22 Temmuz 2019 Pazartesi •

Zİ-RUH / Kelimelerin Ruhu

17.12.2018
Talip Özçelik

Zİ-RUH

“Sana ruhtan sorarlar; de ki onun ilmi Rabbimin katındadır.”

İnsan hayat sahibi bir varlık olduğu gibi, ruh sahibi de olan bir varlıktır. Çamurdan yaratılmış olan Âdem’e Allah cc kendi ruhundan üfledi. Adem asıl manasını bu ruhtan alır, çünkü  ruhun geri alınmasının bir şekli olan ölümle  geride kalan ceset kısa sürede kokuşup çürür.İnsan cesedinin kokması diğer canlıların (hayvan)ceset kokusundan daha ağır, kötü ve iğrendiricidir.

Varlık aleminde,mahlukatta-yaratılmışlarda eşref-i mahlukat olan insan ruh sahibi olduğu gibi, her varlığa verilmiş bir ruh da vardır.O ruh  varlıkların fıtratıdır.Fıtrata uygun varlığını devam ettirmek ruh sahibi olmanın ifadesidir.Fıtratı bozulan her varlık ruhunu yani sahip olduğu anlamı yitirmiş demektir. Varlık aleminde her varolanın, varlığının anlamı onun ruhudur.

Bu çerçevede ifade etmek gerekirse kelimelerin de bir ruhu vardır. Kelimelerin ruhu onların barındırdığı manalardır. İnsan nasıl ceset ve ruhtan oluşuyorsa kelimelerde ceset ve ruhtan oluşur. Sözel veya yazı  olarak kelimelerin yazılışı  ya da söylenişi onların cesedidir ; anlamları ise kelimelerin ruhudur.

Günümüzde ruhlarını yitirmiş kelimeler hayatımızı işgal etmiş durumdadır. Kelimeler de insanlar da ruhsuz şekillere-kalıplara dönüşmüştür. İnsanların yaşayan ölülere dönmesinden dolayı mı yoksa başka sebepten mi bilemiyorum; son yıllarda zombileri konu edinen pekçok film ve dizi gösterime girdi. Hala da zombili filmler yapılıyor. Son yıllarda postmodernizmin konuşulması tartışılması tam da buna denk düşmektedir. Postmodern yaklaşımda içerikler, anlamlar, derinlikler keyfiyet değil; dış görüntü, şekiller yüzeyler ön plandadır.

Yaşadığımız zaman diliminde( bizim)sahiplendiğimiz-dillendirdiğimiz pekçok kelime, söz, kavram ruhunu-anlamlarını yitirmiştir. Salih amel adına yapılan davranışlar da ne yazık ki buna dahildir. Mesela namazın şeklini belirleyen fıkhi kurallara dikkat edildiği kadar onun  ruhunu-manasını belirleyen, oluşturan huşu ile namazı kılmaya  ve ihlasa ne kadar dikkat ediyoruz? Ruhunu yitirmemiş bir tek kelimemiz, kavramımız var mı bugün?Ruhunu yitirmemiş bir İslam kardeşliğinden söz edilebilir mi.?

Ümmet kelimesi,tevhit ,ihlas ,cemaat ve benzeri kelimelerin bugün ruhları-anlamlari var mı? Hayatımızın anlamı, sahip olduğumuz anlamların yaşatılmasıdır. Sahip olduğumuz anlamların-değerlerin yaşatılması ise savunduğumuz o kelimelerin ruhunun olmasına ya da o kelimelere  ruh verebilmemize bağlıdır.  Ruhu olan kelimelere sahiplenip  yaşatırsak ancak o zaman meleklerin secdesine layık adem olabiliriz.

Postmodernizm yaşadığımız dönemde bizim de iliklerimize kadar işlemiş durumdadır. Her şeyin görüntü-görsellik ve imajdan ibaret olduğu bir dönemde ne yazık ki bizler de, yaşantılarımız dilimiz, kelimelerimiz itibari ile postmodern hayatlar yaşıyoruz.Kelimelerimiz postmodern döneme layıkıyla ayak uydurmuş durumda. Artık kelimelerimizin anlamları, derinlikleri, içerikleri  yani ruhları yok oldu. Ruhu alındığı zaman (ölüm durumunda) insanın cesedi çok kısa sürede bozulup çürür ve kokmaya başlar.Ruh gidince geriye çürüme ve kokuşma kalıyor. Yaşadığımız zaman diliminde görüntü ve şekiller, imajlar hayatımızı işgal etmişken;ruhsuz kelimelerin söz ve yazıyla ortalıkta çok fazla miktarda savrulduğu  bir çürüme dönemi yaşıyoruz.

Hayatın  her  veçhesinde  her şeyin çokça  kullanılıp tüketildiği bu  dönemde, kapitalist tüketim alışkanlıklarının bizim hayatımıza  da iyice nüfuz ettiğine şahit oluyoruz. Bu dönemde çokça yazılıp konuşulmasına rağmen; sanat,edebiyat, düşünce, felsefe siyaset vs alanlarda konuşulup yazılanlar ne yazık ki hastalığa şifa olmuyor. Çünkü kelimelerin ruhu kalmadı.Ruhsuz kelimeler, manasız sözler, kokuşan cümleler ortalıkta uçuşup savruluyor.

Yiyip içtiklerimiz de yaşadığımız postmodern döneme uyumlu bir mahiyet arz etmektedir. Yiyeceklerimizin de ruhuna aldılar. Soframızda bulunan yiyecek ve içecekler de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Hormanla şişirilip yapay gübrelerle büyütülmüş meyve ve sebzeler, süt ve gazlı  içecekler, yediğimiz et çeşitleri  de dahil yaşantımızın tamamını gözden geçirerek yeniden düşünmeliyiz.

Yiyip  içtiklerimizin sağlığımıza nasıl etki ettiğinin  araştırılması oldukça önemli. Bunun yanı sıra duygu ve düşüncelerimize, sosyal hayatımıza ne kadar etki ettiğinin de ciddiyetle  düşünülmesi, araştırılması gerekiyor.( Böyle bir araştırmayı gıda mühendisliğinden psikolojiden sosyolojiden haberi olan,bu alanları bilen tıp doktorlarının yapması yerinde   olabilir.)

Allah'ın cc  Adem'e ruhundan üflemesinden sonra bir takım kelimeleri vermesi( ya da Âdem'in bir takım kelimeleri alması)çok manidardır.

Ruh sahibi olan Adem'e ruhu olan kelimeler öğretiliyor, veriliyor (ya da alıyor). Bu kelimeler de ruh sahibi, çok derin anlamlara sahip kelimeler...

Çünkü onlar Kelimetullah .. yani,

Allah'ın kelimeleri...

Tam burada şu ayeti hatırlamak gerekiyor:” sana ruhtan sorarlar,de ki onun bilgisi Rabbimin katındadır.” 

Kelimelerimizin değeri Allah katından olması ve onlara verilen anlamlar-ruhlar sebebiyledir.Cesediyle yani çamur tarafıyla hayvani bir varlığa sahip olan beşerin,ruhun üflemesiyle nasıl insan olması söz konusu ise; bunun gibi kelimelerimiz de ruhlarıyla-anlamlarıyla varlık alemine gönderilmiştir,onun için değerlidir. Rabbimiz ruhsuz-manasız hiçbir kelime indirmemiştir.

Art arda peygamberlerin gelmesi kelimelerin ruhlarını yitirmesi ile ilgilidir. Mesela İsrailoğulları kelimeleri tahrif etmişlerdi. Peygamber gönderilen her toplum ne zaman kelimelerle oynamışlar, anlamlarını tahrif etmişler veya fıtrata ters düşmüşlerse yeni bir uyarıcı gönderilmiştir.  

Kelimelerin anlamlarının bozulması-tahrif edilmesi-bu manada kelimelerin ruhlarını yitirmesidir; yani kelimelerin fıtratlarının bozulmasıdır. Kelimelerimizi yeniden fıtratı aslisine döndürmemiz gerekiyor. İsrailoğulları ile ilgili olarak şöyle buyruluyor “yuharrifun-el  kelimu an mevaridiha” yani "kelimeleri kullanıldıkları asıl manalardan-yerlerinden-saptırırlar".ayet meali

Bugün kelimelerimiz de insanlarımız da ruhlarını yitirmiştir. Kelimelerimiz ruhlarını kaybettiği için Müslümanlar yaşayan ölüler gibidir. Ya da şöyle diyebiliriz;kelimelerimiz ruhlarını yitirince biz de ruhumuzu yitirdik. Varlığımızın İslam düşmanlarının pervasızlıklarını zulümlerini engelleyici hiçbir etkisi yoktur bugün.

İslam kardeşliği, dayanışma, Ümmet, dostluk, yardımlaşma, fedakarlık, namaz, hac, takva, cihat ve benzeri kelimelerimiz sadece şekil ve laftan ibarettir. İslam kardeşliği-Ümmet vs kelimelerimiz gerçek olsaydı dünyanın her tarafında bu kadar Müslüman kanı akar,islam beldeleri emperyelistler eliyle harabeye çevrilirmiydi.?

İnsani-İslami sorumluluk demek bize üflenen  ruha uygun davranış demektir.Bu ise varlığımızın anlamına uygun olarak anlamları yaşatmak demektir.Bizim ruh sahibi olmamızın anlamı kelimelerimizin, davranışlarımızın anlam ve derinliklere sahip olması,yani ruh sahibi olmasıdır.Bir  kelimemizin bile ruh sahibi olması hayatımızda çok şeyi değiştirecektir.Hayatımızda çok şeyin değişmesi ise yaşadığımız dünyada çok şeyi değiştirecektir.

"Kelimetullahi hiyel ula."Allah'ın kelimeleri... Yüce olan işte odur.

Çok konuşmak veya çok yazmak, buna ihtiyaç duymak bile artık kelimelerimizin ruhunu yitirmiş olmasıyla ilgilidir. Ruhunu yitirmemiş, zengin anlamlara sahip kelimelerimize hayatiyet kazandırsaydık, yaşantımızda zi- ruh (ruh sahibi) olarak bu kelimeler var olsaydı eğer; bu kadar çok konuşmamıza bu kadar çok yazmamıza belki de gerek kalmayacaktı.

Çok konuşmak ve çok yazmakla ilgili olarak konunun bir diğer boyutu belki de içinde yaşadığımız toplumun çok tüketme ahlakının bize de bulaşmış olmasıyla ilgilidir; ya da günlük yaşantının isinin kirinin veya pasının üzerimize sinmesiyle alakalıdır.

Yüce kelimelerle değil, aşağılık kelimelerle konuşanlar ağzınızdan savrulan,kaleminizden akan kelimelerinize bir bakın;ruhları var mı?

Kendi kelimelerimizle konuşup kelimelerimizin anlamlarına-ruhlarına dikkat kesilip o konuda yoğunlaşsaydık; güzel kelimeler o zaman O’nun katına yükselecek,salih ameller o kelimeleri yükseltecekti. Bununla amellerimiz bereketlenecek ,basiretimiz açılacaktı. Allah bizim gören gözümüz olacak, onun nuruyla bakacaktık.     Her güzelliğin yegane sahibi O olduğu gibi,en güzel kelimelerin sahibi de O'dur. Ruhu O verdiği gibi O alır.Kelimelerin ruhuna sahip çıkıp,o ruhu yaşatamayan yoplumlardan önce o kelimelerin ruhu alınır;bununla birlikte o toplumun hali de değişmeye başlar.

“Sana ruhtan sorarlar de ki, onun bilgisi Rabbimin katındadır.”

Bütün ruhların bilgisi onun yanında olduğu gibi,kelimelerin ruhunun bilgisi de onun katındadır. Biz buna inanıyoruz.Mücadelemizin anlamı, bu inancın tabii gereği;Onun kelimeleriyle varlık alemini anlama ve anlamlandırma çabasıdır.

Kendi kelimelerimizle,ruhu olan kelimelerimizle yaptığımız mücadele ancak onun rızasına ulaştır.

Tevfik Allah'tandır. 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye