ZARARSIZ YAZILAR-3

07.02.2019
Mehmet Ali ÖNER

Geçmiş zaman. 93 yılı filandı sanırım. Henüz 28 şubat olmamıştı. Ama  dumanı yavaştan üstümüze gelmeye başlamıştı.  Ömer Muhtar ve Çağrı filmini Anadolu’da sinemalarda gösterilemiyordu bile. En fazla gözyaşı gecelerinde mağlubiyet ilahileri dinlediğimiz günlerdi. Bosna yanıyor, Çeçenya direniyordu. Beyazıt’da gösteriliyor oluyor bizler de taşrada umudumuzu taze tutmaya çalışıyorduk.. Hayat bu minvalde akıp gidiyordu.

Denizli Çınar’da Çatalçeşme Çay Bahçesinde geleni-gideni misafir eder, sohbetin dibini bulurduk. İsmet Özel henüz tam olarak “kalın türk” tanımını yapmamıştı, O’nun

“Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir

kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa

yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa

o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektirdizeleriyle modernizme meydan okuyorduk!

Akın kardeşimiz o vakitler baharda bir hafta sürecek etkinlik düzenlemişti. İHL’li, Nizam-ı Alem’ci , MGV’li ve diğer duyarlı gençlerle..  

Film gösterileri yapılıyor, dergi/kitap sergileri düzenleniyor ve  proğrama göre konuşmacılar gençlere konferanslar veriyordu.

Çatalçeşme’de rahmetli Akif İnan ağabeyle sohbet ediyorduk; liseli olduğunu sandığım bir genç “Ne olacak bu milli görüşün hali, ihtiyarlarla bir yere varılamıyor abi..” deyince Akif İnan “ Oğlum sen milli görüşcü, refah partili misin, öyle ise neden Ankara’ya gidip yetkililere sormuyorsun, eğer davanın sahibiysen sormalısın..” mealinde cevap verdiydi. Oysa o genç için “milli görüş ve bir avuç dava adamı “ her şey demekti. Sustu kaldı orada..

Akif İnan haklıydı! Bizde hesap sorma, muhakeme ve istişare geleneği çoktandır kapalı. Aslında kim ne kadar ve hangi özellikleriyle “bizden” bilmiyoruz. Bizden olduğunu varsaydıklarımıza hiç olmazsa ikaz görevimizi yerine getirsek hem onlara hem millete iyilik yapmış olmaz mıyız?

Bunları neden mi yazdım? Geçen gün bir kardeşim aradı, “Abi yazılarını okudum, iyi ki bunları yazan birileri var “ dedi.

Düşündüm, yazdıklarımda dişe dokunur pek bir şey yoktu! İçimizden birileri hasbelkader aksaklıkları, ters giden şeyleri yazmalı ve yetkilileri uyarmalı.

28 şubat siyasi/politik bir darbeden daha çok “insansızlaştırma” projesiydi. Sindirme, püskürtme operasyonuydu. Hamdolsun hep beraber iyi bir mücadele vererek geri püskürttük o hamleyi.

Geride; kaybedilmiş hayatlar, zulme uğramış onbinler, göz yaşları ve haksız yere hapis yatan mazlumlar kaldı elbette.

Ümmetin, milletin ve mazlumların dertlerinde bir azalma olmadı. Ülkemizdeki göreceli iyileşmeyi görmezden gelmiyoruz ama; coğrafyamızda , hinterlandımızda zulümler, katliamlar devam ediyor.

Bilgiyle/vahiyle hemhal olma ihtiyacımız eskisinden de fazla! Fiili duaları çoğaltmalıyız. Bizim Şekip’in deyimizle “fiili tefsirciler” olmalıyız.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye