Norveç Fareleri

16.03.2018
Ali KADERCAN

 

İsmet Özel’in “Üç Zor Mesele” isimli kitabının 358. Sayfasında ‘Rattus Norvegıcus’ isimli bir bölüm var. Bu bölümü hikâye ettikten sonra, “bağlanma” üzerine bir değerlendirmede bulunmak istiyoruz.

 

Rattus Norvegıcus/ Norveç Farelerini zehirlemek imkânsız denecek kadar zormuş. Bu fareler kendilerini yakalamak üzere kurulmuş kapanlardaki yiyeceklerin çekiciliğine kapılmıyormuş. Temkinli hareket ederek bekliyorlarmış. İki hafta kadar bekledikten sonra zehirlenmelerine yol açmayacak çok küçük bir miktar yiyeceğin tadına bakarak beklemeye devam ediyorlarmış. Baş edilememelerinin sırrı buymuş. Fareleri inceleyen bilginlerden John B. Calhoun farelerin uyanıklığını “yabancıya tepki” olarak adlandırmış. Kapanlara yakalanan fareler ise “aşağı” derecedeki farelermiş. Fare toplumunun gerçek, uyumlu, değerli üyeleri yabancı olana karşı güvensiz hareket etmeyi başarırmış. Buna kendisini mecbur hissedermiş. Fare toplumlarının dışa ittiği, aşağıladığı, küçümsediği, değersizleştirdiği fareler insanların kendileri için hazırladıkları kapanlara kolayca kısılıveriyormuş. Aşağılanma bu farelerdeki kendi türüne mahsus yabancıya karşı temkinli olma hassasiyetini kaybettiriyormuş. Küçümsenmiş fareler yabancı olana karşı güvensizlik hissini koruyamıyormuş. Değerli olarak büyütülenler gibi beklemeyi başaramayıp, temkinli lokma yerine bütün lokmaya yönelip zehrin tümünü boğazlarından geçiriyorlarmış. Toplumlarının yıllardır geliştirdikleri güvenlik anlayışını hafızalarında tutmayarak kendi başlarına o an için açlıklarını gidermeyi önceleyerek aykırı hareket etmeye müsait oluyorlarmış.  John B. Calhoun bu durumu mazoşistik/kendine eziyet etme olarak vasıflandırıyor. Toplum dışına itilmiş fareler kolayca avlanmalarını hazza dönüştürebiliyorlar.

 

Farelerin “yabancıya” karşı tutumlarında öğreneceğimiz en önemli şeylerden biri “bağlanmanın” hayatiyetidir.  Toplumuyla bağlanamamış, değersizleştirilmiş, aidiyet duygusu geliştirememiş fareler ölüm kapısından çok kolay geçmektedirler. Toplumlarının geliştirdikleri hayatiyet reflekslerini önemsememektedirler.

 

Kapana kolay yakalanmanın, hayır diyememenin, sorgulamamanın küçük görülmenin, hislerin zedelenmesinin, aşağılanmanın, değersizleştirilmenin “tepkisizliğe” neden olduğunu, çalışmaları sonucunda ortaya koyan John B. Calhoun’un bu tespitleri üzerinde durmak gerekmektedir.

 

 Kapana kıstırılan fare, aslında daha öncesinde dışlayıcı hareketlere maruz kalarak hislerinin zarar görmesine izin vermiştir. Hisler zarar görünce de kapanla/yabancıyla ilişkisini temkinli olma hassasiyeti yerine, temkinli olmaya gerek yok ilgisizliğine dönüştürmüştür.  Kapana müşteri olmanın formülü böylece keşfedilmiş olmaktadır. Hisleri zarar gören fareler; gözlerine bir perde inmiş gibi doğruca kapana yönelirken, kendilerini değerli hissettikleri zamanda gösterdikleri sabrı gösterememişler, ilgilerini çeken yiyeceğin tahrikini savuşturamamışlar, çizdikleri çember dairelerinin yerini düz çizgilere bırakarak analiz etme süreçlerinin yerine, tatma duygularını öne geçirmişlerdir. Daha da önemlisi yabancıya karşı toplumsal bir refleks olarak geliştirdikleri güvensizliğin yerini “hiçlik duygusu” ve “olabilir”, “olmayabilir” kayıtsızlığına bırakmışlardır. Güvensizlikte alarm hali tetikte beklemek gibi olduğu için dikkat en üst seviyede çalışırken, hiçlik duygusu hâkim olduğunda güven alarmı kapatıldığı gibi dikkat de kayboluvermiştir.

 

Peki ya sonra? Kapan ağzı açık olarak saatlerce kendisine servis ettiği yiyecekle beklemektedir. Onun için beklemektedir. Başka işi gücü yokmuş gibi büyük bir beklentiyle beklemektedir. İç dünyada hiçlik egemen olduğunda bir bekleyenin olması çok önemlidir. Bekleyenin neden beklediği sonraki konudur. Burada duyulan temel ihtiyaç bir bekleyeninin olmasıdır. Duygu dünyasının tarumar olması basireti, feraseti ve hikmeti öldürmektedir. Bir adımı atıp ikinci adımı ona bağlı olarak attığında kapana yakalanacağını göre göre birinci adımı atarak bundan keyif almak, dibe vurmanın sonucudur. Bu nedenle kapan avını avlarken, av; acılarının içinde hazzı hissetmektedir. Çünkü beklenildiği yerde, değer gösterildiği yerde, en azından bir av olarak da olsa kıymetlendiği yerde yaşamına son verilmesi(!) onu mutlu etmektedir. 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye