Obezleşen “İslami” Hareketlerin Fikir Fukaralığı ve Sonuçları Üzerine - 2

22.12.2019
Mehmet Yaşar SOYALAN

Mehmet Yaşar SOYALAN / Obezleşen “İslami” Hareketlerin Fikir Fukaralığı  ve Sonuçları Üzerine - 2

2. Bölüm

Genel görüntü böyle olmakla birlikte, acaba bu direniş, son yüz yıl içerisinde egemenlerin politikalarını ne kadar sekteye uğratabilmiştir veya başka bir ifade ile işgalin derinleşmesini ve toplumsal asimilasyonu ne kadar önleyebilmiştir? Şöyle bir düşünelim; eğitimden dile, giyim- kuşamdan yeme – içmeye, zevklerden tasavvurlara hatta sıradan alışkanlıklara kadar her şeyin Aydınlanmacı tasavvura göre şekil aldığı, tek tipleştiği bir dünyada, kendileri de benzer şekilde tek tipleşmiş veya bu yolda epey yara almış insanların/ direnişçilerin, duygusuz robotlara dönüşmüş Aydınlanmış derebeyleri ve avenesine karşı verdikleri mücadele ne kadar özgün ve sonuç alıcıdır? Şu soruları sorarak konuya devam edelim:

 

  1. Direnişçiler, direnişlerini kendilerine özgü bir direniş metodu ve araçlarıyla mı yoksa düşmanlarının araç ve yöntemleriyle mi gerçekleştirdiler/ gerçekleştiriyorlar?
  2. Eğer kendi yerel araç ve yöntemleri ile mücadele ettiler veya hala ediyorlarsa veyahut böyle bir algıya sahip iseler, anlaşılıyor ki bu araç ve yöntemler işgal ve asimilasyonu önlemede pek de yardımcı olmamış. Acaba tüm bu gerçekliğe rağmen direnişlerine bildik yöntemlerle devam edenler, kendilerini ne kadar başarılı görüyorlar? Hareketlerini başarılı görüyorlarsa mevcut durumu nasıl izah ediyorlar? Kendilerini ve hareketlerini başarısız görüyorlarsa, başarısızlık nedenlerini, hareketin araç ve yöntemlerini sorgulayarak yeni araç ve yöntem arayışlarına ihtiyaç duymakta mıdırlar?
  3. Eğer direnişçiler düşmanlarının araç ve yöntemlerini kullanarak onlara karşı mücadele etmiş iseler ve bunda da bir beis görmemişlerse, mevcut durum bu yöntemin de işgalin derinleşmesini engellemede fazla bir yardımının olmadığını söylüyor. Ancak bu fiili duruma rağmen her şey yolundaymış ve istenilen şekildeymiş gibi yollarına/mücadelelerine devam edenler, ne zaman, gerçekten ne istedikleri ile yüzleşecekler?

Yüz yıllık “yeni direniş” macerasına/ tecrübesine (işgal sonrası sürece) bir göz attığımızda, genel olarak düşmanın izin verdiği/ dolaylı olarak onayladığı yöntem ve araçlarla veyahut düşmandan kopya çekilerek oluşturulan bir yöntemle ve onların ürettiği silah ve araçlar ile (ki bu silahları ve araçları elde etmek için düşmana ciddi düzeyde ayni veya nakdi ödeme yapılmaktadır.) yapıldığını gösteriyor. Tabi esas soru, düşmanın bu silah ve araçların kendisine karşı kullanılacağını bile bile niçin düşmanının eline geçmesine izin verdiği veya göz yumduğudur. Ancak yüz yıllık tecrübe gösteriyor ki bu konunun analizi sanıldığı kadar kolay değildir.

Çünkü dediğimiz gibi son iki yüzyılda bu mücadele adına yaşananlar; ortaya konan çabalar, azim, sabır, çekilen çile, ödenen maddi ve manevi ağır bedeller, Aydınlanmacı derebeylerini bir adım geri attırmadığı gibi, güçlerinden de bir şey kaybettiremedi. Yerel direnişçiler bu yeni mücadele biçimiyle göreceli zaferler kazandıklarını sansalar veya onlara öyle gösterilse de mevcut tablo elde kazanılmış bir zafer bulunmadığını ortaya koyuyor: asıl tehlike ümidin yok olması. Kazanılmış bir zafer bulunmadığı gibi direnişçilerin bile inandıkları şey, halklara ümit olarak görünmüyor. Daha da tehlikelisi İslam’ın da ümit olmaktan çıkması. İnsanlığın daha önceki serüvenlerinde zaten İslam dışındaki dinler insanlığın ümidi olma işlevini yitirmişlerdi. Özellikle son otuz yıllık süreçte İslam adına yapılanlar İslam’ın insanlığın ümidi olma halini ortadan kaldırdı.

Devam Edecek..

Yazının ilk bölümü için aşağıdaki linki tıklayınız:

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-obezlesen-islami-hareketlerin-fikir-fukaraligi-ve-sonuclari-uzerine--1-1234

"Bu makale, Aynı zamanda , Yetkin Düşünce Dergisi'nin 2019 Ekim - Kasım - Aralık  (2. yıl, 8.sayı)  sayısında yayınlanmıştır."

Yorum Ekle
Yorumlar
Mustafa Demir

23.12.2019

Yüreğine ve kalemine sağlık...
Mehmet Gül

23.12.2019

Biraz daha açık olmalı.sanki bir yerlerden çekiniyor gibi kapalı ve muğlak ifadeler kullanılmış
Halit ATAOĞLU

22.12.2019

Üstad bazen düşünüyor ve şu kanıya varıyorum. Bizi bizden ve dinden uzaklaştıranlar; yönetim kademesinde karar merciinde olan satılmışlar ile dini oönder olduklarını bize empoze eden satılmışlardır diye düşünüyorum.
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ