Ramazan Bitti, Ama Açlık Bitmedi

04.06.2019
Ahmet GÜRBÜZ

Ramazan Bitti, Ama Açlık Bitmedi  / Ahmet GÜRBÜZ

Bugün müminlerin bayramı, kutlu olsun, mübarek olsun.

Bayramımızı coşkuyla, neşeyle, büyük bir sevinç ve enerjiyle hep birlikte kutlayalım.                                   

Tanıdık tanımadık herkesle tebrikleşelim. Ailemizde, çevremizde, sokak ve caddelerimizde bu duyguyu yaşayalım, yaşatalım.                                                                                                                      

Kimse mahzun kalmasın muhitimizde, mahrum olmasın kimse bu duygudan, yok yoksul, garip guraba.

Zira bir rahmet ve bereket ayının sonunda, mağfiretle müjdelenen bir ümmetiz, ne mutlu bize.

“Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızla alâkanızı ve onlara yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Böylelikle selâmetle cennete giriniz”. (Tirmizî, Kıyâmet)

Son zamanlarda sosyal medyada çok dolaşan bir söz var, üstad Necip Fazıl Kısakürek’e atfedilir. “Namaz camiden çıkınca, Hac Mekke'den dönünce, Ramazan Oruç bitince başlar” diye.

Ramazan'da kazanmış olduğumuz değerlerimizi şöyle bir gözden geçirelim. Neydi Ramazan-ı Şerifi bunca mübarek, bu denli muhteşem yapan ve bir bayram neşesiyle uğurlarken elimizde kalan?

 Bu kazancı sürekli kılmamız için bunun bugün değerlendirilmesinde fayda görüyorum.

Bir ay boyunca oruç tuttuk. Bedenimizi, ruhumuzu buna alıştırdık, nefsimizin direncini kırdık. Orucun; sıhhi, psikolojik ve ahlaki faydalarını saymakla bitiremeyiz. Bunu devam ettirmemiz için, önümüzde şevval ayının altısı ve Peygamber Efendimiz’ in kuvvetli sünneti, Pazartesi-Perşembe oruçları var.   

"Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval'den de altı gün eklerse, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur." (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Nesâî ve İbn-i Mâce)

Ramazan bize fakirlerle hemhâl olmayı, yardımlaşmayı ve paylaşmayı öğretti.

Zekâtlarımızı, fıtır sadakalarımızı dağıttık, Efendimiz’in müjdelerine binaen cömertlikte rüzgâr gibi estik.

Sıcak ve uzun günlerde aç ve susuz kaldık. Böylelikle ekonomik yetersizlik sebebiyle ülkemizde veya dışarda aç bi- ilaç insanlarla empati kurduk.

Ramazan bitti ama açlık bitmedi.

Aynı şekilde Ramazan bize sabrı öğretti. Sabra ısrarla ve inatla sarılmamız lazım. Zira sabrın sırası yok, o bize 7/24 lazım. Oruçla elde ettiğimiz güzellikleri korumaya çalışmalıyız. “Allah sabredenlerle beraberdir” ve “Allah sabredenleri sever”.

Kur’ân-ı Kerim bu mübarek ayda indirildi. Gönül bağımızın solmayan gülü Efendimiz (s.a.v) her Ramazan sadık dost Cebrail’le diz dize mukabele etti, hatmetti. Kur’an bülbülü hafızlarımız, kimi camilerde hatimle teravih kıldırdılar. Bütün camilerimizde Ramazan boyu mukabele halkaları kuruldu, apartmanlarda hanım teyzeler bir araya gelerek hatmettiler. Memleketin santim santim her köşesinden bir ay boyu Kur’an nidaları yükseldi.

Hangi güzelliğini sayayım milletimin? Bir ay boyu Kur’an’la boyandık, Kur’an’la nurlandık; Onunla süslendi gönüllerimiz, hanelerimiz.

Bu güzellikleri, günde bir kaç sahife de olsa sürdürmemiz lazım. Onu tekrar süslü muhafazalarına hapsetmeyelim.

Oruç sayesinde az yemeye ve düzenli beslenmeye, dolayısıyla sağlıklı yaşamaya alıştık. Ramazan’ın maddi kazançlarının en büyüğü budur.

Nebevi tıbbın en önemli reçetesi, tüm doktorların ortak perhizi açlıktır. Midemiz başta tüm organlarımız bir ay boyunca istirahat etti. Sağlığımız için buna devam etmemiz şart.

Sigaradan kurtulmak isteyenler için bulunmaz bir fırsat.

Geceleri uyanmayı ve ibadet etmeyi öğrendik.  Allah Rasulü’ne, birçok ayetle emredilen teheccüd namazları kıldık. Münafıklara en ağır gelen yatsı ve sabah namazlarını, camilerde kıldık. En azından cemeatle namaz alışkanlığımızı korumalıyız.

“Gece namazını kılın; çünkü bu sizden önceki sâlih kulların devam ettiği, Allah’a yaklaşmaya vesile olan, günahları örten ve engelleyen bir ibadettir”  (Tirmizî, “Daʿavât”,

Ramazanın oruçtan sonra en önemli ibadeti itikâftır. Peygamber Efendimiz’in hiç aksatmadığı sünnetidir itikâf. Ramazanın son on günü mescide çekilip, mâlâyaniden kopup, zikir, tefekkür ve ibadetle yoğunlaşıp, Allah’la baş başa kalma arayışıdır.

Kadir gecesinin bu günlere gizlenmiş olması itikâfın önemini daha da artırmaktadır.

Ramazan dışında da itikâf mümkündür. Daha kısa süre de olabilir.

Hatta Şafi hazretleri; itikâf niyetiyle caminin bir kapısından girip, diğerinden çıkan kişi mutekif olur, buyuruyor.

Her zaman itikâfa fırsat bulamayabiliriz. Daha önce girememiş de olabiliriz.

Ama gözümüzün biri mescitlerde, gönlümüz Allah’ın evinlerinde olursa ne ala.  

Zira Allah Teâla’nın Salih kullarının güzergâhıdır mescitler. Yalnızlık çekenler ve salih dost arayanlar için vazgeçilmez adreslerdir.

On bir ayın sultanının hükmünün, on bir ay sürmesi ümidiyle.

“Allah’ım, Selâm sensin, esenlik de sendendir. Sen yegâne celâl ve ikram sahibisin.”

Yorum Ekle
Yorumlar
Ahmet Gürbüz

06.06.2019

Teşekkür ederim Erdem Cangül
Erdem ÇANGÜL

04.06.2019

Elinize emeğinize ağzınıza sağlık.
Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları