16 Eylül 2019 Pazartesi •

İslam Toplumunun Hikâyesi: Oldum ve Öldüm

05.04.2019
Ömer Faruk Altuntaş

İnsan fıtratına uygun en temel ilkeleri sunan Allah!

İnsan aklına da bu ilkelerle rehberlik etmişken, İslam ümmeti olduğu yerde kaldı ve bizden öncekiler: Çok harika şeyler yapmışlar, onların üzerinde söz söylemek bize düşmez mütevazılığı (!) ile ya da tembelliği ile yollarına devam etmeyi seçmişlerdir.

Ama bu tarih yolculuğu böyle sürmedi, nihayet yolun sonu göründü ve Ebucehil Mekke’ye tekrar el koydu!

Ancak Müslümanlar hala zihin tembelliklerinin ve köleliklerinin sorgulanmaması için geçmişe toz kondurmamaktalar.

Zihnini tembellik zindanına hapsetmiş bir toplum, bedenen ne kadar çalışırsa çalışsın başarısı ancak bir kölenin efendisi için devşireceği üründen ibarettir.

İslam dünyası köle gibi çalışıyor, canını, malını, yer altı zenginliklerini harcıyor ama yönetim ve üretim Ebucehil’e hizmet ediyor.

İslam’ı asrın idrakine okutmak bir yana kendi idrakimiz bile harabe halde. Kendisi himmete muhtaç dede / nerde kaldı gayriye himmet ede…

Umulmadık bir süreçte, beklemediği büyüklükte bir toprağa ve İslam’ı bilmeyen kitlelere ulaşan İslam toplumu, en büyük yıkımı bu aşamada yaşamıştır.

Ulaştığı topluluklara İslam’ı ulaştıracak yeterince eğitimli insan ve materyal olmayınca, toplumu, çare olarak “taklit” müessesine yönlendirmiş ve bu çare gibi görülen yöneliş, İslam toplumunun en büyük kangrenine dönüşmüştür. 

Kol ya da bacakta aşırı kanaması olan birine ilk yapılan müdahalede, kan akışını durdurmak için sıkı sıkıya turnike uygularsınız.

Bu yaşamsal bir müdahaledir. Ama işler normale döndüğünde hala o turnike yerinde duruyorsa, kurtarmaya çalıştığınız organı kangren edersiniz.

Çünkü onu besleyecek damarlar o organın yaşamsal kaynağı olan kanı oraya taşıyamazlar. 

İslam toplumunun zihinsel organı bir türlü kurtulamadığı TAKLİT turnikesiyle kangren edilmiş ve defacto kesilip gömülmüştür.

Tekrar inşa için, Kur’an’ın aklettiren fıtratına dönüş için var olan bütün külliyatımızı, öncemizi, anımızı ve alim sıfatı taşıyan herkesi tartışmaya açmamız gerekiyor. 

Eğer tartışmaya açmazsak şimdiyi kaybettiğimiz gibi geleceği kazanmamız da mümkün olmayacaktır.

Bunu gören ve bizden çok önce uyanan İslam’ın fikir adamları geçmişin âlim tapıcıları tarafından ne yazık ki imha edilmişlerdir. 

İslam’ın engizisyon dönemini kapatmadan geleceğe İslam’ın “selamını” sunmak mümkün olmayacaktır.

Pratikte değer üretmeyen, bilakis üretilen değerleri bir karadelik gibi yutan, aklı dışlayan rivayetçi akıl; geçmişi cennet, anı zindan, cenneti de kendine ait görerek, Allah’ın rızasını kazanıp, ahiretini hayra dönüştüreceğini zannediyor. 

Bir Oxford kadar bilim üretmeyen medreselerini ve islami ilimleri sorgulamıyor.

Bilimi; dini ve dünyevi diye ayıran laik yaklaşımın neredeyse Muaviye’den beri bir virüs gibi islam toplumuna girdiğini bilmiyor, ezberlerini aynen tekrarlayarak ne kadar üstün bilgiye sahip olduğu zannıyla ekranlarda, cemaatinin önünde efeleniyor.

Zalimi başında tutmaya yanaşmayan gayrimüslim kadar adaletin yanında duramıyor.

İnsan hakları deyince, kadın hakları deyince, çocuk hakları deyince, engelli hakları deyince taklitten öteye geçemiyor.

Ama cennet deyince herkesi güya geride bırakıyor ve kurtulan fırka (!) oluyor. 

Eğer bu durum bir cinnet hali değilse hemen silkinip fıtratımıza dönme zamanıdır.

Oldum demek, yaratılışında eksik olan bir varlık için kemal değil zevaldir.

Şöyle bir etrafınıza bakın, islamın ve müslümanların hayata dair ürettiği ne var?

Üretmeyen bir Müslüman nasıl yeryüzünde halife sıfatı kazanabilir?

Sürekli ezilen, horlanan, yer altı ve yer üstü zenginlikleri yağmalanan aciz bir Müslüman nasıl yeryüzünde önder olmakla müjdelenen ümmet olabilir?

Bu mesnetsiz ve yersiz üstünlük duygusundan kurtulmadıkça başarımız ancak kendilerini “seçilmiş ümmet” kabul eden Yahudiler kadar olacaktır.  

Ellerimizi semaya açıp ne kadar; “Allah’ım kahhar sıfatınla kötüleri, zalimleri kahret” diye dua etsek de duamıza cevap alamayacağız.

Çünkü yalnızca dil ile yapılan dua, sünnetullah’a (Kur’an’a) aykırıdır. 

Allah’tan emin olun, Allah’a emanet olun!

Yorum Ekle
Yorumlar
emin

06.04.2019

Ömer bey çok güzel bir yazı ... devamını bekleriz inşallah
Hüseyin Şaşmaz*Uzun

06.04.2019

İslam’ı asrın idrakine okutmak bir yana kendi idrakimiz bile harabe halde. Kendisi himmete muhtaç dede / nerde kaldı gayriye himmet ede… https://bredaholland.blogspot.com/2018/09/zaman-okuyamyorsan-okuyanlara.html İnsan aklına da bu ilkelerle rehberlik etmişken, İslam ümmeti olduğu yerde kaldı ve bizden öncekiler: Çok harika şeyler yapmışlar, onların üzerinde söz söylemek bize düşmez mütevazılığı (!) ile ya da tembelliği ile yollarına devam etmeyi seçmişlerdir. Ama bu tarih yolculuğu böyle sürmedi, nihayet yolun sonu göründü ve Ebucehil Mekke’ye tekrar el koydu! https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=637410910043647&id=100013242319421 İslam toplumunun zihinsel organı bir türlü kurtulamadığı TAKLİT turnikesiyle kangren edilmiş ve defacto kesilip gömülmüştür. https://bredaholland.blogspot.com/2018/09/fakat-cogu-kere-basarl-olamyorum.html Üretmeyen bir Müslüman nasıl yeryüzünde halife sıfatı kazanabilir? Çünkü yalnızca dil ile yapılan dua, sünnetullah’a (Kur’an’a) aykırıdır. https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=637931569991581&id=100013242319421
Dürümiye / Lezzete Davetiye