Önce Güven

14.03.2017
Ali KADERCAN

Peygamberimiz oku emri karşısında ne ile karşı karşıya olduğunu anlamak için üzerinin örtülmesini talep ettiğinde bu isteği yerine getiren sevgili eşi, sükûnet hâsıl olunca örtünün altındaki dünyanın içinde bulunduğu ruh haline tanıklık yaptıktan sonra “güveni boşa çıkarmayanı, Allah yalnız ve çaresiz bırakmaz” diyerek güven üzerinden bir değerlendirme yapar. Aynı şekilde peygamberimiz orada bulunan halka, ilk hitabında ben şu dağın arkasından düşman geliyor desem bana inanır mısınız dediğinde halk sana inanırız çünkü sen bu güne kadar güvenimizi boşa çıkaracak bir şey yapmadın demiştir. Aile ve toplum zemininde peygamberimizin insan olarak ayaklarını bastığı zemin güvendir.

 

Anne-Baba olarak bizlerde, bize duyulan güveni boşa çıkarmamak için eğitim alanında kendimizi daha yeterli hale getirme çabası içinde olabilmeliyiz. Çocuğun nasıl eğitilmesi gerektiği üzerine çalışırken kendimiz ve geleceğimiz üzerine çalıştığımızı da unutmamalıyız. Bu nedenle çocuk üzerine okumalara ara vermeden devam ederek varsa yanlışlarımızı tespit edip sonrasında çözümler üreterek işi başta sıkı tutmayı başarmak gerekmektedir. Bu alan çok zorlu bir alan gibi gelebilir. Fakat imtihan alanlarının her biri zorludur. Yakamızdan yapışacak çocuk yerine elimizden tutacak çocuk yetiştirmek için dinamik bir çalışma bizi beklemektedir. Dün çocuktuk, bugün büyüğüz, yarın yaşlı olacağız… Bu olmalar doğal süreçte olup bitmektedir. Fakat bu olmalarda bizimle ilgili bir çalışmanın izi olmalıdır. Önemli olan da budur. Bizim sorumlu olduğumuz çocuk; bizim yapamadığımız bir hayırlı amel için, yeni bir başlangıç oluşturabilir. Bunun olabilmesi bizim biriktirdiklerimiz/emeklerimiz üzerinden olduğunda bahtiyar oluruz. Dalgakıran inşa etmek gibi… Küfür dalgaları, inanç dağlarını her gün döverek içerilere doğru yol almak isterken, örülen eğitim duvarlarının yükselmesiyle bu amacına ulaşmak da zorlanmaktadır. Örülen dalgakıranın sağlam olabilmesi için ‘güven ortamında’ inşa edilmesi lazımdır. Güven ortamı, ilişkileri sağlıklı büyütmektedir. Güven içinde inşa edilecek çabalar, güveni, güvenceye almaktadır.

 

Güvenden mahrum bir ortam kriz ortamıdır. Kriz ortamı ne üretir? Sorunlu insanlar üretir. Bu sorun hepimize bulaşmıştır. Bulaşık sorunlarla yaşıyoruz. Bunların çoğu kere farkında bile değiliz. Zihnimizde kalıp yargıların nasıl oluştuğunu/oluşturulduğunu düşünüp öncelikli olarak bu yargılarla yüzleşmeliyiz.

 

Akşamları büyükler yatmadan yatmak istemeyen küçükler, yatma saati geldi uyarısı karşısında hep oyalanacak bir şey bularak uyku saatlerini uzatmak istediklerinde kendilerine tanınan sabrı zorlamaya başlarlar. Büyükler yatsalar da bir şekilde ayakta kalmaya çalışırlar. Bu bir kâbus gibi her akşam yaşanır. Sonunda büyükler tepkiselleşmeye başlar. Her akşam bu yatırma görevini kendilerine bir mesai gibi yazan küçüklere seslerini yükseltmeye başlarlar. Küçükler de aynı şekilde davranınca kaos oluşur. Kaosu ise yönetmek zordur. Bu nedenle sorumluluğunu bilen çocuk yetiştirmek için kendi ezberimizi bozup belki bize çocukluğumuzda davranılan hazır davranış kalıplarına mesafeli durup her iki tarafı da zor durumda bırakmayacak çözümler bulmalıyız. Yani “çatışma durumlarında” elimizde bulundurduğumuz gücü, bir zulüm aracına dönüştürmemeliyiz. Kendi doğrularımızı, olması gereken doğrular gibi uygulamaya çalışırken, güven zedeleyici olabiliriz. Bu eylem çocuklarımızda incinmişlik duygusuna neden olabilir. Böylesi bir olay, tekrara giren bir zincirin halkası durumuna gelirse, bu incinmişlikler güven duyulmayan biri haline bizi rahatlıkla getirebilir. Güven duyulmaması gereken birinin ise ne söylediğinin ve ne okuduğunun bir önemi yoktur.

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye