YALNIZ SEFERDEN DEĞİL ZAFERDEN DE SORUMLUYUZ!

26.08.2018
Ömer Faruk Altuntaş

Hem rakiplerinin 100 yıllık planlar yaptığını söyleyeceksin, hem de biz sonuçla ilgilenmeyiz diyeceksin. Hem rakiplerinin ne planlar ne programlar yaptığını, ne kadar sinsi olduklarından yakınacaksın hem de kendi sorumluluğunu Allah’a devredeceksin, sonra da olmadı kadere havale edeceksin.

Bir yandan şeyhlerinin, hocalarının, liderlerinin kerametinden, faziletlerinden, tabiri caizse insanüstü hallerinden bahsedeceksin diğer yandan seni her türlü işgal eden düşmanının önünde diz çökeceksin.

Hep kaçış ama hep dayağı yedikten sonra kaçarken “sizi yendik ya!” diye bağıran ergenler gibi üstünlük taslamak;

Bu mudur İslam?

Bu mudur İslami düşünce?

Bu mudur İslami hareket sistematiği?

Eğer buysa, yeni neslin deist olmasından da ateist olmasından da korkun.

Çok şükür! Bunlardan olmadılarsa o zaman sorumsuz olmalarından korkun. Çünkü onlara öğrettiğimiz; “nasıl sorumluluktan kaçılır” eğitimidir: Alacağımız sonuç da; “sorumlu nesil!” olmayacaktır!

Kur’an dışında, 1400 yıllık İslami tecrübe diye sarıldğımız pek çok alt kültür kodları, yukarıda izah ettiğim/isyan ettiğim tabloyu besliyor.

Başlarının üzerinde duran, uzatsalar alabilecekleri muza uzanmayan 3 maymun deneyinde olduğu gibi İslam dünyası önünde duran Kur’ani fırsatları önceden öğrendiği “öğrenilmiş çaresizlikten” dolayı kullanamıyor. Elinizi nereye atarsanız yazının başlığında yer aldığı gibi; sorumsuzluğu, yenilgiyi, çaresizliği “zafer gibi” ilan eden geleneğin getirdiği, geleneksel zihin duvarlarına tosluyorsunuz. Bunun adı bazen “dünya zindandır” oluyor bazen, “ahiret bize yeter” oluyor.

Bu sözler bir ayetin ya da hadisin parçası olabilir ama Kur’an’da “hayırda yarışın”  diyen bir Allah varken, yaptığı savaşları en ince ayrıntısına kadar planlamış bir “peygamber” varken, kendi sorumsuzluğumuzu, tembelliğimizi her alanda pejmürde halimizi, nasıl İslam’a, kadere, Allah’a yükleriz?

Yakın Yüzyıllarda Dünya’ya farklı fikirler sunmuş, ekol olmuş kaç tane Müslüman ilim ehli gösterebilirsiniz.

Oysa El-Kanun fi’t-tıb isimli eseri 7 yüzyıl Avrupa üniversitelerinde okutulmuş; ilahiyatçı, doktor, filozof İbn-i Sina’yı hala 1400 yıllık muhteşem (!) kültürümüz, zındık mı değil mi diye tartışmaya devam ediyor.

Aslında karşı çıktığım İbni Sina’nın eleştirilmesi değil, karşı çıktığım, İslam dünyası yüzyıllardır eleştirmeyi “yoketmek” olarak anlıyor ve herşeyi akide meselesi haline getiriyor. Bunun altında, saltanat, iktidar, nefis, para vs. savaşları var şüphesiz. Ama daha da önemlisi Kur’an’ın hayır üreten kültürü,  yerini Bakara suresinde ifadesini bulan “Islah ediyoruz diye fesat çıkaran” tüketim kültürüne bırakmış durumda.

İçinde bulunduğumuz ekonomik savaşı da sosyal, kültürel düşkünlüğümüzü de ancak ve ancak bir paradigma değişimi ile üstünlüğe dönüştürebiliriz. Bunun bütün kodları Kur’an’da vardır.

Tek yapmamız gereken din adamları sınıfını tasfiye ederek, günümüz ve geçmiş alimleri alkışlamayı bırakıp eleştirmeyi öğrenmeliyiz.

Eleştirmek için; ”Oku!” emrinin öncelikle muhatabı kendimiz olduğunu, hesabını da bizim vereceğimizi bilerek okumamız gerek. Bizden farklı düşünen ve eleştirdiğimiz müslümanların düşmanımız değil, hilkatte/dinde kardeşimiz olduğunu bilmeliyiz. Bu ümmetin bayramı, bunu yaptığında, gerçek bayram olacaktır.

Allah’a emanet olun, Allah’tan emin olun!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye