MUTLULUK PARADOKSU / Hasan KANAT
27 Ocak 2020 Pazartesi •

MUTLULUK PARADOKSU

11.01.2020
Hasan KANAT

MUTLULUK PARADOKSU / Hasan KANAT

 

Ziyad Marar, “mutluluk” kavramının, günümüzde tarih boyunca olduğundan farklı bir anlamı olduğunu, mutlu olma takıntısının yeni olduğunu söylüyor. Günümüz insanı için, mutluluğun birbiri ile taban tabana zıt iki bileşeni var: biri; özgür olmak, kimseye hesap vermek zorunda olmamak. İkincisi; düşüncelerimizin, sözlerimizin, eylemlerimizin önem verdiğimiz birileri tarafından beğenilmesi, onaylanması.

Daha doğrusu, özgürlük isteği ve onaylanma gereksinimi arasındaki salınımın (savrulmanın mı demeli?) farkında olmamızı sağlamak. Özgür olmak isterken, sizi onaylamasını beklediğiniz kişiyi/kişileri dikkate almazlık edemezsiniz. Kimse sizi onaylamıyorsa (önem verdiğiniz seyircileriniz yoksa), mutsuz olursunuz. Mutlu olmak için başkalarına bağımlıyız; çünkü insan kendi başına kendisinin en derinine ulaşamaz, kendini tanıyamaz, ne istediğini tam olarak bilemez. Özgür olma arzusu temelde bu bağımlılığı ortadan kaldırmaya yönelik olduğu için, mutluluğun önünde engeldir. İşte paradoks burada!

Ne açıdan bakılırsa bakılsın, 21. yüzyıl modern toplumu kendini, önceliği mutluluk olan bir saplantıya kaptırmış görünmektedir. Bunu hayatımızın her tarafında görebiliyoruz; işten sağlığa, edebiyata, sanata. Mutluluğumuzun devamlılığını sağlamak için bir dizi doktor, psikiyatr ve kişisel gelişim “uzmanı” her daim hazırda beklemektedir. Saadet yolunda yaptığımız herhangi bir sapmayı düzeltmek için her çeşit ilaç, danışmanlık, tatil ve motive edici yazı reçetesi yazarlar.

Zorunlu mutluluğun kökeni Neoliberalizm olarak bilinen sosyo-ekonomik ideolojide yatmaktadır.

Neoliberal ekonomide her şey paraya çevrilebilir. Tüketicilerin içkiye mi,? giyime mi,? Yiyeceğe mi? ödeme yaptığına bakmaksızın, neoliberal ekonominin dayalı olduğu tek bir ürün tipi vardır: mutluluk veya her bireyin kişisel mutluluk fikri. “Sizi mutlu ediyorsa satın alabilirsiniz,” der neoliberal. Sizi neyin mutlu ettiğini bilmiyor musunuz? Endişelenmeyin, bırakın reklamlar size söylesin.

Bir yanılgı içindeyiz. Mutluluğu koşullara bağlama yanılgısı...

Yani istediklerimiz gerçekleştiği sürece mutluyuz. Böylece bir süre kendimizi iyi hissediyoruz. Hayatımızdaki anlam eksikliğini kapatır gibi oluyoruz. Ama gün geliyor, başlangıçta çok istediğin bir ilişkiden kopabiliyorsun; kazandığın ilk para ile aldığın ev bir süre sonra küçük geliyor, satın aldıkların seni tatmin etmez olduğunda yenilerini istiyorsun!

Oysa insan kayıplar yaşayarak olgunlaşıyor; bu yolla neyin hayal neyin gerçek; neyin değerli, neyin değersiz olduğunu öğreniyor.

Yaşadıklarının seni değiştirmesine izin verdiğinde, bir şeyi elde etmekten kendimiz için değerler oluşturmaya geçtiğimizde huzur geliyor.

Sürekli mutluluktan bahsediyoruz Evet ya peki ya huzur nerede?

Huzur kelimesi aslı, arapça olan bir kelime. Kelimenin kök anlamı; hazır olma, mevcut olma, şimdi ve burada olma anlamlarına geliyor. Kök anlam bize huzurun neliğine dair bazı ipuçları veriyor gibi.

Huzur; O’nun huzurunda olmanın verdiği bir iç dinginliğidir.

Huzur; Her an burada, şimdi ve bizimle olanın karşısında bulunmanın verdiği tatmin duygusudur.

Bu anlamda huzur; yakalanan bir şey değil yaşanan bir şeydir. Huzuru yan gelip yatmak sanmak! Bitmez tükenmez bir insan yanılgısı! Çünkü huzur bedenin değil, zihnin dinginliği! Belki çalışırken bulacak zihnin o dinginliği!

Mutluluk yaşanan bir şey olmaktan çıkıp sahip olunan bir şeye dönüşünce, tatminsizlik ve eksiklik duygusu kaçınılmaz oluyor. "Mutluluktan anladığımız bir takım koşulların yerine gelmesi ve istediklerimize sahip olmaksa huzurla yan yana gelmesi imkânsız.

Ayrıca Kişisel iç mutluluğa olan genel saplantımız, makul üzüntüleri görmezden gelmeye, suiistimale müsaade etmeye ve tolere edilemeyecek birtakım haksızlıkları hoş görmeye neden olabiliyor.

Belki de daha sağlıklı bir ruh hali için bütün duygularımızı benimseyerek daha çetin bir uyum anlayışı ve iç barış inşa etmek gereklidir. Burada kim isek o olduğumuz için gerçekten mutlu olabiliriz, çünkü mutluluk arayışı ancak kendisine eşlik eden hislerle dengelenip onlara dayandırıldığında sağlıklı olabilir.

Neoliberal-kapitalist toplumun her yanını sarmış olsa da, mutluluğa dair takıntılı isteğimiz, paradoksal biçimde belki de bizi gerçekten mutlu olmaktan alıkoyuyordur. Aşırı pahalı çantalar ve arabalar alıp mutluymuş rolü yaparken, mutlu olmak için ekonomiye hizmet eden suretleri kovalıyor oluyoruz.

Veyahut belki de neoliberaller en başından beri haklıdır ve mutluluğun koşu bandında yaptığımız bitmek bilmez koşu gerçekten hayatın anlamıdır. Peki ya siz ne düşünüyorsunuz?

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Işıl Kanat

12.01.2020

Mutluluk özünle anlatılmış tebrikler
Ahmet Ö.

11.01.2020

Mutluluğu sorgulatıcak bir metin, kaleminize sağlık
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ