UNUTULAN KAYBEDİLİR BİLESİN

11.02.2020
Mustafa AKMEŞE

Mustafa AKMEŞE / UNUTULAN KAYBEDİLİR BİLESİN

 

Ah!
bilmez işte..
bilemez insan çok zaman elinde olanın ne anlama geldiğini..
elinde olana değil başkasının elindekileri görür.
sahibi olduğu ne varsa artı bir der ve
başka..
başka yok mu ?..
böyle işte... insan...

 

ne zaman ki elinden çıkar,
kıymete değer ne varsa
işte o zaman var ya,
o zaman farkeder elindeki var olanın değerini…
 
daha ilginci ne biliyor musunuz?
en son,
en değersiz şey elinden alındığı vakit
en değerli olanların  
elinden çok zaman önce çıktığını
farketmesi yok mu insanın...
kaybedeli ne çok zaman olmuştur
ama farkında bile değildir ya,

bu çok acı...

İran’ın Kisrası
uzun yıllardan düşmanı olan
Mısır'ın Firavununu yenmiş ve esir etmiştir.
Firavunu aşağılamak ve ezmek için tören düzenler.
eşsiz  tahtının yanında bir sandalye iliştirilir,
Firavunu ona oturtur
ve geçit yaptırır.

muhteşem zafer kazanmış ordusu geçer önce, rap rap...
sen çok yaşa ulu önder, komutan var ol, kralımız falan ...
bilirsiniz, yabancısı değilsiniz..

sonra,
mağlup olan Mısır Ordusu zincirlenmiş halde geçer önlerinden.
Firavun’un kızı sarayın bahçıvanına
cariye verilmiş halde yerini alır seromonide...
oğlan asılır babasının gözleri önünde,
karısı cariye olarak köle pazarına düşmüştür.
kaybedilen ne varsa geçit yerinde sergilenir...

seyreder İranın Kisrası, Mısır firavununu, göz ucuyla...
ilginç !
 o ana kadar,
Firavun’un simasında en ufak bir değişiklik bile yoktur.
vakur ve ilgisiz işte...
enson hizmetçisi olan saki'si zincirli geçerken önünde... ah!
atar kendini yerlere Firavun, atar...
dövünür, ağlar, çırpınır,
dayanılmaz acılar çeker...

anlamaz olanı biteni Kisra...
sorar;
ne bu iş bilginler.
deyin hele?
adamın karısını kızını cariye ettik ayak takımına,
oğlu asıldı,
ordusu zincirlere vuruldu da tık yok...
hizmetçisi saki’nin esir edilmiş halini görünce...
dellenir sanki...

bilgin;
efendim, yüce efendim!,
insan neleri kaybettiğini,
en son, en değersiz şeyi kaybettiği zaman anlar çok zaman...
kölesini dahi kaybettiğini anlayınca Firavun
kaybedecek bir şey kalmadığını bildi ya!..

öyle işte.

Bilge olanın değişiyle;
‘’biz en son,
bizim için en değersiz olan şeyimizi
yani toprak kaybettik.

topraklarımızı kaybedince
önceden nelerimizi,
en kıymetli hasletlerimizi kaybettiğimizi o zaman farkettik.’’

önce neler kaybedildi farkında bile değildik...

ey yolcu

elinde olanı farket.
insan kendi elinde olana değil,
bir başkasının sahip olduğuna bakar.
ev, araba, bağ, bahçe, makam mevki... bilirsin işte...
bir süre sonra elindeki
en kıymetli olanları unutur.

unutulan
kaybedilir, bilesin...

insansın ve yoldasın,
farkındasın ve
kalbin iman nimetiyle rızıklı.

şimdi,
hadi şimdi saymaya başla,
saymaya çalış üzerindeki iyilikleri,
eğer bitirebilirsen sahip olduğun nimetleri…
hayır hayır, uğraşma boşuna bitmez...

şimdi de istediklerini, ama çok istediklerini
sırala...
hepsini koy bir kefeye
diğer yan kefeye de
tadını alıp çektiğin bir yudum çayı...

o halde,
ey yolcu

farket ki,
unutma!..

değilse unuttukların
iman gibi
izzet gibi
aşk gibi
adalet gibi
vicdan gibi
sağlık gibi
zaman gibi…

birgün kaybettiklerin oluverir…

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ