Ali Kadercan / “Utanç Duygusu”, Bağlanma Engelidir
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

“Utanç Duygusu”, Bağlanma Engelidir

14.07.2017

Ali Kadercan/“Utanç Duygusu”, Bağlanma Engelidir Ali Kadercan

 

“Utanç Duygusu”, Bağlanma Engelidir

Önce Güven IV

 

Bir önceki yazımızda değersizleştirici her bir jest, mimik, duygu ifadeleri ve sözlerimizin bağlanma engeli olduğunu belirtmiştik. Bu yazımızda ise değersizleştirici bir duygu olan, utanç duygusu üzerinde durmaya çalışacağız.

 

Bağlantıyı çözen duygulardan biri de ‘utanç duygusu’dur. Utancı besleyen ise  “yeterince iyi olamama” kabulüdür. Nedense toplum olarak geçerli ve kullanışlı kıldığımız dil motive edici değil yıkıcı kıldığımız dildir. Yapılacak olanla ilgili görüş bildirirken, bir insan değerlendirirken,  kendi çocuğumuzu kendisine yorumlarken önceliği anlamak ve kazanmak değil, yargılamak ve kaybetmek üzerine kuruyoruz. Bir bardak suya kötü cümleler kurduğumuzda suyun kristal yapısı büzüşüp içine kapanırken güzel cümleler suyun kristal yapısını çiçekler gibi açılıp saçılmasını sağlamaktadır. İnsan vücudu büyük oranda su olduğundan ne haline getirdiğimiz muhatabın durumunu, hayal etmeye çalışalım.

 

 Firavun gibi bir zalime bile “güzel sözle” hitabın öncelenmesindeki hikmeti anlamaya çalışmak gerekmektedir. Söz kalbin aynasıdır. Söz güzelse sözün sahibinin kalbi de güzeldir. Söz kötüyse sözün sahibinin kalbi de kötüdür. Söz güzelse üzerinde düşünmek ister insan, söz kötüyse de ondan ve sahibinden uzaklaşmak…

 Yeterince iyi değilsin üzerinden kurduğumuz cümleler bizim hayrımıza olmamaktadır.  Çünkü baş eğdirmektedir. Gönlü ve yüzü bizden başka yere çevirtmektedir. Konuşmadan hasıl olacak analiz imkanını ortadan kaldırmaktadır. Eğer ortada “bir yetersizlik dersi” alınması durumu varsa zekâ, zaten bunu almak da gecikmez. Yaşananların düşünülüp değerlendirilmesi bunu fazlasıyla sağlar.

 

“Yeterince iyi olmama” fikrini cümlelerimizde çok işlediğimizi düşünüyorum. Çocuklarımıza yeterince okumadıkları, yeterince yemek yemedikleri, yeterince dikkat etmedikleri, yeterince anlamadıkları, yeterince bilmedikleri… en iyi öğrendikleri yetersizlik değerlendirmesi oluyor. Daha da kötüsü yetersiz olduklarını bizden öğreniyorlar. İfade etmeseler de utanıyorlar, sonra kırılıyorlar, sonra değersiz olduklarını düşünüp ait olamama, kendini yakın hissedememe durumu yaşayıp bağ kuramıyorlar.

 

Bağlanmayı bağlanamamayla sonuçlandıran duygu olan “utanç duygusu” na çok dikkat edilmelidir. Bizi utandıran insana açılabilir miyiz, bizi utandıran insanın yanında olmak ister miyiz, kullandığımız yanlış bir kelime nedeniyle olmadık sözler söyleyen insana karşı neler hissederiz? Utandırma zehrini; iletişim kapısından geçirirken iç dünyamız bu durumu hemen fark edip, protesto etmez de ne yapar?

 

“Yeterince iyi değilsin” üzerinden değil de “değerlisin” üzerinden meramımızı anlatmaya çalıştığımızda, yani karşımızdakinin utanmaması için elimizden gelen gayreti göstererek iletişim kurduğumuzda, utandırılmayıp değerli olduğu kendisine hissettirilen küçük yürek, kalben kuvvetli ve cesur olmayı öğrenmektedir. Bu değerlilik, hayatının her aşamasında karşılaştığı sorunlarla baş etmede onun asası olmaktadır. Bu asayla sorunu çekip kökünden sökmesi çok kolay olmaktadır. Değersizliği çözüp çocuğumuzu kahramana dönüştüren güç, asa/değerlilik dır/dir. Çünkü değerli olan kendisine karşıdan bakmayı da öğrenmektedir. Eksikliklerini fark edip onları telafi yolunda esnek davranabilmektedir. Böyle davranabildiği için de eksiklik bir kusur değil, daha iyi olmanın bir imkânına dönüşmektedir. Kendi eksikliğini görebilen insan diğer insanlardaki eksikliği de kolay anlayıp değişim olgusunun herkes için gerekli bir süreç olduğunu kabul etmektedir.

 

Anne babaların üzerine düşen en büyük sorumluluk çocuklarını en iyi yapmak için en iyi okulların peşinde koşmak yerine onları sevmek ve onlara sahip olmanın mutluluğunu hissedip hissettirmektir. Değerli olduğunu bilen bir nesil yetiştiğinde bugün yaşadığımız sorunların çoğunu, ileriki zamanlarda yaşamadığımızı görebileceğiz.

 

Burada durup düşünmek gerekmektedir. Neden bağlanma duygusunu geliştirmek bu kadar önemlidir? 

 

“Güvenli Bağlanma” zarar verici, kırılgan, değersizlik duygularının panzehiri olduğu için önemlidir. Bu bağlanmayla sahip olunan değerlilik hissi, her türlü incinmişlik duygusuna batmadan, utanç duygusunda boğulmadan ilerlemeyi ifade etmektedir.

 

Yeterince iyi değilsin yolu üzerinden çocuklarımıza doğru yürüyen o kadar çok değersizleştirici yaklaşım var ki… Bunların hepsi tufan olup çocuklarımızı boğmak istiyor. “Değersizlik Tufanı” ndan çocuklarımızı ve bizi kurtaracak gemi, “Bağlanma Gemisi”dir. Bu gemiyi zamanında inşa edemeyen aileler çocuklarını tufana teslim etmek zorunda kalabilirler. 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kaya Giyim / Kalitede öncü giyim dünyası
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05