Ömer Faruk Altuntaş / Toplumu, Fıkhın Üretmesini Beklemek…
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Toplumu, Fıkhın Üretmesini Beklemek…

06.03.2018
Ömer Faruk Altuntaş

Son günlerdeki fetva tartışmalarına bir de toplumu inşa iddiası olan Kur’an perspektifinden baksak nasıl görünür acaba?

- Asansördeki bir kadınla beraber kalıp/kalmamayı çözümlerken, müziğin/müzik enstrümanlarının helal olup olmadığını çözümleyememek. Ya da;

- Yorganın şehveti uyandırıp uyandırmayacağını çözümlerken, disney çizgi filmleriyle yetişen çocuklarımıza, İslam’ın kültürünü sunacak ressamların, haram işleyip işlemediğini çözümleyememek,

- Ekranlar aracılığıyla fetva yayınlayıp resim yapmanın haram olduğunu söyleyen hoca efendinin kendi videosunun saniyede 24 kareden müteşekkil fotoğraftan oluştuğunu bilememek,

 

gibi çelişkiler içinde yaşayıp topluma bir şey sunmayan perspektif, Kur’an perspektifi olamaz, toplumu inşa edemez. Tam aksine bir imhadan söz edebiliriz.

 

Gayrimüslimlerden zeka, kabiliyet, bilgiye erişim gibi hiçbir eksiği olmayan bir toplumu fikir olarak imha edip sınırlamak; Onları, ezilmiş, yerlerde sürünen, namusu peyman olan, yurdundan yuvasından edilmiş “mülteci” bir topluluk yapmıştır.

 

Bu bağlamda; Fıkhın “kitaplaşması” İslam fikriyatını donduran/imha eden ilk sebeptir. İyi niyet gibi görünen bu “kitaplaşma” serüveninde, kitapların gücünü gören saltanatlar bunu kendi zulüm iktidarlarının, dini “onay” ile perçinlenmesi için kullanmıştır.

 

Bugün bir konuda farklı bir fikirden bahsettiğinizde “1400 yıldır Müslüman âlimler düşünemedi de sen mi düşündün?” itirazı bu fikri donuklaşmanın adeta slogan cümlesidir.

 

Direk Kur’an ve sahih sünnete dayanarak hüküm çıkarmaya çalışan alimlere karşı ise “müctehid” olma(!) suçlaması yöneltilmekte ve sapık nitelemesiyle başlayan ama orada bitmeyen bir sürü nitelemeyle fikirsel bir imha savaşı sürdürülmektedir.

 

Böylece “asıl” olan Kur’an ve sahih sünnetin yerini “fer’” olan ictihad mecmuaları almıştır.

 

Batıyı önümüze geçiren düşünce devrimi ise aslında “asıldan” bir şey kalmayan, “fer’den” ibaret olan Hristiyanlığın ortadan kaldırılarak “saf, pozitif” aklın ikame edilmesidir. Böylece akletmenin önünde kale duvarı gibi duran ve din adamlarının görüşlerinden oluşan Hristiyanlık, yerini vahiy dizgininden yoksun “akla” bırakmıştır.

 

Bu devrimle saf aklın bütün nimetlerinden faydalanılırken, vahyin ilahi rehberliğinden mahrum kalınmıştır. Böylece insanlık bugünkü kriz çukuruna yuvarlanmıştır.

 

Eğer İslam’ın alternatif olduğu iddiasında isek ki öyledir; vahiy, akıl dengesini yeniden kurmamız gerekiyor. Vahiy vahiydir, akıl akıldır, fetva da fetvadır. Kimsenin aklı da fetvası da Kur’an’dan ve vahiyden daha kıymetli değildir.

 

Bunu söyleyecek yiğit âlimler olmalıyız ya da bu yiğitleri desteklemeliyiz. Şunu da unutmamakta fayda var, önceki âlimler nasıl Allah-u Âlem diyerek yanılabilecekleri payını bırakıyorlarsa birinin doğrularını savunduğumuzda da aynı zamanda O’nun bütün hatalarını savunmadığımızı hem muhatabımızın hem de kendimizin bilmesi gerekir.

 

Allah ile selamet bulunuz…


 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye