Sosyal sorumluluk / Emri maruf

14.02.2017
Ahmet GÜRBÜZ

Merhaba dostlar;

Uzun yıllar kendi kendime yazdığım, gençliğimin rüyalarını süsleyen bir hayalimi gerçekleştirmenin heyecanı ile karşınızdayım. Okumanın soylu bir eylem olduğunu bilerek ve yazmanın da bir o kadar zor olduğunu düşünerek, tüm cesaretimi toplayıp, artık yazmanın zamanı geldi diyerek, derin bir nefes alıp, uzun soluklu bir yolculuk olmasını temenni ederek;
Bismillah diyorum.


Bu köşede sizlerle toplumumuzu içten içe kemiren sosyal sorunlarımıza Kuranı Kerim'in ışığında ayna tutmaya çalışacağız. Çağları aşıp gelen, insanoğlunun onulmaz yaralarına merhem olan o semavi muştuları, peygamber efendimizin sahih sünnetinden incilerle süsleyip, bazen güncel, bazen siyasi ama her zaman hakikat peşinde olmayı prensip edinerek ele almaya çalışacağız.
Tabi ki bunu yaparken üst perdeden bir vaiz edasından çok, sohbet ve hasbihal çerçevesinde; sorunların tespitinde hemfikir olmayı, yazdıklarımın anlaşılır ve akıcı bir üslupla, kısa kısa  olmasını önemsediğimin altını çizmek isterim. Birde toplumun sesine kulak vererek, ortak bir dil arayarak yapmak isteriz bunu.

Bu köşede yazmam istendiğinde ilk aklıma gelen ayeti kerime Al i imran 104 olmuştu.

104. İçinizden (herkesi) hayra çağıran, iyiliği (meşru şeyleri; tevhidi ve sâlih ameli) emreden ve kötü olandan men eden bir ümmet (bir topluluk)* olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
* (Bu topluluk, ilmiyle Allah’ın rızasına uygun amel eden alimler ve yöneticiler ile ona maddî ve mânevî destek veren cemaat veya cemiyetlerden oluşur.Feyzul Furkan)


Emri Maruf Nehyi Münker


Müslümanın Müslümanı Müslümanca uyarması, ikaz etmesi. Bu emir İslam toplumlarının can damar, sigortası demektir. Sosyal hayatı felç olmaktan koruyan bir aşı gibidir. İslam toplumunu gayrı müslim toplumlardan ayıran en bariz özelliklerden biridir. Bunu İslam dışı toplumlarda bulamazsınız. Ne Avrupa Birliği normları, ne Kopenhag kriterleri, ne batılı filozofların tasarladığı Hristiyan mezhepleri nede doğu dinlerinde asla bulamazsınız. Ama biz sattığı cevherden bihaber tüccar gibiyiz maalesef. İslam şehirlerinde bugün caddelerde sokaklarda çarşılarda islamın hakim olmamasının en önemli sebebi belki de bu emr i ilahiyi kulak ardı etmiş olmamızdır. Örf ve adetlerimizdeki yozlaşma, milli kültürün korunamaması, aileyi ve toplumu kasıp kavuran buhranların arkasındaki en önemli amil emri maruf ve nehyi münker i unutmuş olmamız. Gayri ahlaki, gayri insani, gayri tabii davranışların yayılmasındaki en büyük faktör, kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, yetim malı yeme, rüşvet, irtikap,  sebepsiz yere cana kıymak, vesairenin birçoğunun altında İnsanların birbirlerine hayrı tavsiye etmekten ve  münkerattan alıkoymaktan vazgeçmiş olmaları yatmaktadır. Ahlaktan bilime, ticaretten turizme her alana teşmil edebiliriz bunu. Hatta ilmin ve alimin bu denli değersizleşmesi de bundandır. Hülasa İslam toplumlarının atar damarlarındaki dolaşan kan enfekte olmuş durumdadır maalesef.


Bu duruma müdahale etmek ve bu ters gidişi normale çevirmek için toplumda iyi, güzel ve meşru davranışların, neşv-ü nema bulması, yerleşmesi ve kök salması için ve bununla beraber toplumun değerleriyle çatışan, nesli ve kültürü tahrip eden zararlı, gayrimeşru her şeye engel olmak için bir araya gelmek, müesseseler açmak, fonlar ayırmak, yayınlar yapmak hatta üniversiteler kurmak zorundayız.

 

Peki şimdi sorumluluk kimde, bunu kim yapacak, kime karşı ve nasıl yapacak ?

 

İlim, irfan ve hikmet sahibi, takvalı ve ihlaslı kanaat önderleri öncelikle inisiyatif almalı. Sosyo-psikolojik gerçekleri göz ardı etmeden, modern disiplinlerin verilerini yok saymadan ve iletişim bilimi ve araçlarını kullanarak yaklaşılmalı konuya. Bu konuyu dertlenen, ümmetin gençliğini ve geleceğini düşünen imkan sahibi herkeste elini taşın altına koymalı. Bunu herkes kendi evinin önünden başlayarak prensibince ayet i kerimede işaret edildiği üzere, ”içinizde bir grup” içimizdeki kurtçukları temizleyerek başlamalıyız. Saymakla bitmez dertlerimiz, yada hep ekrandakileri suçlayarak da bir yere varamayız. Her halde ilk işimiz niyetlerimizi tashih etmek olmalı.

 

Elbette bunu yaparken cahiliye toplumunda saadet asrını inşa eden peygamber (SAV) efendimizin üslubuna sarılacağız.

 

“İlahi maksadım yalnız sensin ve gayem senin rızana ermek” düsturunca, ”din yalnız Allah (cc)’nun oluncaya ve fitneden eser kalmayıncaya kadar” azim ve kararlılığında ve “inananlar ancak kardeştir” müjdesine sarılarak yol alabiliriz.

 

Bu konuya şimdilik virgül koyalım ve üstadın dizeleriyle noktalayalım bu yazıyı.

“Din hayatın hayatı, hem ruhu hem esası

İhyayı din ile olur bu milletin ihyası.”

 

Vesselam

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları