SEN YOKTUN EKSİK KALDIK

20.01.2020
Mustafa AKMEŞE

Mustafa AKMEŞE / SEN YOKTUN EKSİK KALDIK

 

kendi olmak İNSANIN var ya, ne zor  şeydir
yaşanan zamanlarda.
kendine ait olan sırrı aramak ve öylece renk katmak hayatlara.
ailenin, toplumun, tüm dünyanın önüne koyduğu
çakma, renkli sunumların içinden kendini farketmek
zor gerçekten çok zor.
hayallerini, umutlarını, korkularını rüyalarını çalan ve
profesyonel bir hırsız olan sanal dünyanın tekliflerine rağmen
gerçek kalmak.
orjinal kalmak, veya şöyle mi desek,
insan kalmak.
Ah!

sakallı, beyaz saçlı adam söylenir,
yanından hızlıca etrafına dahi bakmadan geçenlere;
‘’kendiniz olmayı deneseniz.’’
ellerindeki telefonlara bakan ve
kulakcıkları takılı kalabalıklar duymadı söylenen sözü.

şehirlerin, evlerin, eşyaların, giysilerin, simaların
benzeyecek ne varsa işte benzetilir birbirine.
aynısının tıpkısı görüntüler çıkar,
sıradan önemsiz yıgınlar işte. bilirsiniz.
taklittir ve çok kötü bir taklit hem de.

insanın bir başkasına benzeme telaşı kaybettirir  rengini
herkes gibi olur.
aynileşir işte.

VAR olmak ne acayip bir şey.
varsın ve varlığının farkındasın.
dahasını söyleyeyim mi,
VAR edenin varlığını farketmek. oooff!

Ey dost
varlığın hayatın bir rengi bil.
ah bilsen..
dünyaya gelmen bile her şeye bedel.
varlık alemi seninle güzel.
ve herşey senin için.
sen olunca güzel. senin renginle güzel.
sen biriciksin ve eşin benzerin yok,

hani var ya,
eşsiz bir halının milyonlarca düğümünden biri olmak.
renklerinden bir renk işte.
güzel bir filmin içerisinde bir sahnenin fon müziği olmak
tiyatro  içerisinde anlık gözüken,
cümlesi dahi olmayan biri mi desem,
veya işte bilirsiniz oyunun dekorlarından biri.
güzel bir romanın bir kelimesi olmak vardır ya.

sen, ben olmasam halı düğümü eksik kaldı
bak nasıl da sırıtıyor onca güzelliğin arasında.
film, tiyatro oyunu küçücük rolün sensiz öyle özentisiz ki.
sen yoksun diye, romanda  eksik kalmış kelimelerini görmedin mi. ey dost.

ne mi söylerim?
dinle hele o zaman;

"şu tepede duracaksınız. yerinizden  ayrılmayacaksınız."
"yenildigimizi görseniz ve
ölümlerimize şahid olsanız bile ayrılmayacaksınız"

öyle diyordu AZİZ Peygamber,
Uhud eteklerinde, savaşı dizayn ederken.
"tepeyi tutun ve oklarınızı hazır edin.
ayrılmayın."

böyle işte.
var olma savaşında tepeyi beklemek.
bu kadar..
neyi tuttuğunu bilmeden beklemek mi. hayır kesinlikle
savaşın içinde tutman gereken yer orası ve sen orda olmakla değerlisin.
galip geldik, ganimetler kapış kapış.
Onlardan biri gibi olalım dediğin anda,
tutulması gereken yerden
ayrıldığın anda.
Ah!..
savaşı mağlup olmaya eviren o ayrılıktır işte.

Ben Peygamberler duvarının son tuğlasıydım.
boşluk benimle kapandı.
öyle der en Sevgili. kendi yerini tarif ederken.
Ben son boş olan tuğlanın yerini doldurdum ve duvar tamam oldu benimle.
ne eksik ne fazla.

sahi Ey Dost,
sen yolun hangi boşluğunu dolduruyorsun ki.
bildin mi.

hayat inanın bunu aramanın telaşıdır.
kendini keşfetmek ve kendine yakışır yerde durmak.
kimseden rol çalmadan kendi rolünü oynamak.
 
Yaşadığın hayattaki yerin
çok mu basit geldi veya sıradan.
ev, araba, güzelliğim, şan, şöhret,
kahramanlar, makam, falan.
yani;
şu göz önünde olanlar gibi olsam  ve
öylece değer olsam mı diyorsun..

yapma be dost!

tutuğun yerin nelere kadir olduğunu  
hiç oynamayacağın  roller almaktansa
hayatta
kendi rolünü bulmak ve
orda ne büyük işler yaptığını ah bilse insan.

"ama,
ama bu kız,
kız erkek gibi olmaz ki Allahım"
diyen
Annemiz
neyi dünyaya getirdiğini ah bilseydi!

MERYEM di O... MERYEM

Allah’ın Kelimesi’ne Rahim olacak,
kadınların en pakı, İsa'nın Anası
kutlu bir kadın gelmişti dünyaya ve
HANNE
"ama bu kız, erkek değil. diyordu."
ya!..

başını okşadığı, sevip emzirdiği Çocuk
dünyaların gördüğü, göreceği  
en asil, şerefli, ve kutlu insanı olacaktı ve
O Abdullah oğlu yetim  Muhammed'di

Halim'e için ne mi.
mecburen alınan emzirilen bir çocuk işte.

bir kelebek kanat çırpar ve rüzgarı,
okyanus ötesinde fırtınalar yapar ya.

bir "mıhtır" işte. savaş kaybettirir.

bir söz,
düşüncelere
döner, düşünceler duygulara evrilir.
duygular davranışlara etki eder, davranışlar alışkanlıklar yapar.
alışkanlıklar değerlere, değerler karaktere dönüşür.
karakter kader olur be dost.
kader.

öyle der Gandi..


insanların  unutulduğu
çölün yuttuğu yerden,
bir YETİM çıkar gelir ve
"la ilahe illallah" der.
devrilen putlardır, yıkılan iktidarlar.
Ve daha önemlisi,
fethedilen hayatın kalbi olan İNSAN’dır.

öyle işte, öyle.

ey yolcu;
 
göz ve kulağına dikkat et.
göz ve kulak insanın alıcılarıdır
kalbe giden biricik yollar burdan geçer.
göze ve kulağa hakim olan kalbe de hakimdir.
göz ve kulak
nereye dönerse kalp onun zikrini çeker.

 Ey yolcu

Hangi yolun tozunu yutuyorsun sen ona bak.

büyük hikayedeki yerin
olmazsa olmaz  ama,
hikayeni nerde nasıl işlediği bilgisi olmadığı için olsa gerek
bilemez insan işte.
yakıştıramaz kendini durduğu yeri.
öyleyse;
"sar,
sarp yokuşlara kendini sen."

at tohumları,
"bire on, hatta bire yediyüz veren"
bereketli topraklara.

gözlerin ve kulakların hakkı arasın.

saçtığın iyiliklerin neye duracağını göreceksin.
illaki göreceksin.
aldırma.
aldırma gerisine.

 

Yorum Ekle
Yorumlar
mustafa akmeşe

22.01.2020

Eyvallah Ali hocam. İkram ettin, tşk ederim. teşvik ediyorsun..
Ali Küçükarıcılar

21.01.2020

Selâmünaleyküm. Güncel yazınızı okuyunca, yeni yazınızı beklemeye başlıyorum. Zevkle okuyup dostlarla gönül rahatlığıyla paylaşıyorum dostum. Çalışmalarında başarılar...
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ