Ali KADERCAN / Tıbbın Izdırabı, Izdırabın Tıbbı
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Tıbbın Izdırabı, Izdırabın Tıbbı

16.04.2018
Ali KADERCAN

Kemal sayar’ın “Kendine İyi Bak” isimli kitabının 93. Sayfasında ‘Tıbbın Izdırabı, Izdırabın Tıbbı’ isimli bir bölüm var.  Bu bölümde yazar dünyada kültürel psikiyatri yaklaşımının öncüsü olan Arthur Kleinman’ın The Illness Narratives (Hastalık Öyküleri) kitabının önsüzünde yer alan ilk hastasıyla macerasını şöyle alıntılar: “ İlk hastam yedi yaşında duygulu bir kız çocuğuydu. Bedeninin neredeyse tamamı çok kötü bir biçimde yanmıştı ve ölü dokuların bir pansuman işlemiyle her gün yeniden çıkarılması, derinin her seferinde soyulması gerekiyordu. Bu yaşantı ona büyük acı veriyordu. Ağlıyor, çığlık atıyor, kendisini incitmemeleri için tedavi ekibine yalvarıyordu. Benim görevim yeni bir klinik öğrencisi olarak onun hasar görmemiş elinden tutmak ve cerrah yaralarını temizlerken çocuğunu sakinleştirmeye çalışmaktan ibaretti. Bütün pansuman boyunca onunla bir ilgi kurmaya; ailesinden, evinden bahsetmeye çalışıyordum. Bütün bunların çocuğun dikkatini pansumandan alacağını sanıyordum. Onun yaşadığı dehşete doğrusu ben de zor tahammül ediyordum.

 

Ama bir gün aramızda bir ilişki kuruldu. Kendi yetersizliğime hayıflandığım ve onun elini tutmaktan başka bir şey yapamadığıma yazıklandığım bir sıra, ona bütün bunlara nasıl tahammül ettiğini sordum. Böylesine berbat biçimde yanmış olmak ona ne hissettiriyordu? Günbegün bu berbat cerrahi ritüele maruz kalmak nasıl bir şeydi?

 

Birden durdu. Şaşırmıştı. Sonra belirsiz bir yüz ifadesi ile doğrudan ve basit cümlelerle anlattı. Konuşurken elimi giderek daha sıkı tutuyor; ne çığlık atıyor, ne de cerrah ya da hemşireyi uzaklaştırmaya çalışıyordu. O günden sonra güveni giderek pekişti ve yaşadığı duygularını bana daha çok anlatmaya, hissettirmeye çalıştı. Bu rehabilitasyon birimindeki eğitimim sona erdiğinde ufak yanık hastası pansuman işlemine daha iyi katlanır olmuştu. Ancak onun benim üzerimdeki etkisi çok daha büyüktü: Bana hasta bakımıyla ilgili bir ders vermişti. Hastalarla konuşmak mümkündü. En sıkıntılı olanlarıyla dahi hastalığın yaşanma biçimi üzerine konuşabilirdiniz ve bunun tedavi edici bir değeri olabilirdi.”

 

Modern tıp “bağlanma” üzerine bir uygulama geliştirememektedir. Arthur Kleinman’ın bağlanma hikayesi tamamen bireyseldir. Hastanın ızdırabı değer verilmesi gereken bir hassasiyet alanına girmemektedir. Ölü dokular pansumanla temizlenirken bütün vücuda yayılan acıya karşılık hastayı iyileşme uygulamasının karşısında sorun çıkaran olarak görmek, hastanın hislerinden hastanın soyutlanmasını istemekten başka bir anlama gelmemektedir.

 

Fakat ne zaman ki hastanın ağlamasına, çığlık atmasına, yalvarmalarına karşılık olarak insani bir yaklaşım olarak sadece sağlam elinden tutmaya ve sakinleştirmeye çalışmanın ötesine geçildiğinde, hastaya gerçek duyguları sorulup, kendisine tüm bunlara nasıl tahammül edebildiğini ifade etmesi istendiğinde “bir değer aşısı” yapılmış olmaktadır. Hasta kendisini anlamaya yönelik samimi bir soru sorulduğunda acılarını geride bırakmaya çalışarak soruyu sorana cevap vermeye çalışmaktadır. Bu nasıl bir şeydir? En ufak bir önemsenme sorusuna tüm bedeni yanmış bir çocuğun basit cümlelerle acılarına aldırmayarak cevap verme arzusu; değerin değerle bütünleşme çabasıyla açıklanabilir.

 

Anlamlı bir açıklama yapmadan ya da anlamlı bir soru sormadan hastanın hastalığıyla ilgilenmek hasta için bir tedavi olarak okunmuyor. Hasta tedaviden önce kendi durumunun, duygularının anlaşılmasına ihtiyaç hissediyor. Anlaşılma ihtiyacı tedavi ihtiyacından önce geliyor. Çünkü insan anlaşılmak ister, onu anlamadan vücudu üzerinde tedavi sürecine başlamak tedavi değil tamir adını alır. Çünkü temas edilen bir eşya değildir. Bir insandır ve kendi bedeni üzerinde yapılacak operasyon öncesinde hislerinin, yaşadıklarının neler olduğunu anlatmaya ihtiyaç hissetmektedir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye