Mustafa YILDIZ /  Oku - Yorum
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Oku - Yorum

08.10.2017

Mustafa YILDIZ/ Oku - Yorum Mustafa YILDIZ

Günlük hayatta enfazla konuşulan mevzular arasında sıralama yapılsa, kanaatimizce “din”, “siyaset”, “sağlık” ve “futbol” en ön sıralarda yer alır.Bilimsel yönlerinin yanısıra, aynı zamanda toplumun sosyal-kültürel taraflarıyla da ilgilenen branşlar olduklarından ötürü, geniş kitleler tarafından merak edilip,takip edilirler.Yüzdesini vermek mümkün değil ama, şu da bir gerçek ki; yaşadığımız yurdun her köşesinde “Din” ile ilgili “fetva” verenleri, oturduğu yerden siyasilere ahkam kesenleri, yeter ki anlat, anında sağlıkla ilgili probleminiz ile ilgili çözüm üretenleri bolca görmeniz ve raslamanız mümkündür.

 

Son yıllarda özellikle “Din” ile ilgilenen ve o konularda ki düşüncesini kamuoyu ile paylaşmak isteyen insan sayısı bir hayli arttı.İnsanımızda bu merakın doğmasını bir zenginlik olarak görüyorum.Demek ki; Akıl sahiplerine hitaben söylenen; “Düşünmezmisiniz?”…”Akl etmezmisiniz?”…teşvikleri inanan insanlarda kabül görmüş.Ne kadar güzel.Zaten emir de herkesi kapsıyor.Yani; muhatab hususi değil, umumidir.Öyle de;Bir kişi düşünüyorsa şayet; tabii olarak bir şeyleri de tasavvur ediyor demektir.Fıtratı gereği düşünce dünyası hareketlenen kişi, düşündüklerini bir şekilde ifade etmesi de kaçınılmaz hale gelir. Aslında onlardan beklenen de bu emek mahsulü birikimlerini ifşa edip yazılı veya sözlü olarak topluma bir şekil de aktarmaları ve sunmalarıdır.Bu istidat sahibi kişileri teşvik ederek ortaya çıkmalarına, topluma kazandırmaya yardımcı olmak gerekir.Geçmişte “Düşünce Özgürlüğü” başlığı altında, “düşün ama konuşma” şeklindeki baskıcı uygulamalar ile insanımız içine kapanmak zorunda bırakıldı.Halbuki;Düşünen insan konuşma gereğide de duyar.Düşündüklerini sözlü olarak dışarıya aktarması ihtiyaç haline gelir.Bir başkasına zararı olmadıkça buna izin verilmeli.Bu aynı zamanda bir insanlık hakkıdır.  


Eskiden soğuk savaş geleneğinden kalma bir geleneğin devamı olsa gerek, hakim otorite;statiko’nun istemediği şekilde görüş belirtenler düşman katagorisine dahil edilirlerdi. Neden? niye benim gibi düşünmüyorsun diye.Halbuki, fikri zenginlik;daha fazla sayıda düşüncenin topluma sunulmasıyla mükemmel hale gelir.Yoksa;Tek tip düşünme, insanları koro haline getirme, illa bana benze! dayatmaları, içinde yaşadığımız dünya gezegeninde hep birilerini geriden takip etmemize neden olur. “İstişare eder, sözün en güzeline uyarlar” emrini; herkes herhangi bir konu hakkında ki fikrini özgürce-korkmadan dil’e getirmeli, harmanlanarak en güzeli, doğruya en yakın duranı kabul etmeli şeklinde anlamak lazım.Söylenen her fikir de mutlaka doğrudur, tabi ki denilmez.Ama her görüş doğrunun bir parçası olabilir.Bu parçaları bir araya getirerek bütüne ulaşabiliriz.Yanılmalar elbette olacaktır.Arşimet; yaptığı bin küsur deneyden sonra suyun kaldırma gücünün olduğunu ancak fark etmiştir.


Dün keyfi yorumlanan yasalardan kaynaklı baskılar tam bitti derken, kılıf değiştirerek adeta yeniden beliriverdi. Psikolojik olarak yazılı ve görsel medya aracılığı ile yapılmaya başlandı. Ekranlarda arz-ı endam eden, adeta kendilerini tek otorite gören, topluma tepeden bakan, her konuda kendilerini uzman bilen, ben “bilirim”ci bir zümre oluştu-oluşturuldu.Adeta zımmen; yalnız biz konuşur-yorumlarız, ama siz yorumda sorgulama da yapamayın, sadece bizi dinleyin.Demektedirler.Görsel medya’yı takip edenler şunu fark etmişlerdir herhalde, hep aynı kişiler yorumlar yapar, maşallah bilmedikleri konu da yoktur.Literatürlerinde “Bilmiyorum” diye bir kelime bulamazsınız, yeter ki konu başlığı verin.Zaten;Her konuda uzman adamlar.Kanalları değiştirseniz dahi şahısların aynı olma sürprizi.değişmez. Olsun.Zararı yok. Ancak faklı düşünene de saygı duyulsun, Farklı dünüyorsa birileri demek ki sizden başka sizin gibi düşünmeyenler de var. Güneş doğmuşsa şayet gözlerinizi kapatarak yalnız kendinize karanlık yaparsınız. O kadar.


Ben bütün bunların bilinçli olarak yapıldığına inanıyorum.Zira;burda topluma dayatılan şey; oluşturulmak istenen algı şekli şu olsa gerek;bizim konuştuğumuz-yorumladığımız şekilde düşünün,bizim gösterdiğimiz yöne doğru bakın, bizim tespitlerimizin dişında farklı aramalara girmeyin. Sizin için güzel olanı da biz biliriz. Sakın! farklı düşünmeyin!……


İster oluşan “Zümre”nin dayatmaya çalıştığı “Algı yönetimi”nden olsun, isterse yasalardan kaynaklı olsun, kişi düşüncesini söylerken endişe duyuyorsa, çeginğenliği varsa ve bu yaygın hale gelirse, o toplum da “Riyakarlık” ve  “Takiyye’cilik” hiç bitmez. Çünkü; bunları en fazla tetikleyen korkudur. Yanınızda çekinerek konuşamayan mutlaka arkanızdan konuşur.Bu böyledir. Galiba yapılması gereken; Kini, nefreti ve terör’ü beslemeyen her görüşün rahatlıkla konuşulmasına müsade edilmeli, sizin yanınızda korkmadan içini dökebilmelidir. Hassaten; ”İslam”i endişesi ve hassasiyeti olanların, “İslam”ın tanımına da uygun (Barış ve esenlik) olarak, çok daha hoşgörülü olmak konumunda olmaları,daha toleranslı davranmaları gerekir.


İnsan aynı zamanda “etkilenen bir varlık” olmasından dolayı, Aile, Okul, çevre ve bilgi kaynakları O’nu etkiler. Herkes aynı çevre ve aynı kaynaklardan beslenmediği için farklı düşünmesi gayet normaldir.Dünya’ya bakışı, hayatı okuyuşu, olayları yorumu seninle aynı paralelde olmayabilir hatta;% de yüz aksini de düşünebilir.Bunların ortaya çıkması için, güven ortamı sağlanısa dile gelir. Demekki böyle düşünenler de var diye doğru ve güzele yönlendirme yapılır. Yoksa kim ne düşünüyor bilinmezse herkese kuşku ile bakılır.Biribine güven kalmamış olur. Toplumu homojen değil de, heterojen konuma getirmiş olursunuz.


Karşıdan bakmaya gerek yok. Aynı mahallenin insanıyız. buluşacağımız ortak noktalarımız o kadar çok ki! Saklanması gereken şeyler telefonlar aracılığı ile afişe ediliyor. Mahremini dahi paylaşanlar var.Bu kimilerinin hoşuna da gidiyor. Olabilir. Bence düşündüklerini bizimle paylaşan insanlara saygı duymalı.Yanlış şeyler olabilir. Katılmazsınız olur biter. Mahkeme kararı verilmeden kimse suçlu sayılmıyor. Lütfen;Mahkeme-i Kübra’nın kararı olmadan sadece delillere bakarak karar verilmemeli. “Hayra motor, şer’re fren” olmamız dileğiyle. 
 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kaya Giyim / Kalitede öncü giyim dünyası
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05