Allah ın merhameti gazabına galip gelir. Yani biz üst üste sevgi ilahi ve şefkatle kuşatılmışız.

İman bilgi ile kuvvetlenir.

Bunu idrak eden ve inanan Müslümanlar dünya ve ahiretini mamur etmeye çalışırlar. Hayatlarını duaya dönüştürürler.

Hazırlayan. Dr. Mehmet SILAY

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş