18 Temmuz 2019 Perşembe •

SAĞLIĞINIZ İÇİN NOBEL ÖDÜLLÜ BU FIRSATI KAÇIRMAYIN !!!

03.05.2019
Ümit Yurtkuran

SAĞLIĞINIZ İÇİN NOBEL ÖDÜLLÜ BU FIRSATI KAÇIRMAYIN !!! / Ümit Yurtkuran

Evet; alkolden, sigaradan vazgeçemiyorum, bir türlü bırakamıyorum diyenler,

Damar tıkanıklığından şikayetçi olup, kalp krizi veya beyin kanaması korkusuyla doktor kontrolünde yaşamaya çalışanlar,

Kolesterolüm yüksek, trigliseritim yüksek, karaciğerimde yağlanma var diye dert yanıp hasta olduğunu zannedenler,

Göbek çapım sürekli genişliyor bir türlü kilo veremiyorum, su içsem kilo alıyorum diyenler,

Çikolata, tatlı, gofret, bisküvi, kek vesaire gibi abur cubur yemekten kendimi alı koyamıyorum bağımlısı oldum diyenler,

Ramazan ayı sizin için gerçekten bir fırsat. “Bilinçli bir şekilde oruç tutarak bu fırsatı değerlendirin.”

Zaman değişiyor, çağlar değişiyor, mekanlar değişiyor, imkanlar değişiyor, aletler değişiyor, fakat temel zaafları, alışkanlıkları, hataları, ihtirasları ve istekleriyle insan değişmiyor. Ancak insanı yaratan Allah insanın heveslerini, zaaflarını, zayıflıklarını, başına gelenleri ve gelecek olanları herkesten hatta kişinin kendisinden çok daha iyi biliyor.

“Hiç Yaratan bilmez mi? O en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.” / Mülk Suresi ayet 14

Bildiği içindir ki; insanı maddi ve manevi her türlü kirden, pislikten, toksinlerden temizleyip arındırarak, vücudumu- zun bozulan fabrika ayarlarını düzeltecek ve  sağlığına kavuşturacak en doğru reçeteleri de Allah yazar. İşte “oruç bu reçetelerin en önemlilerinden birisidir.”

Oruç tarih boyunca değişik şekillerde de olsa tüm dinlerde yer almıştır ve tamamında da nefis terbiyesi ve sağlık üzerindeki etkilerinden bahsedilmektedir. Özellikle Kuran’ı kerim de birçok ayette değişik şekillerde yer alır ve kesin bir emirle “müslümanlara oruç tutmaları farz kılınır.” Ayrıca binlerce yıl öncesinden bu yana orucun faydalarından bahseden, tarihe mal olmuş,  filozof düşünür ve hekimler de mevcuttur.

”Ey iman edenler Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı”/ Bakara Suresi 183. ayet

“Oruç tutasınız ki (madden ve manen) sıhhat bulasınız” / Hazreti Muhammed (as) / Heysemi 203 lll,179     

“Fiziksel ve zihinsel verimlilik için oruç tutarım”.   Platon(Eflatun)   (M.Ö 427-347)

“Oruç en iyi tedavidir, içimizdeki hekimdir” / Paracelsus - İsviçreli doktor ve kimyager   ( 1493-1541) 

Günümüzde ise, teknolojik gelişmelere paralel olarak, sindirim sistemi ve genel olarak tüm vücudumuz üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar da, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde orucun, yani bilinçli bir şekilde aç kalmanın faydalarını detaylı olarak ortaya koymuştur.

Konuya biraz daha açıklık getirmek için, yemek yedikten sonra ve belirli bir süre aç kaldığımızda vücudumuzda neler olup bittiğine, özellikle canlılığımızın devamı için mutlak surette gerekli olan enerjinin ne şekilde üretildiğine bir göz atmamız gerektiğine inanıyorum.

Vücudumuzda enerji üretimi süreklidir ve bu üretimde insülin hormonu birinci derece de etkilidir. “Lokmayı ağzımızda çiğnemeye başladığımız andan itibaren yükselmeye başlayan kan şekerimizle birlikte, insülin miktarı da yükselmeye başlar.” Kan şekerimizin bir kısmı gerektiğinde kullanılmak üzere karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanırken, bir kısmı da insülin hormonu tarafından o anda kullanılmak üzere enerjiye dönüştürülür.

Ancak aşırı miktarda gıda tüketimi ya da fiziksel aktivitenin azlığı sonucu, vücudumuz yükselen kan şekerinin tamamının enerjiye dönüştüremez. “İhtiyaç fazlası kan şekeri gerektiğinde enerji üretiminde kullanılmak üzere kan (trigliserid), karaciğer ve vücudun diğer kısımlarında yağ olarak depolanır.”

Yemek yedikten yaklaşık iki üç saat sonra, kandaki şeker düzeyi normal seviyelere döner. Bu aşamada karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanan yedek şekerin enerjiye dönüştürülebilmesi için, pankreasımız tarafından “Glukagon hormonu” salgılanır.

Bu hormon sayesinde ilave iki buçuk, üç saat boyunca (glikojen depoları kişiden kişiye değişiklik gösterir) gerekli olan enerji ihtiyacımız ilave hiçbir şey yememiş olmamız şartıyla karaciğer ve kaslarımız da depolanan glikojenden sağlanır.

Eğer o günkü ilk yemekten itibaren beş altı saat geçmiş ve halen hiçbir şey yememiş isek, normal yaşantımız için gerekli olan enerjinin temini için çoğunlukla beyaz yağ hücrelerinde üretilen “Leptin” adında son derece önemli olan bir hormon salgılanmaya başlar.

Leptin hormonu’nun görevi daha önceden kan (trigliserid) ve vücudun diğer kısımlarında depolanmış olan yağları kullanarak yaşamamız için gerekli olan enerjinin temin edilmesini sağlamaktır. İşte bu nedenlerle “vücudumuzda depolanmış olan yağların enerjiye dönüştürülebilmesi, yani kilo verebilmemiz için belirli bir süre aç kalmamız şarttır.”

Kandaki trigliserid ve diğer bölgelerinde biriken yağların, enerji üretiminde kullanılarak azalmasının, kilo verdirmenin yanı sıra, genel sağlığımız ve özellikle hormonlarımız üzerinde olumlu etkileri olduğu birçok bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.

“Oruç  IGF1 (İnsülin Like Growth Faktör) faktör hormonunun (damarlarda inflamasyona neden olan, meme, prostat ve kolon kanseri gibi birçok kanser türü için risk faktörü olarak kabul edilen ve yaşlanma sürecini hızlandıran hormon) yapımını azaltmakta, daf 2 genini (yaşlanmayı hızlandıran gen) susturmakta ve “FOXO” denilen koruma genini uyararak hücre içinde tamirat sürecini başlatmakta ve böylece hastalık risk faktörlerini ve yaşlanma sürecini azaltmaktadır.”

Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu

30  gün de 10 yıl

Çocukluk çağından itibaren kas ve kemik gelişimi başta olmak üzere büyümeyi kontrol eden, daha sonraki yıllarda ise hücrelerin yenilenmesinde çok önemli görevler üstlenen, (Human Ggrowth Hormone) HGH- büyüme hormonu normal şartlarda otuzlu yaşlardan itibaren azalmaya başlar. Neticede hücre yenilenmesi zayıflamaya, kas kitlesi azalmaya, cilt esnekliğini kaybederek kırışıklıklar artmaya başlar. Ancak yapılan birçok bilimsel çalışmalar da oruç halinde iken açlığın 12. saatinden itibaren HGH seviyelerinin yükseltmeye başladığı tespit edilmiştir.

“Intermountain Medikal araştırmalarında; 24 saat oruç tutan erkeklerde % 2000,  kadınlar da % 1300 oranında HGH artışı tespit edilmiştir”.

Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu

30 gün de 10 yıl.

Amerikan Ulusal Yaşlanma Enstitüsünden,  Prof. Mark Mattson ve araştırma ekibinin “Oruç ve beyin fonksiyonları” üzerine yaptığı çalışmalarda; oruç halinde iken, beyinde bazı koruyucu mekanizmaların harekete geçtiği,  Beyin hücrelerinin yenilenme ve büyüme hormonu olarak kabul edilen BDNF (Brain  Derived Neurotrophic Faktor) ve benzeri hormon salgısını artırarak, kök hücrelerden yeni sinir hücreleri oluşturduğu, mevcut hücrelerin içinde yer alan ve  enerji üretiminde görevli olan mitokondrileri artırdığı ve fonksiyonlarını iyileştirdiği gözlenmiştir.

Orucun bu etkilerinin tespit edilmesi sonucunda beyinde yaşlanmaya bağlı olarak geliştiği düşünülen dejeneratif değişikliklerin önüne geçilebileceği, Demans, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara karşı koruma sağlanabileceği düşünülmektedir.

Günümüz insanının neredeyse hiç hareket etmeden çeşit çeşit yiyeceğe sahip olması mümkün. Her geçen gün hazır yiyecek ve içecek çeşitliliği artıp temini kolaylaşırken, hareket alanımız ve fiziki aktivitelerimiz de azalmaktadır. Bunun neticesinde de kilo problemi ve akabinde birçok hastalık ortaya çıkmaktadır.

Eğer az yiyerek çok hareket etmeyi hayat tarzınız haline getiremiyorsanız, ya da yeteri kadar fırsatınız yoksa kilo kontrolü ve başınıza gelebilecek birçok hastalıktan korunabilmek için zaman zaman oruç tutmak zorunda olduğunuzu vurgulamak için, sizlere “Otofaji” den de bahsetmek istiyorum.

Otofaji; 12 saati geçen açlıktan sonra vücudumuzdaki sağlıklı hücrelerin atık değerlendirme tesisleri gibi çalışarak, bozulan, hasarlı ya da ölü hücrelerden işe yarar kısımların ayrıştırılıp, yeni hücre yapımı ve enerji üretiminde kullanılmasıdır.

Doksanlı yılların başından itibaren Otofaji üzerinde çalışmalar yapan “Japon hücre biyoloğu Prof. Yoshinori Ohsumi, açlığın yani oruç tutmanın hücreler üzerindeki olumlu etkisini” ortaya koyduğu için 2016 yılı Nobel Tıp Ödülüne layık görülmüştür. Otofaji sayesinde hücrelerimiz kendi fabrika ayarları ile sağlıklı hücrelerin korunmasını destekleyerek, bazı kanser türleri, parkinson, demans, kalp ve damar hastalıkları, tansiyon ve diyabet gibi birçok hastalığı önleyebilmektedir.

Ramazan ayında sahur ve iftarda yediklerimize dikkat ederek tutacağımız 29 günlük orucun en belirgin faydalarını kısaca özetleyecek olursak:

* Bilimsel olarak bir insanın her hangi bir şeyi alışkanlık haline getirmesi  veya her hangi bir şeye bağımlı hale gelmesi ya da mevcut alışkanlıklarından vaz geçmesi 21 ila 28 gün civarında bir zaman alır. Ramazan ayı boyunca istikrarlı bir şekilde uygulayacağınız bir programla, bağımlısı olduğunuz içki, sigara ve şeker gibi ağır toksik maddeleri bırakmanız kolaylaşacaktır.

*Öğlen yemeği ülkemizde son 100 yılda yaygınlaşmış, tüketime yönelik sağlıksız bir alışkanlıktır. 29 günlük orucun bize sağlayacağı en basit ama en önemli faydalarından birisi öğle yemeğini hayatımızdan çıkarmak olacaktır. Bu sayede hem kilo vermeniz kolaylaşacak, hem de trigliserid, karaciğer yağlanması ve kolesterol gibi problemleriniz ortadan kalkacak dır. Bu sayede kilo problemi olmayan sağlıklı bir vücuda kavuşma yolunda ciddi bir adım atılmış olacaktır.

*Eğer Ramazan ayı boyunca iftar ve sahurda yediklerinize dikkat ederek, lokmalarınızı küçültüp ağzınızda 20-30 defa çiğneyerek yeme sürenizi uzatıp, midenizi rast gele tıka basa doldurmadan sofradan kalkarsanız,mideniz küçülerek normal ölçülerine dönecek ve kalıcı olarak kilo vermeniz kolaylaşacaktır.

Ayrıca Ramazan ayından maksimum faydayı sağlayabilmek için: Orucun sadece kendi sağlığımız için yapılan bir ibadet olduğunu bilerek, hiç değilse takım tutanlar kadar istek, heyecan ve aşkla, hiç olmazsa zar atanlar kadar şevk ve umutla, hiç değilse boğazına kadar günaha batanlar kadar cesaretli ve pervasızca oruç tutalım.

Yani sadece bir emri yerine getiriyormuş psikolojisi ile mızmızlanıp, şikayet edip sinirlenerek kerhen değilde, Allah’a gönülden teslim olup isteyerek, kendi ruh ve beden sağlığımız için oruç tutalım ki; yeme içme güdümüzü ve şehvet duygularımızı kontrol altına almayı, yani “kendimizi tutmayı, sabretmeyi öğrenelim.” Neticede hem bedenimiz, hem ruhumuz temizlensin arınsın, yenilensin ve sağlığına kavuşsun.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye