YENİ BİR DÜNYAYA DOĞRU!

23.03.2020
Doç. Dr. Mehmet SAĞLAM

Doç. Dr. Mehmet SAĞLAM / YENİ BİR DÜNYAYA DOĞRU!

 

İçinde bulunduğumuz zaman dilimi, yaşadığımız şu günler belki de yıllar sonra dünya tarihinin önemli kırılma noktalarından biri olarak değerlendirilecek gibi duruyor. Bütün dünya hem de en gelişmişinden en fakirine, en solcusundan en dindarına, etnik köken ayrımı yapmaksızın aynı kaderi yaşamaya başladık. Korku, panik, belirsizlik vs gibi bir sürü karamsar duygu bütün dünyanın ortak hisleri haline geldi. Her gün ekranlardan hangi ülkeden kaç kişinin öldüğünü takip ediyoruz. İç ve dış siyasi gündemler, savaşlar, ekonomik meseleler, uluslararası ilişkiler her şey ikinci planda kaldı. Bireysel olarak da salgın ve onun oluşturduğu atmosfer hayatımızı esir almış durumda. Çocuklarımız okula gidemiyor, kimimiz işe gitmiyor, kimiz ise gitmek zorunda ama birçok korku ve belirsizliği de beraberinde götürüp getiriyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu işlere kafa yoran, yazan, çizen, düşünen insanların ortak fikri dünyanın bundan sonra eskisi gibi olmayacağı ve covid-19 salgını ile başlayan sürecin yeni bir dünya düzeni ortaya çıkaracağı yönünde. Ama bu zor günleri el birliği ile biz insanlar oluşturduk. Zira kendimize oluşturduğumuzu sandığımız konfor, aslında bizi çaresiz ve aciz bir yaşam biçiminin içine çekmiş haberimiz yok. Çok katlı, lüks, şatafatlı evlerimizden dışarı çıkamıyoruz. Üstelik öyle evlerde oturuyoruz ki, ağaç yok, toprak yok, adeta açık bir ceza evine döndük. Birçok insan bahçeli müstakil evleri, o evlerde kendi ekmeğini yapabilmeyi, hayvanını besleyip, sebze ve meyvesini yetiştirdiği köy hayatını arar oldu. Sanki dünya ona yaptıklarımızın intikamını alıyor gibi. Bizi öyle çaresiz bıraktı ki sınıf ayrımını ortadan kaldırdı herkesin korkusu ortak bir noktada buluştu.

Son birkaç ayda yaşadıklarımız bize bu dünyada bir birimize ne kadar mecbur ve mahkûm olduğumuzu da gösteriyor. Birimizin yaptığı yanlış hepimizi etkiliyor, bencilce yaptıklarımızın bedelini, doğa bizden çok korkunç bir şekilde alıyor. İnsanlara sürekli olarak ulaşmaya çalışan din görevlileri şimdilerde insanları mabetlerden uzak tutmaya çalışıyor. Cami minarelerinden gelmeyin diye anons yapılırken, Vatikan, Kâbe gibi kutsal mekânlar ibadetlere kapandı. Bütün bu yaşadıklarımız; hayatımızı uğruna adadığımız birçok şeyin bizim için çokta anlamlı olmadığını gösterdi. Aslında dünyanın büyük çoğunluğu şuan hem fiziki olarak hem de manevi olarak içe kapandı ve adeta bir tefekkür/muhasebe/iç hesaplaşma halinde.

Bu zor günler şüphesiz geçecek ancak geçerken bazı izleri de bırakacak. Bizler bu yaşadıklarımızdan ders çıkarabilecek miyiz? Kendi iç muhasebemizi yapıp, hayatımızın önceliklerini yeniden oluşturabilecek miyiz? Krizler bazen yeni fırsatları ve umutları da beraberinde getirir. Önümüzde yeni bir fırsat var. Üstelik bu fırsat hem bireysel hem de toplumsal olarak oluşmuş durumda. Adeta Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini yeniden oluşturma fırsatı elimize geçti. Sokaklardan çekildiğimiz, kendi konforumuz ve mutluluğumuz için oluşturduğumuz her şeyden vazgeçmiş durumdayız. Hayatımızı kolaylaştırdığımızı sandığımız metrolara binmiyor, uçakla uçmuyor, tatile gitmiyor, hatta varsa paranızı bile harcayamıyorsunuz. Peki kendimiz için oluşturduğumuzu sandığımız herşeyden bu kadar kolay ve hızlı vazgeçebiliyorsak, bunlar için birbirimizi “kırmaya” değer mi? Gözümüzle göremediğimiz bir virüs bize çok büyük mesajlar verdi.

Şimdi mesele bu mesajlar insanlık tarafından alınacak mı yoksa alınmayacak mı? Bu soruya bireysel ve toplumsal olarak vereceğimiz cevap yenidünya düzeninin nasıl olacağını da ortaya koyacaktır. Ama bu işin başlangıcında kendimiz açısından yenidünya düzenini nasıl oluşturacağımız sorusunun cevabı olacaktır. Bakalım hep birlikte doğru cevabı verebilecek miyiz? Yoksa yanlışlar yine bütün doğruları da alıp götürecek mi?

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Galip

28.03.2020

Bu zor günler şüphesiz geçecek ancak geçerken bazı izleri de bırakacak. Bizler bu yaşadıklarımızdan ders çıkarabilecek miyiz? Kendi iç muhasebemizi yapıp, hayatımızın önceliklerini yeniden oluşturabilecek miyiz? Krizler bazen yeni fırsatları ve umutları da beraberinde getirir. Önümüzde yeni bir fırsat var. Üstelik bu fırsat hem bireysel hem de toplumsal olarak oluşmuş durumda. Adeta Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini yeniden oluşturma fırsatı elimize geçti. Sokaklardan çekildiğimiz, kendi konforumuz ve mutluluğumuz için oluşturduğumuz her şeyden vazgeçmiş durumdayız. Hayatımızı kolaylaştırdığımızı sandığımız metrolara binmiyor, uçakla uçmuyor, tatile gitmiyor, hatta varsa paranızı bile harcayamıyorsunuz. Peki kendimiz için oluşturduğumuzu sandığımız herşeyden bu kadar kolay ve hızlı vazgeçebiliyorsak, bunlar için birbirimizi “kırmaya” değer mi? Gözümüzle göremediğimiz bir virüs bize çok büyük mesajlar verdi. /// Hocam Teşekkür ederiz