26 Haziran 2019 Çarşamba •

Sarı Yelekliler ya da Fransız Gezicileri!

10.01.2019
Ömer Faruk Altuntaş

Yazarımız Ö. Faruk Altuntaş Frandaki Sarı Yelekliler olaylarını Değerlendiriyor:Gezi olaylarının olduğu dönemde Türkiye’de yaşayan ve gözlemleyen birisi, şimdi de Fransa’da yaşayan ve olayları bizatihi yaşayan birisi olarak; Türk basınının bu sosyal hareketi, “Fransız Gezicileri” olarak nitelemesi aceleci ve duygusal bir yargı olarak görünüyor.

Gerçekten bizim gezici tayfasıyla, sarı yeleklileri aynı eylem ve aynı sosyal hareketlilik olarak görebilir miyiz?

Gezi olaylarının olduğu dönemde Türkiye’de yaşayan ve gözlemleyen birisi, şimdi de Fransa’da yaşayan ve olayları bizatihi yaşayan birisi olarak; Türk basınının bu sosyal hareketi, “Fransız Gezicileri” olarak nitelemesi aceleci ve duygusal bir yargı olarak görünüyor.

Evet! Duygusal açıdan Avrupa’nın, Türk halkına üstten bakışı ve sorunlarımızı kendi çıkar perspektiflerinden değerlendirmesi tabii ki bizi gücendiriyor, öfkelendiriyor. Ama bu tür sosyal hareketleri iyi okumadan, aceleci gazete manşetleriyle fikir oluşturma; ne bize bir şey kazandırır ne de uğradığımız haksızlığa doğru tepki göstermiş olur.

Gezici tayfasını analiz ettiğimizde sosyal tabaka olarak, jakoben, seçkinci, çoğunlukla zengin ve belirli bir siyasi kesimin temsil ettiğini görürüz. Bu sosyal tabakanın içinde ezilen kesimleri ve meşhur ifadesi ile “orta direği” göremeyiz. Gezici liderlerinin belirli bir siyasi ideolojinin içinden gelmesi, yurtdışından özel şekilde yönlendirilmeye çalışması da şüphe götürmez bir tespittir.

Sarı yelekliler ise tam anlamıyla bir “orta direk” eylemidir. Bundan dolayı da bu kadar uzun sürmesini destekleyen ve hükümetin geri adım atmasını sağlayan bir halk tabanına sahiptir. Hareketin merkezi bir lideri yoktur. Sosyal medya çağrıları ile lokal organizasyonlar tarafından her kesimin katıldığı bir hareketliliktir. Hareketin katılım sayısı geçtiğimiz haftalarda bir günde 288 bin kişiye kadar ulaşmıştır.

Aslında Macron hükümeti bir umut vadederek gelmiş yılların siyasi haritasını alt üst etmişti. Macron sol içinden gelen bir liberal olup tam oturmamakla beraber en yakın benzetmeyle, zamanın İzmir MSP vekil adayı Turgut Özal’ın ANAP’lı siyasi duruşuna benzer.

Fransız halkı OECD ülkelerinde en ağır vergi yüküyle karşı karşıya olan halktır. Fransa’da kazancın neredeyse yarısı vergiye gider. Yıllık 10 Euro kazandıysanız 5 Euro’suna devlet el koyar. Macron geldiğinde düzeltmek istediği en önemli vaatlerinden ikisi ekonomi ve vergi adaleti idi. Ancak geldiğinden bu yana yaptığı düzenlemeler hep zenginlerin lehine oldu ve halk bu öfkesini biriktirerek bugünlere geldi. Aslında bu eylemlerden önce çeşitli sebeplerle yapılan sendika grevleri uyarıcı nitelikte idi fakat Macron ve hükümeti bunları pek dikkate almadı.

İşte bugün olan, Sarı Yelekli eylemi bütün bunların toplamıdır.

Bu hareketliliği gören ve değerlendiren, Türk hükümeti hali hazırda geçirdiği badirelerden sonra orta direk halktaki; ekonomik fakirleşmeyi, ehliyetsiz atamaları, yargıdaki adaletsizlikleri düzeltemezse bu gibi eylemlerle karşı karşıya kalması kaçınılmazdır.

Benim Türk dış misyonlarında gördüğüm atalet, yurtiçi siyasette gördüğüm dalgalanmalar aklıma Efsanevi Devrimci, Ebu Müslim Horasani’nin ünlü sözünü getiriyor:

“Onlar, şerrinden emin oldukları için, dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakın tuttular. Yakın tuttukları düşmanları dost olmadı. Ama uzak tuttukları dostları düşman oldu. Herkes düşman safında toplanınca yıkılmaları mukadder oldu.”

Müslüman toplumların en büyük yanılgısı: “Ötekinin zafiyetini kendi güçleri zannetmeleridir”.

Sizde temel ahlak ilkeleri oturmamışsa ötekinin zafiyeti bitinceye kadar güçlü görünüzsünüz ama bu yanılgının ne kadar pahalıya mal olduğunu çok geçmeden anlarsınız. Fransız gezisi, ya da zafiyeti bizim gücümüz değildir. Bu gün toplum olarak yaşadığımız geçici güç yanılgısı bundan ibarettir, vesselam!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye