22 Temmuz 2019 Pazartesi •

ZARARSIZ YAZILAR -5 “ŞUBAT KISAYDI “

19.03.2019
Mehmet Ali ÖNER

Eğer yürüdüğünüz yolda, güçlük ve engel yoksa o yol sizi bir yere ulaştıramaz “ B.Shav

Kimilerine göre felaket  , kimilerine göre rahmet olan , üstelikte tabiatın rutin görevi olan kış mevsimi zuhur edince insanımız yine şaşkına döndü. Sanki beklenmeyen bir olguymuş gibi, herkesi bir telaş sardı..

Türküler ne güzel söyler:

“Bilmem bu feleğin bende nesi var

Her vardığım yerde yar ister benden

Sanki benim mor sümbüllü bağım var

Zemheri ayında gül ister benden”

Oysa, Şubat ayı bizim bildiğimiz ZEMHERİ‘nin sonudur ve ne de güzel kar yağdı kentlerimize bile.. Bize yeniden toprağı hatırlattı. “kulle yevmin huve fî şe/n”i hatırlattı. Topraktan o kadar uzaklaşmıştık ki, neredeyse toprağın sahibini bile unutmaya yüz tutmuştu idraklerimiz. Evet, kış bazılarını şaşırttı ve üşüttü ama şubat da zaten bizi terk etti!

Bu havalarda aşık da olunmaz..

Doğunun ozanı Ahmet Arif şöyle der bir şiirinde:

Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e - tek doğüşte yenilmediler

Bin yıllardan bu yan, bura uşağı”  der demesine de, yiğitlik zor zenaat!

Rahmetli Ömer Lütfi Mete “Düşman üretme zenaati “ adlı yazısında: “Çağımızın ortalama Müslümanı, Kur'anı Kerim'in 'Müminler muhakkak kardeştir' yargısını sözle değil de davranışla yalanlamaya adeta şartlanmış, neredeyse bu hükme inat 'karşı yargı' geliştirmiş gibidir; Eğer başka bir düşmanın şiddetli ve sıcak saldırısı yoksa Müslüman özellikle Müslüman'la savaşır!” demişti. Değişen ne var?

E. Şenlikoğlu “SAHABEYİ DÜŞÜNÜYORUM” başlığında şunları dile getirmişti:

“…… Onların, birbirlerini kardeş görmeleri için, Kur'an ve sünnete iman etmiş olmalarının yeterli oluşunu...Şimdi bizi düşünüyorum.

Sadece Kur'an ve sünnete iman etmemiz ve bu vesile ile birbirimizi kardeş görmemiz yetmiyor. Kur'an ve sünnete ilaveten o kadar çok detaylara inanmamız gerekiyor ki, bir ömrü o sonradan çıkan detayları öğrenmeye versek, yine de yetişemeyiz.Bizdeki iman esasları, onlarla kıyasladığımızda, öylesine zorlaştırılmış ki, her gruba, her rejime göre farklı din anlayışları beklenmiş bizden; ve onların iman modelleri, bizi darboğaza getirmiş. Biz, ilk kaynaktan kana kana içmeye eğiliyoruz, bakıyoruz ki, ensemizde binlerce el var. "sen, ilk kaynaktan içemezsin, öyle kolayına gitmek var mı? diyorlar.

"Hayır! beni engellemeyin, ben Allah'ın gönderdiği dinden yudumlamak istiyorum." dediğimizde "Senin ayağın kaymış, sen sapıtmışsın." diyorlar.

Sahabeyi düşünüyorum, imreniyorum onların iman edişlerine... katışıksız... Kardeşlik ilanlarını Allah'tan aldıklarının bilincindeler.….

Eğer, İstanbul'da oturuyorsanız, İstanbul'da bir şeyhe bağlıysanız, başka şehre gittiğinizde, orada ne kadar müslüman olursa olsun, yalnız kalıyorsunuz.”

* * *

Hiç uğraşmayın; Andre Gunder Frank veya Arthur Schopenhauer bizi anlamaz!

Öyle ise; sıkı bir duaya  ve nasuh bir tövbeye sarılmalıyız.

Yorum Ekle
Yorumlar
mehmet ali öner

23.03.2019

ahmet kasabalı, alakanız için ben tesekkür ederim..
ahmet kasabalı

20.03.2019

teşekkürler hemşehrim.
Dürümiye / Lezzete Davetiye