22 Temmuz 2019 Pazartesi •

Özgürlük Şeffaflık Denetlenebilirlik

04.02.2019
Osman YURT

Siyasi tartışmalar arasında birilerini tehlike olarak görüp onlar için tedbir alınmasını isteyenlerin gittikçe çoğaldığı, yer yer kamuya hakim olma belirtileri gösterdiği bir ortamda soğukkanlılıkla sorunların kaynaklarına, hal çarelerine odaklanabilmeliyiz.

Son dönemde öne çıkan çevrelerin Fetö benzeri tehlikeler içerdiği kanaati, bazen şehir efsaneleri eşliğinde, bazen kontrolsüz davranışların beslediği korku atmosferinde, fırsatçıların da bunları kullandığı bir zeminde seslendiriliyor. Hatta çoğunluğun destekleyeceği varsayılan tesbitlerden sonra 28 Şubat benzeri bir hava doğuracak şekilde operasyonlara dönüşebiliyor.

Zannediliyor ki, özgürlüklerin hakim olduğu bir ortamda Fetö olarak bilinen Gülen yapılanması gelişerek devlete hakim olma noktasına geldi ve 250 insanın katledildiği bir darbe teşebbüsüne kalkışacak kadar acımasız/vahşi bir kimliğe bürünebildi? 

Kaybedilen bir imparatorluk ve büyük çöküş sonrası, yeni kurulan Cumhuriyet, ayakta durup Dünyanın mevcut güçleri arasında yaşayabilme kaygısı ile radikal tedbirlere yöneldi. Kurulan devletin bütün olarak ayakta kalabilmesi için normal görülmeyebilecek birçok  tanımlama yapıldı, sınırlamaya gidildi.

Güvenlik kaygısı anlaşılabilirdi. Kısmen başarılı olunduğu da söylenebilir. 

Hep yapıldığı gibi, geçici alınan tedbirlerin reel durumla açık çelişkisine rağmen kurumsal olarak devamlılık kazanması bir çok probleme kaynaklık teşkil ediyor.

Kimliklerin yasaklanması, örgütlenme ve ifade hakkının sınırlanması bunların başında gelir. 

Özgürlükler yüzünden birileri başımıza bela oldu, görüşü, gerçeklerle örtüşmüyor. Yasaklar, baskılar sorunlar doğurdu. İnsanlar çifte kişilikli oldular. Özel ve resmi kimlikleri başka başka oldu. Arasıra rahatlamalar oldu; gözyumulan, geçici ferahlamalardı. Ceza ile karşılaşma en çok görülendi. Bu ülkenin cezaevlerinde, değişmez bir motto vardır: İlk giren, doğal olarak suçsuz olduğunu söyler; çevredekilerin tepkisi 'camiden gelmiş' olur. Öylesine bir olgudur camiden cezaevine gitmek.

Yasaklarla, baskılarla yaşatılanlar doğal seleksiyonu önler, haksız rekabete yol açar. Çünkü toplum, bu baskıları normal görmediği için, cezaevleri ödül haline gelir, sürekli kahramanlar doğurur. Bazı cezaların muhatabın yükselmesi için kurgulandığını iddia eden o kadar çok ve ciddi insanla karşılaşırız ki, artık bu tesbitin doğru olmadığını savunmayı vazgeçmekten başka çare bulamayız.

Gülen yapılanması da hareket noktaları, ilişkileri, süreç tartışmaları bir tarafa, çifte kişilikliliğin en çarpıcı örneğidir. Ortaya konulan bütün tezlerin dışında, çoğu zaman tam karşısında  davranışlar görülür.  Gizlilik esastır. Dindarlık iddiası ile insan devşirilirken, alkol kullanmak doğal hatta görev olarak görülebilir. 

Açık dindar kimlikli olan 28 Şubat'ta ordudan atılmış; yanıbaşında, alkolik, 'Atatürkçü', 'modern' subay arkadaşı 15 Temmuz'da en kritik noktada operasyonun kilit ismi olmuştur. Bunları gören akıllar altüst olmasın da ne yapsın!

Bugün için söylenebilecek olan şu: Fetö vakası özgürlüklerle oluşmadı.

Yasakların sonucu ortaya çıktı.

Yeni yasaklar, baskılar yeni sorunlar doğurmaktan başka işe yaramayacaktır.

Sorunu büyüten, şu veya bu sebeple hakkaniyetin, liyakatin bir tarafa bırakılmasıdır. İnsanların sahici ve gerçek kimlikleri ile, kendileri ile barışık oldukları, haksızlık olmadığına inandıkları bir hayat yaşayabilmeleri halinde,  hem gerilimler ortadan kalkacak, hem de herkesin menfaatine olacak bir huzur, üretim, verimlilik, gelişme ortamı mümkün olacaktır.

Farklı kimliklerin, yapıların, kültürlerin birarada yaşayabilmeleri en hayati ihtiyaç; gerilimin olmadığı, insanların huzur içinde yaşadığı, gelişmiş ve güçlü bir toplumun birlikte yaşama sorunu olmaz. Güvenlik kaygılarını azaltacak olan da bu konudaki yeterlilik olacaktır. 

Hukukun üstünlüğü, üzerinde durulması gereken, düğümü çözecek bir başka boyut. Suç işlenmesi durumunda, beklemeksizin hukuka uygunluk zeminine çekecek tedbirlerin alınması temel olmalıdır. Suçların cezasız kalması, fırsatçı şekilde kullanmak üzere bir tarafa not edilmesi sıkıntıyı artırıyor.

Bunların yasakçı ve baskıcı bir uygulama için araçsallaştırılması  içinden çıkılmaz bir tabloya yol açıyor.

Hukuka aykırı şekilde silahlı olanlara ses çıkarılmıyor, bir şey yapılmıyor, hatta alan açılıyor, görmezden geliniyor görüntüsü verilirken, örgütlenme, toplantı, ifade haklarına sınırsız, acımasız müdahale korkunç hasarlara yol açabilir. Somut örneklerini gördüğümüz gibi tersi uygulamalar, temelde çok da sorun çözücü adımlar atılmamış olmasına rağmen, sanki problem çözülmüş gibi bir havaya yol açmaktadır. Efkan Ala'nın Batman ve Diyarbakır valilik dönemi uygulamaları bunun örnekleri ile doludur. 

Kimliklere, kültürlere serbestçe örgütlenme ve ifade hakkı tanımak; kendilerini güven içinde gerçekleştirebilecekleri bir ortamı sağlamak; açık, şeffaf ve denetlenebilir yapılar kurulmasını teşvik etmek; bunları sağlayacak bir toplumsal sözleşme geliştirebilmek geleceğin teminatı olacaktır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Kılıç arslan

24.03.2019

Yorum mükemmel ama okuyucuların bilgileri birikimleri sizin kadar değil yazı daha basit daha akıcı tam isabet olabilir Başarılar
Sezgin

04.02.2019

Kaleminize elinize sağlık, daha fazla gecikme olmadan bir an önce uygulamaya geçirilmesi gereken hayati derecede öneme sahip çok yerinde tespitler.
Dürümiye / Lezzete Davetiye