TANZANYA’DAN İZLENİMLER

15.01.2020
Prof. Dr. Enver ARPA

Prof. Dr. Enver ARPA / TANZANYA’DAN İZLENİMLER

Akademik bir proje kapsamında araştırmalarda bulunmak üzere geçen ay Tanzanya’ya gerçekleştirdiğimiz seyahatte bu ülkeyi, Svahili dil ve kültürünü yakından tanıma fırsatı bulduk. Doğu Afrika’nın önemli ülkelerinden biri olan Tanzanya, İngiltere’den bağımsızlığını aldıktan sonra 1964 yılında Tanganyika ve Zanzibar’ın birleşerek isimlerinin baş hecelerini bir araya getirip oluşturdukları bir isimdir. Hint Okyanusu içerisinde yer alan adalar grubundan oluşan Zanzibar özerk bir bölge olarak varlığını sürdürmektedir.

1996 yılına kadar ülkenin başkenti olan ancak şimdi resmi olarak başkent olmadığı halde fiilen başkent konumunda bulunan Darusselam şehri, ülkenin en önemli ticaret merkezidir. Dodoma şehri başkent olarak seçilmiş olsa da Darusselam halen kamu kurumlarının büyük bölümünü, diplomatik temsilciliklerin tamamını barındırmaktadır. Hükümet başkente taşınma yönünde güçlü bir irade ortaya koymuş olsa da temsilcilikler buna direnmektedirler.

Doğu Afrika’nın önemli deniz limanlarından birine sahip olan Darusselam, jeostratejik konumuyla önem kazanmaktadır. Ruanda, Uganda, Malavi, Zanbiya, Mozambik, Demokratik Kongo hatta Güney Sudan gibi komşu ülkelere yönelik ticaret açısından önemli bir şehir konumundadır. İnşa edilmekte olan ve Darusselam’ı iç bölgelere bağlayan demiryolu ağının tamamlanmasıyla birlikte bu konumunun daha da güçlenmesi bekleniyor. 4,5 milyon civarında nüfusu bulunan Darusselam bu konumu sayesinde ülkenin en gelişmiş şehri olmuştur.

Doğal güzellikleri, turizm potansiyeli ve sahip olduğu kültürel çeşitliliğiyle aynı zamanda Afrika’nın en önemli turizm merkezlerinden biri de sayılan Darusselam, Kıta jeopolitiğinde de giderek önem kazanmaya başlamıştır. Kıta’nın bağımsızlık hareketlerine verdiği destekle bilinen Tanzanya’nın bölgesel örgütlerde ve komşu ülkelerde önemli bir ağırlığı bulunmaktadır.

Tanzanya, Afrika Kıtasında kültürel açıdan da önemli ülkelerden biridir. Svahili dil ve kültürünün merkezi olarak kabul edilmektedir. Kenya ile birlikte bu dilin resmi dil olarak kullanıldığı iki ülkeden biridir. Svahiliceyi doğu Afrika’da yaklaşık 300 milyon insanın konuştuğu ifade edilmektedir. Bazı ülkelerin resmi dil olarak kullanmakta oldukları Batı dillerini bırakarak Svahiliceye geçme eğilimine girdikleri zaman zaman basına yansımaktadır. Yakın bir gelecekte bu eğilimin daha fazla dile getirilmesi beklenmektedir. Zira Afrika ülkelerinin çoğunda çok sayıda kabile dili kullanılmaktadır ve bu da ortak bir dilde karar kılmalarına engel teşkil etmektedir. Svahilice dili ise bir kabile dilinden ziyade bir medeniyetin dili olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden onun geniş kesimlerce kabul görmesi daha kolay olacaktır.

126 kabilenin bulunduğu ülkede farklı dinlere mensup insanlar bulunmaktadır. Muhtemelen din üzerinden bir ayrışma yaşanmasından endişe duyulduğu için dini durumla ilgili istatistikler yayınlanmamaktadır. Halk arasında da dini durumla ilgili konuşma hususunda bir çekingenlik söz konusudur. Ziyaretimiz sırasında edindiğimiz bilgilere göre halkın % 40’lık bir bölümünün Müslüman diğerlerinin ise Hristiyan veya animist olduğu olduğu tahmin edilmektedir. Zanzibar adasında ise halkın kahir ekseriyetinin Müslüman olduğu bilinmektedir.

Tanzanya’nın ticaret ve turizm potansiyelinde Zanzibar adası önemli bir ağırlığa sahiptir. Hatta sahip olduğu turizm potansiyeliyle Zanzibar’ın ünü Tanzanya’nın önüne geçmektedir. Zanzibar, 52 takımada topluluğunu içine alan bir bölgenin adıdır. Bu adaların en büyüğü Unguja adasıdır ve Zanzibar ismi daha çok burası için kullanılmaktadır. Zanzibar’ın iki büyük adası meskun mahaldir, diğer irili ufaklı adalar ise insansız adalardır.

Zanzibar, İranlı göçmenler tarafından inşa edilen bir yerleşim biridir. Farslar burayı mesken edindiklerinde adına “Zengi Bar” demişlerdir. Zengi Bar, "Zenciler sahili" anlamına gelmektedir. Bu isim zamanla değişime uğrayarak Zanzibar halini almıştır. İki meskun adadan oluşan Zanzibar, halihazırda Tanzanya’nın bir bölgesi olup özerk bir yönetime sahiptir. Ada uzun süre Arap ve Farsların egemenliğinde kalmıştır. Sonra Portekizlilerin, Ummanlıların ve İngilizlerin hükmü altına girmiştir. Zanzibar’da Afrika, Arap, Hint ve Avrupa medeniyetlerinin izleri içiçe geçmiş bulunmaktadır. 1964 yılında Tanzanya’yla birleşen Zanzibar Adası'nın en eski yerleşim yeri olan Stone Town (Taş şehir) bölgesi, 2000 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınmıştır. Stone Town, barındırdığı yapılarla tarihi bir görünüm arz etmektedir. Şehir merkezinde bulunan eski hisar, dikkat çeken tarihi yapılardan biridir. Bu kale 18. yüzyılda Ummanlı Araplar tarafından inşa edilmiştir. Kale eskimiş olsa da geçmişten taşıdığı izler ve otantik yapısıyla göz doldurmaktadır. Hisarın sol tarafında yer alan ve üzerinde Beytu’l-Acaib (Acaiplikler Evi) kitabesi bulunan bina dikkatinizi çeken bir diğer tarihi eserdir. Günümüzde müze olarak kullanılmakta olan “Acaiplikler Evi” elektriğin ve asansörün ilk kullanıldığı bina olarak biliniyor. Elektrik ve asansör gibi o dönemde acayip görülen hususlardan dolayı bu binanın “Acaiplikler evi” olarak isimlendirildiği ifade edilmektedir. Görkemli bir mimarisi bulunan Acaiplikler Evi, restorasyon çalışmaları sebebiyle şimdilik ziyarete kapalı tutulmaktadır.

Bu bölge geçmiş dönemlerde köle pazarı olarak da kullanılmış. Bir seyyahın tabiriyle eskiden köle ticareti için buraya gelen ve yerlilerin tabiriyle "Mzungu"lar’ olarak isimlendirilen beyaz adamlar şimdi tarihten ders çıkarmak için burayı dolaşmaktadırlar. Bölgede dolaşırken insan kahredici köleleştirme faaliyetlerinin izlerini derinden hissediyor. Günümüzde turistik özelliğiyle önce çıksa da Zanzibar, insanların gözyaşları üzerine inşa edilen Batı medeniyetinin o kahredici köleleştirme politikalarının izlerini de gözlerinizin önüne sermektedir. Aslında o bu haliyle ders alınması gereken bir ibret vesikasıdır.

Zanzibar, tarihi Stone Town yerleşim biriminin yanısıra dünyanın en yaşlı kaplumbağalarının yaşamakta olduğu kaplumbağa adası, okyanus ortasında med-cezir hareketlerinde oluşan Nakupenda isimli kum adası, farklı tür baharatların yetiştiği baharat bahçeleri, beyaz kumlu okyanus sahilleri ve doğal güzellikleriyle de öne çıkmaktadır. Kaplumbağa Adası sömürge döneminde İngilizler tarafından cezaevi olarak da kullanılmış. Hala ayakta bulunan ve iyice eskimiş olan cezaevi binası şimdi otel olarak kullanılmaktadır.

Kizimbani bölgesi’nde bulunan baharat tarlalarında tarçın, vanilya, alovera, zencefil, kakao, karabiber, hindistan cevizi, limon çimi gibi baharat ağaçları veya bitkileri yetiştirilmektedir. Bu baharatların önemli bir bölümü ilaç sanayiinde de kullanılıyormuş. Zanzibar dünya baharat üretiminde önemli bölgelerden biridir.

Ülkenin turizm varlığında doğal yaşam parkları da önemli bir yer tutmaktadır. Tanzanya’da 12 ulusal park bulunuyor. Dünyaca ünlü Serengeti ve Mikumi doğal yaşam parkları bu ülkenin sınırları içerisinde yer almaktadır. Afrika’nın en yüksek dağı Klimanjaro dağının eteklerinde bulunan Serengeti, Kenya’daki Masai Mara’yla birlikte safari turizminin dünyadaki en önemli iki parkından biri olarak kabul edilmektedir. Afrika’nın en büyük gölü olan Viktoria Gölünün bir bölümünü ile Afrika’nın en derin gölü olan Tanganika Gölünü de sınırları içerisinde barındıran Tanzanya balıkçılık sektöründe de önemli ülkelerden biridir.

Tanzanya turizminde Hint okyanusunun sahip olduğu doğal güzelliklere yönelik sportif faaliyetler de önemli bir yer almaktadır. Süslü mercan kayalıklarını, farklı renklerdeki tropikal balık türlerini, yunus balıklarını izlemek üzere yapılan dalış sporlarıyla ün salan Zanzibar Adası ülkenin turizm sektörüne de büyük bir katkı sağlamaktadır.

Tanzanya sahip olduğu bu ticari ve ekonomik potansiyelinden dolayı küresel güçlerin rekabet alanına dönüşmüş bulunmaktadır. Geçmişte İngiliz kolonisi olan ülkede bağımsızlıktan sonra tesis edilen yönetimde de İngilterenin büyük etkisi olmuştur. Şimdiye kadar İngiltere ülkede hemen her alanda en etkili aktör olarak öne çıkmıştır. Darusselam’da çok sayıda İngiliz şirketi farklı sektörlerde yatırımlar yapmaktadır. Ancak Çin, son yıllarda yaptığı kalkınma yardımı ve ekonomik işbirliğiyle birlikte öne geçmeye başlamıştır. Çinin Kıta’da geliştirdiği ticari ve kalkınma işbirliği projeleriyle sağladığı etkinlik ve Kıta ülkelerinde bu yolla elde ettiği bağımlılık pek çok ülkede olduğu gibi Tanzanya’da da endişe uyandırmaya başlamıştır. Özellikle de kredi borçlarını sebep göstererek Mombassa ve Cibuti limanlarına yönelik işletmeye el koyma girişiminden sonra bu endişe daha da artmaya başlamıştır. Tanzanya Cumhubaşkanı bu tehlikeyi görmüş olacak ki ülkede Çinli firmaların yanısıra diğer ülkelerin firmalarının da yatırım yapabilmelerinin önünü açmaya çalışmaktadır. Bunun bariz örneklerinden biri Darusselam limanından iç bölgelere yapılmakta olan demir yolunun bu alanda meşhur olmuş bir Türk firmasına verilmesi olmuştur. Cumhurbaşkanı John Magufuli’nin bu projenin söz konusu firmaya verilmesi konusunda bizzat devreye girdiği dillendirilmektedir. Ülkedeki bu rekabetin her geçen gün daha da kızışması bekleniyor. Zira Tanzanya sahip olduğu ekonomik potansiyeliyle önem kazanan ülkelerin başında gelmektedir.

Tanzanya’nın Türkiye ile ilişkilerinde son yıllarda gözle görülen bir iyileşme yaşanmaktadır. Türkiye’nin 2009 yılında Tanzanya’ya büyükelçi atamasının ardından Tanzanya da Ankara’da 2017 yılında elçilik açmıştır. Karşılıklı açılan bu misyonların ikili ilişkilerin geliştirilmesi hususunda önemli katkı sağladıkları şüphesizdir. TİKA Darusselam’da açtığı ofisle bu ülkeye yönelik çeşitli proje ve programlar yürütmeye başlamıştır. Halihazırda Zanzibar’daki okullarıyla eğitim faaliyetlerinde bulunan Maarif Vakfı yakın bir zamanda Darusselam ve diğer şehirlerde de okullar açmayı planlamaktadır. Bu kurumlarımızın yanısıra elçilik bünyesinde faaliyet yürütmekte olan Ticaret Müşavirliği, Din Hizmetleri Müşavirliği, Güvenlik ve Askeri müşavirlikler de bu ilişkileri koordine etme hususunda yoğun bir çaba göstermektedirler.

Burada temas etmekte yarar gördüğümüz diğer bir husus da Türk sivil toplum kuruluşlarının Tanzanya’daki faaliyetleridir. Kurban bağışı, insani yardımlar, acil yardımlar gibi faaliyetleriyle bilinen bu kuruluşların eğitim alanında gösterdikleri çabalar da dikkat çekicidir. Türklerin, yerel mevzuata tabi olarak kurduğu Rehema ve Assalam isimli iki derneğin örgün eğitim ve mesleki eğitim alanında ortaya koyduğu çabalar da takdire şayandır. Bu dernekler Tanzanyalılara meslek edindirme konusunda son derece önemli çabalar ortaya koymaktadırlar. Şüphesiz ki bu faaliyetlerin de ikili ilişkilerimize olumlu katkıları bulunmaktadır.

* Prof. Dr. Enver Arpa (ASBÜ Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Müdürü)

Yorum Ekle
Yorumlar
Osman Yurt

18.01.2020

Hocam. Emeginize sağlık. Lütfen yazmaya devam edin. Özellikle bu tür gezi ve araştırma programlarinızdan bizi mahrum bırakmayın.
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ