Süleyman Arslantaş / TOPRAK GÜNÜ PROTESTOSU
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

TOPRAK GÜNÜ PROTESTOSU

04.04.2018

Süleyman Arslantaş

Filistinliler, İsrail’in 30 MART 1976’’da ülkenin kuzeyinde bulunan Celile bölgesindeki Filistinlilere ait binlerce dönüm araziyi işgal etmelerinin yıldönümünde İsrail işgalini protesto ettiler. İsrail askerleri protestocuların üzerine gerçek mermilerle ateş ederek şu ana kadar 19 Filistinlinin şehadetine, yüzlerce Filistinlinin de yaralanmasına neden oldular. İsrail, başta Genelkurmay Başkanları GADİ EİZENKOT olmak üzere meydana gelen katliamdan hiçbir şekilde pişmanlık duymadı. Bilakis memnuniyetlerini ve benzeri katliamları devam ettireceklerini duyurdular. İsrail Savunma bakanı katil Liberman bu katliamların devam edeceğini belirtirken aynı zamanda katliam yapan İsrailli askerlere madalya verilmesinin gerektiğini de belirtti. Ve yine aynı katil 2018’de Hizbullah’la ciddi bir savaşa girişeceklerini ve muhtemelen bu savaşı kendisinin yöneteceğini ifade etti.

 

Başta İsrail başbakanı Netanyahu olmak üzere birçok İsrailli yetkili bu katliamı Suudilerin fetvaları nedeniyle yaptıklarını söyledi. Zira Netanyahu’ya göre Suudi alimler Filistinlilerin İsrail karşıtı gösterilerden vazgeçmelerini söylediklerini ileri sürerek suçlu olanın İsrail karşıtı göstericiler olduğunu ifade ediyor. Netanyahu bu yaklaşımında haksız da sayılmaz. Çünkü daha önce Suudi Arabistan Yüksek Alimler Heyeti Üyesi Salih b. Fevezan: “Gösteri ve protestolar Müslümanların işlerinden değildir.” demişti. Suudi Arabistan Müftüsü Abdülaziz Al-Şeyh ise: “İsrail’e karşı savaşmak caiz değildir. Hamas terör örgütüdür. Hizbullah’a karşı İsrail’le işbirliği yapılmalıdır.’ İfadelerini kullanmıştı. Suudi Veliaht Prensi Muhammed b. Selman görev başı eğitim için gittiği Amerika’da ve öncesinde Mısır’da; şer odağı İsrail’i değil; Türkiye, İran ve Katar’ın şer üçgeni olduğunun altını çizmişti. Doğrusu Suudi Arabistan, BAE ve Mısır üçlüsü başta olmak üzere genelde Arap dünyası yöneticilerinin İsrail’le hiçbir problemi yok ve olmadı. İsrail’le bölgede hiçbir problemi olmaması gereken Türkiye şu anda İsrail’le en çok problemi olan ülke konumunda. Nitekim İsrail’i resmen ilk tanıyan halkı Müslüman olan ülke Türkiye’dir. (29 Mart 1949) Demokrat Parti döneminde Türkiye-İsrail ilişkileri altın çağını yaşamıştır. 28 Şubat döneminde ise, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı olan Org. Çevik Bir zamanında İsrail’le imzalanan ‘Türkiye-İsrail Ekonomik ve Askeri İşbirliği Anlaşması (23 Şubat 1996) ile adeta Türkiye’nin neredeyse tüm askeri ve istihbari kaynakları İsrail’in emrine amade kılınmıştı.

 

 

Türkiye-İsrail ilişkileri tüm hızıyla sağlıklı (!) bir şekilde ilerlerken Ak Parti iktidarı ile yavaşlama başladı. 29 Ocak 2009’daki Davos Zirvesinde ise İsrail Türkiye’den tarihinin en büyük tokadını yedi. Hatırlayınız o dönem Başbakan olan Erdoğan’ın konuşmasının ardından İsrail siyasetinin duayeni olan Şimon Perez tahrik edici bir konuşma yaptı. İkinci turda Erdoğan modaratörü de susturarak Perez’e: “Siz katilsiniz, siz plajdaki çocuklara varıncaya kadar öldürebilen bir katilsiniz…” diyerek adeta 1949’da İsrail’e verilen işletme ruhsatını Erdoğan iptal ediyordu. Nitekim benzeri bir çıkışı da son “TOPRAK GÜNÜ” protestosu ardından gelen katliama tepki olarak Adana İl Kongresinde şunları söyledi: “Ey Netanyahu? Sen çok zayıfsın, çok garipsin. Bir defa kendine çekidüzen ver. Biz teröristlerle uğraşıyoruz ama senin derdin teröristler değil. Çünkü sen terör devletisin. Senin dünyada doğru dürüst sevenin yok. ‘Benim nükleer silahım var’ diye hava atma. Mazlumla uğraşma. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Dünyada dolaşacak gezecek yer bulamazsın. Dürüst ol. Dürüst olmadığın sürece bizden olumlu bir kelam bulamazsın” dedi. Netanyahu ise merd-i kıpti şecaatini söyler misali cevap olarak: “Dünyanın en ahlaklı ordusu yıllardır sivilleri ayırım yapmaksızın bombalayan birinden ahlak dersi almayacaktır” diye karşılık verdi. Gerçek şu ki, şu anda Türkiye İsrail’e karşı tarihin kendisine yüklediği sorumlulukla hareket ediyor. Keza Arap dünyasındaki bazı ülkeler de tarihte atalarının Osmanlı’ya yaptıklarını tekrar ediyorlar. Elbette bu düzen böyle devam etmeyecek. Başta Suudi yönetimi, onu takiben BAE ve Mısır tepetaklak gidecektir. Bu söylediklerimin vadesi fazla da uzak değil. Çünkü hainler ve ihanetleri biteviye devam etmez.

 

Suud’un BAE’nin v.b. parası var. Doğru. Kendilerinin değil paralarının dostları var. Bu da doğru! Ama kendilerinin dostları yok. Ne Allah, ne de kendi vatandaşları onlara dost değil. Sizler, Arap yönetimlerinin ekserisi İsrail’e evet sizler güç verdiniz. İlki 1948 Savaş’ı sonrasında Siyonistlerle birlikte Filistin topraklarını sizler paylaştınız. Bugünlerde Türkiye’ye karşı tavır alan ticaret anlaşmasını iptal eden Ürdün ve onun cüce kralı senin deden değil miydi 1948 savaşı ardından Doğu kudüs’ü işgal eden ve 20 yıl işgalinin altında olan Doğu Kudüs’e. Filistin’e özgürlük vermeyen siz değil miydiniz? 6 Haziran 1967 Arap-İsrail Savaşı’na kadar o topraklar sizin işgalinizde değil miydi? Mısır, halkına karşı aslan kesilen, Siyonistlere karşı kuzu gibi olan Mısır, Gazze’yi yıllarca siz işgaliniz altında tutmadınız mı?

 

Gün döndü. Ufuk biraz daha aydınlanmaya başladı. Dün bereketli hilal’e, yakındoğu topraklarını adaletle hükmeden Osmanlı’nın torunları tıpkı intifada öncüleri olan Şeyh Ahmed Yasin, Fethi Şikaki ve arkadaşları gibi, yaş ortalaması onbeş olan, yegane silahları fiske taşları olan Filistin’in yiğit çocukları gibi kimliğini ve konumunu hatırlamaya başladı.

 

Mesele zaten kimliğinizi, konumunuzu, aidiyetinizi hatırlama meselesidir. Mesele şehitler kervanı yolcusu olan kardeşlerimizin emanetine sahip çıkma meselesidir. Korkmayı, eğer bizler doğru yol üzerinde isek sapıtanlar bize zarar veremezler. Bu, Yüce Allah’ın vaadidir. 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05