22 Ağustos 2019 Perşembe •

Belediyeler Ramazan Programı Yapmasınlar, İşlerine Baksınlar! (?)

04.06.2018
Osman KAYAER

Belediyeler Ramazan Programı Yapmasınlar, İşlerine Baksınlar!?[1]

Asosyal medya[2]da Nureddin Yıldız’ın bir videosu dolanıp duruyor. Bana da gönderdiler. Hatta bir arkadaşım telefonla arayıp bir belediyeci olarak bu söylenenlere ne diyorsun diye değerlendirmemi istedi. Ben de bunun üzerine bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.

Önce Yıldız ne diyor, bir bakalım. https://www.youtube.com/watch?v=LEnLxjRdF5E adresindeki konuşmayı yazıya aktarabildiğim kadarıyla söyledikleri şunlar:

“Belediyeler  Ramazanımızı pazarlıyorlar. Camileri boşaltıp meydanlara ve statlara Müslümanları çekiyorlar. Ramazan, kültürel etkinlik ayı değildir, ibadet ayıdır. Madem bu ülkede ibadet,  Diyanet İşleri'ne devredilmiştir, etkinlikleri Diyanet yapsın, müftülükler yapsın. Belediyeler, dindarlıklarını başka hizmetlere saklasınlar. Hani Ömer'in keçisi yoldan düşerse Ömer ne eder kıyamet günü diye düşünülüyordu ya, Ömer'in keçisini düşünsünler Fakirin iftar çadırını düşünmesinler. Suistimal edeceklerse, yollarda suistimal daha kolay, sosyal hizmetlerde suistimal daha kolay. İftar çadırı! Ne demek iftar çadırı, aç insanları doyurmak lazım. Lüks arabalar ile milletin geldiği yerde iftar derdi diye bir dertmi olurmuş. Dinimizle oynamasınlar. Dışarıdakilerin saldırıları bize yetiyor. Oy toplamak için başka yöntemler bulsunlar. Orucumuzu Ramazanımızı alet etmesinler. “Ramazan, Bereket Üç Şarkı Konseri” Bunu yapsa yapsa, İslam’a kastı olanlar yapar. Ramazan ve eğlenceyi birleştirene Allah lanet eder. Ramazan'da konferans verdirmek, Ramazan'da kültürel etkinlik yaptırmak belediyenin görevi değildir Diyanet yapsın. Belediye samimiyse, Müslümanlardan belediye hizmetlerinde indirim yapsınlar Ramazanda görelim …….. Biz, Ashabı Kiram Ramazanını istiyoruz Belediyelerin Ramazanına muhtaç değiliz. O ithaldir, sunidir, orta oyunudur. Allah'a sığınıyoruz ibadetimizin heyecanını statlara sokaklara taşıyanları protesto ediyoruz”

Önce ,Yıldız’ın belediyecilik anlayışının CHP belediyeciliği dönemine ait olduğunu söyleyerek işe başlamalıyım. Bunu CHP’li eski İstanbul belediye başkanı Ahmet İsvan da itiraf etmiş ve şöyle demişti: “Biz, belediyeciliği anlayamadık, onu çöp toplamaktan ibaret zannettik.”[3]

Bugünün dünyasında belediyecilik, sadece yol, su, kanalizasyon ve ulaşım hizmetlerinden ibaret değildir. “Sosyal Belediyecilik” diye isimlendirilen yeni bir belediyecilik anlayışı hakim tüm dünyada. Bu yüzden belediye başkanları şehirlerinin sosyo-kültürel ihtiyaçlarını da karşılamayı bir ödev olarak görmektedirler.

Müslümanlık açısından söylemek gerekirse Hz Peygamber (sav) Medine için kendi uhdesinde hangi vazifeleri hissediyorsa Müslüman bir belediye başkanı da bence kendini böyle hissetmelidir. Şimdi soruyorum Yıldız’a Hz. Peygamber (sav) Medine’nin sadece alt yapısıyla ilgilenir geri kalanına karışmam mı dedi. Bence bir Müslüman hayata bakarken şimdiki halden değil, kendi değerlerinden hareket etmeli, değerlendirmelerini öylece yapmalıdır. Aşırı bir değerlendirme gibi görebilirsiniz ama Yıldız’ın zihni, bana biraz laikleşmiş gibi geldi. Çünkü en azından belediyeciliği “din dışı” bir alan olarak gördüğünü konuşmasından açıkça anlıyoruz.

“Ramazan, kültürel etkinlik ayı değildir, ibadet ayıdır” sözü de yukarıda söylediğimiz “laik zihnin” bir sonucudur. Çünkü kültür, ibadetin dışında bir şey değildir.[4] Eğer Yıldız, buradaki ibadet kelimesini “ritüel” anlamında kullandıysa bunu da doğru bulmam. Çünkü Ramazan, sadece ritüel ayı değildir.[5] Ayrıca “Ömer’in Keçisini” niye belediye başkanları düşünüyor da hoca efendiler düşünmüyorlar. Mesela Cübbeli niye düşünmüyor.

“Lüks arabalar ile milletin geldiği yerde iftar derdi diye bir dertmi olurmuş” cümlesinin insanı nerelere götüreceğini kestirmek mümkün değildir. Bu cümle, Laikler, Kemalistler, Solcular, Sekülerler, Liberaller, Kapitalistler hatta Mekkeli müşriklerin bile ağız birliği etmişçesine söyledikleri “Müslümanlar fakir insanlar; göbeğini kaşıyan adamlar” sözünü birebir tasdik etmekten başka bir işe yaramaz.

Ben, buradan Yıldız’a soruyorum İslam sadece fakirlerin dini midir? Zenginler Müslüman olamazlar mı? Zenginlerin neden iftar derdi olmasın, neden zenginlere iftar verilmesin yada zenginlerin kendi aralarında iftar vermeleri neden kötü olsun. Hatta fakir birinin bir zengini iftar sofrasında ağırlaması neden kötü olsun?

Süleyman aleyhisselam (koskoca peygamber) neden: “Allah’ım bana, ne benden önce, nede benden sonra kimseye vermediğin bir mülk ver” diye dua ediyor. Ha... Allah da istediğini veriyor. Artık şu “fakirliğin kutsal bir öküz olduğu yanılgısından” kurtulsak fena olmayacak.

“Ramazan ve eğlenceyi birleştirene Allah lanet eder”, “....O ithaldir, sunidir, orta oyunudur“ cümleleri de bir garip doğrusu. Biz Ramazan programlarını gayri Müslimlerden mi aldık?

Yıldız, herhalde “eğlence” kelimesini sadece gayri Müslümlerin eğlencesinden ibaret gördüğü için kelimeye olumsuz bir anlam yüklüyor ve Ramazanda ritüel dışında bir iş yapılmasını hoş karşılamıyor, “orta oyunu”nu bile.

Biraz kitap kurcalayanlar bilirler ki Hz. Peygamber (sav), Mescidi Nebevi’de kılıç kalkan oyunu oynanmasına müsaade etmiş, hatta mübarek zevceleri (yani bizim analarımız) ile seyretmişlerdir. Ramazanda düşmanlarımızı zemmeden Müslümanları, iyiliğe ve güzelliğe teşvik eden hatta kahramanlığa yönlendiren “orta oyunu” neden kötü olsun?

Keşke Nureddin Yıldız, belediyelerin Ramazan etkinliklerine topluca karşı çıkmak yerine ondaki yanlış ve eksikleri dile getiren Müslümanca programların nasıl yapılabileceğini gösteren bir konuşma yapsaydı.

Ama bu görev, böyle programlar yapmış biri olarak bize düşüyor anlaşılan. Önümüzdeki hafta bu konuyu yazmak ve Ramazan programları düzenlerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini dile getirmek boynumuzun borcu oldu.

Şu kararını şimdiden söyleyeyim. Benim program yaptığım dönemde “Hicret Camii İmamı” diyordu ki: “Ankara’da teravih cemaati azalmayan tek camii benimkisi, çünkü burada Ramazan programı oluyor”

 

[1] Demiş, Nureddin Yıldız

[2] Bilerek bu ifadeye kullanıyorum. Çünkü bazıları yüz yüze söyleyemeyecekleri şeyleri buralarda fütursuzca söylüyorlar.

[3] İsvan’ın görüşlerinin tamamını merak edenler Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan röportajına ulaşarak okuyabilirler.

[4] Yıldız’a, Mevdudi’nin “Dört Terimi”ni daha önce okuduysa yeniden, okumadıysa ilk defa okumasını tavsiye ederim.

[5] Bu sitede yayınlanan “Hayal Şehri: Şehr-i Ramazan” adlı yazıya bakmanızı öneririm.:http://www.hertaraf.com/haber-medinet-u-l-hayal-sehr-i-ramazan-1656

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye