20 Ekim 2019 Pazar •

Hüzün ayına girerken…

11.09.2019
Prof. Dr. İbrahim GEZER

Hüzün ayına girerken… / Prof. Dr. İbrahim GEZER

Bin kez mazlum olsan bile bir kez zalim olma (Hz. Ali)

Adalet, özgürlük ve meşruiyet arayışı için yola çıkan Peygamber torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela’nın kızgın çöllerinde günlerce aç ve susuz bırakıldıktan sonra Yezit ve adamları tarafından hunharca katledilmesi İslam dünyasında silinmesi mümkün olmayan derin izler bırakmıştır. Öyle ki; yaşanmış hiçbir şahadet, O’nun şahadeti kadar hüzne yol açmamış, hiçbir acı, O’nun acısı kadar yakıcı olmamış, hiçbir yas O’nun yası kadar uzun tutulmamıştır.

İslam coğrafyasının her ülkesi, her şehri ve her hanesi; Alevi’si, Sünni’si, Türk’ü, Kürd’ü, Arap’ı ve Acem’i Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının taziyesini kendi taziyesi kabul etmiş, O’nun acısını kendi acısı bilmiş, taziye için gelenlere aşure ikram etmiş ve O’nun hatırasını yaşatmak için oğluna Hüseyin, kızına Zeynep adını koymuştur.  

İşte bu yüzden Muharrem ayı, bir hüzün ayıdır. Öyle bir hüzün ki; bütün İslam coğrafyasını kuşatmış, yüzlerce yıl sürmüş, kuşaktan kuşağa aktarılmış ve Ben, hüzün peygamberiyimdiyen hazreti peygamberin ümmetini Hüzün Ümmetine, İslam coğrafyasını iseHüzün Coğrafyasına dönüştürmüştür. Belki de bu yüzden ediplerimiz, hikâyelerine “Ne çok acı var” (C. Zarifoğlu) diye başlamış, şairlerimiz ise “Hüzün ki en çok yakışandır bize, belki de en çok anladığımız” (H. Yavuz) şeklinde şiirler kaleme almıştır.         

İşte bu yüzden Muharrem ayı, bir şahadet ayıdır. Öyle bir şahadet ki; tüm nesillere ve çağlara bir çağrı olmuş, Hüseynî bir duruşun, Hüseynî bir kıyamın ve Hüseynî bir şahadetin nasıl olması gerektiğini bütün dünyaya göstermiştir.  

İşte bu yüzden Muharrem ayı, bir direniş ayıdır. Öyle bir direniş ki; Hz. Hüseyin’in şahsında bütün zalimlere, despotlara, tiranlara, diktatörlere, nemrutlara, firavunlara ve yezitlere yönelmiştir. Bu yönüyle Muharrem ayı,Kimden gelirse gelsin zulme karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana bir duruşun Hz. Hüseyin nezdinde tüm insanlığa gösterildiği bir aydır.

İşte bu yüzden Muharrem ayı, bir arayış ayıdır. Bu arayış; adalet ve özgürlük arayışı, ahlak ve onur arayışı, izzet ve şeref arayışı, meşruiyet ve hukuk arayışıdır… Eğer Hz. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin,  bu haksızlıklara bayrak açmasa ve bu onurlu yolculuğa çıkmasaydı, kendisinin de ifade ettiği gibi belki de ondan sonra İslam dünyasında hiç kimse böyle bir başkaldırıya cesaret edemeyecekti.

Günümüzde ise Muharrem ayı, bir hüzün ve taziye ayı olmasının yanı sıra bir barış, dayanışma ve kucaklaşma ayıdır. Bu yönüyle hiçbir taziye Hz. Hüseyin’in taziyesi kadar İslam toplumunun farklı kesimlerinin bir araya gelmesine, buluşmasına, birbirine ikramda bulunmasına ve dayanışma içine girmesine vesile olmamıştır. Bu anlamda, Hz. Hüseyin, Ümmet-i Muhammed için bir örnek ve bir öncü olmaya, bir muallim ve mücahit olmaya ve şahadetiyle İslam coğrafyasını mayalamaya devam etmektedir.

Hicri 61, Miladi 680 tarihinde Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının şahsında temayüz eden bu adalet, özgürlük ve hukuk arayışı insanlık tarihinde ne bir ilk ne de bir sondur. Bu arayışın kökleri Ben sizin Rabbiniz değil miyim?sorusuna verilenEvet” cevabına kadar uzanır ve ilk ilhamını Hz. Âdem’in çocukları Habil ile Kabil arasındaki mücadeleden alır.

…ve devam eder büyüyerek, gürleşerek ve güçlenerek. Peygamberlerle devam eder, salihlerle devam eder, şehitlerle devam eder, büyük ideal insanlarıyla ve dava adamlarıyla devam eder. Her Nemrud’un karşısına bir İbrahim, her Firavun’un karşısına bir Musa ve her Yezid’in karşısına bir Hüseyin çıkar ve bu arayış devam eder.

İşte bu adalet ve anlam arayışı, dün olduğu gibi bugün ve bugünden sonra da devam edecektir. Ta ki yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar; ta ki son kız çocuğu toprağa gömülmekten kurtarılıncaya kadar; ta ki bütün zalimlere, müstekbirlere, karunlara ve küresel baronlara hesap soruluncaya kadar; ta ki son aç doyurulana, son esir özgürlüğüne kavuşturulana, son mazlumun yüzü gülene kadar; ta ki Alevi’si, Sünni’si; Kürd’ü, Türk’ü; kadını, erkeği; fakiri ve zengini bu kadim topraklarda mutlu ve bahtiyar bir şekilde yaşayıncaya kadar; ta ki bütün dünyada ırkçılığın kökü kazılıp ayrımcılığın önü alınıncaya, “ötekinin” ve “ötekileştirmenin” olmadığı bir dünya kuruluncaya ve bu topraklar yeniden bir selam yurdu, bir barış adası ve bir esenlik vadisi oluncaya kadar…

Selam olsun, bu arayışı başlatanlara, sürdürenlere ve sürdürecek olanlara!..

igezerblsm@gmail.com

Yorum Ekle
Yorumlar
y karakan

11.09.2019

teşekkürler
Dürümiye / Lezzete Davetiye