YAŞAMAK İÇİN GELMİŞTİ

27.02.2020
Mustafa AKMEŞE

Mustafa AKMEŞE / YAŞAMAK İÇİN GELMİŞTİ

 

hikayeyi bilirsiniz,

yolunu kaybeden üç arkadaş,
dağ yolundaki  kulübeye sığınır.
evin sahibi ihtiyar buyur eder, şehirli misafirlerini.
dışarıda tipi vardır ve içerde  gürül gürül yanan odun sobası içlerini ısıtır.

İhtiyar ev sahibi mutfağa geçince,
altına tuğla konularak  yükseltilen
boruların orta yerinde dirsek olan soba gözlerine batar!..
okumuş adamlar işte. İhtisas sahibi proflarımız ilginç sobaya dikkat kesilirler.
kendi meslekleri üzerinden
ihtiyarın sobayı böyle kurmasına
bir çok mesleki hikmetli çıkarım yaparlar,
iddiaya bile tutuşurlar.

dileyen hikayeyi bulur okur...

ihtiyar içeri gelince sorarlar;
“boru yetişmedi…"
bütün hikmetli yorumların boş olduğu andır...
“sobanın altına tuğla koydum ki biraz yükselsin,
iki dirsek vardı elimde beyim” der
ihtiyar amca,
işte onu da ortaya takarak eksik boru meselesini çözdük,
boru eksik gelince... böyle...
“yoksulluk işte ağam..."

şehirli proflarımız çok bilmişler ya!
etraflarına saçılan  fukaralığı görmüş olsalardı
sobanın garabetini,
yoksulluğun sebebi olabileceğini fark edebilirlerdi... belki.

ihtisas sahibi olmak böyle bir şey herhalde...
bir cerrahın özeni ve
duygusuzluğu hakimdir olay ve hikayelere...
veya şöyle de diyebiliriz;
dikkat kesilen alandaki bilgi ve yoğunluk,
çok zaman etrafını kör eder insana... sanki

benzer olan çok zaman
kitaba ve sirete, hadislere de  aynı yaklaşım olur.
üzerinde sayısız hikmetin, bilginin gizli kaldığı,
bulmak ve araştırmak gerekliliğine inanılır,
her bir olay veya sözden, kelimeden
eşsiz! çıkarımlar, hikmetler bulma telaşı vardır...
anlaşılması için
ihtisas lazımdır ya!

bir cerrah marifetiyle okurlar  ve yorumlarlar din ve dine ait birikimi.
kitap ve peygamber onlar için,
yani ihtisas yaptığı alan için diyorum
eşsiz oynaşacağı alan oluverir...

fıkıhçı, kelamcı, tarihci, tefsirci, ve dahi vaazcı ihtisas okumaları
din ve kutsal metinleri adeta tatmin aracına dönebilir...
en iyi ben bilirim,
en orjinal çıkarımlar bende ey ahali!
hiç okumadığınız, duymadığınız şeyler gördüm ben... yaaaa!

halbuki
belimizi çatırdatan yüklerden,
ayağımızdaki prangalardan kurtulalım diye gelmişti...
yaşanmak için, hidayet olsun diye gönderilen
kitaptı ve
ayak izleri takip edilsin diye
aramızdan seçilen Aziz Peygamberdi o...

üç dost
şehrin sokaklarında dolaşırken aç karnına…
nasıl da acıkmışlardı ama.
Ömer "bizim Ebu Heysem'e gitsek.
yemeğe oraya yıkılsak" diye söylendi.
Ebu bekir hiç fena olmaz dedi...
Aziz olan tebessüm etti gül yüzüyle…

arkadaşlarının evine geldiler,
hanımı ekmek yapıyordu, buyur etti hemen büyük bir neşeyle
çığırdı eşine “bey nerdesin Resulullah geldi evimize..."
bahçede çalışıyordu eşi, koşarak geldi ve
Medine’nin en onurlu evi şu an bu hanedir derken mutluluktan uçuyordu.
hemen bahçeden hurma dolu dalı kopardı ve
“siz yiye durun, oyalanın aperatif işte,
yerken, ben bir oğlak keseyim’’ der ve
koşar adım döner ahıra....
Aziz olan seslenir arkasından;
“süt veren hayvanı kesme.’’
….
kuzu gelir nar gibi, yeni yapılmış ekmekle birlikte...
of ki of...
başlamadan önce Resulullah taze ekmeği koparır,
içerisine kebabı sarar ve
Fatımam çok sever ulaştırırsınız der,
tebessüm ederken…
ciğer işte...
neşeyle, muhabbet içinde geçen tam bir dost  yemeğidir...

görülen belli,
insan, dostluk, ikram, muhabbet, evlat...
yani hayat işte dost, hayatın ta kendisi...
okuyunca diyordunuz ki,
Allah beni seçti ve beni seviyor.
böylesi birini aramızdan çıkardı ve bize önder etti,
beni O’na tanış etti. hamd olsun…
 
bu dost yemeğinden ihtisas sahipleri ders çıkarmasın demiyoruz ki...
boğmayın sadece onu derim
karartmayın görülecek esas resmi.

yani, okuyunca üç dostun yemek kaçamağını,
fıkıhçıların, hadisçilerin
bablara ayıracağı konu başlıklarına
döner birden,
“dostun ikram yemeğinden kendi yakın olana yemek göndermek..."
Pöh!
ha işte tam da onu söylerim...

vaazcılara gelince zararsız kesilecek sayısız yorumun bilgisidir onlar için işte...

ey yolcu

yolu karmaşık tarif edenlere aldırma...
karmaşık, eğri büğrü yollardan kurtulalım diye gönderildi bu din,
bilmez misin?

bu yol kendine tabii olacak olanlara
açar kendini,
gösterir sırlarını...

valla! tarifi kolay,
onun için düş yola,
yoluna…
işaret taşları bellidir.
alır götürür seni.
RAZI edilecek olana…

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş