AH ! PERDELERİ İNDİRİNCE...

22.02.2020
Mustafa AKMEŞE

Mustafa AKMEŞE / AH !   PERDELERİ İNDİRİNCE...

 

Hakk  Aziz olan Allah’ın isimlerinden ...
kendine Hakk isimi alan Allah’ın şanı ne yücedir.
hakk’lı olmak ne demek bilir misin ey dost?
Allah taraftarı olmak.
Allah’ın razı olduğu yerde durmak demek...
valla.
hakk’sız olmak ne peki?
Allah karşısında olmak. Allah’ın razı olmadığı yerde durmak...

arzda,
Allah’ın Hakk isminin tecellisi
hakk savunucularıdır. taraftarlarıdır
anlıyor musun?
Allah’ın Hakk ismi,
senin hakk taraftarı olmanla arz da tecelli ediyor...
bu ne acayip bir şey...

böylesi büyük bir makamın bedeli olur dost.
bedeli illaki olur...
Hakk’ın yanında durmak
kaybetmeyi göze almaktır.

kaybedecek ne varsa işte...
kazanılan,
bütün dünyalıklara bedel olacak kadar değerliyse eğer
Hakk’ın yanıda duracak bilinçte olanlar bunun farkındadır...

Hakk'ı veya haklının kim olduğunu
bilmek değil bahsettiğim.
of ki of... anlatamadım…
gören, bilen ama yetmez bir de Hakk’a müdahil olanlar var ya,
yani bütün bedenleriyle hakk yanında duranlar, yani Hakk'ın peşisıra gidenler,
ve zulme direnenler... mazlumun sesi soluğu olanlar.
ha! tam da onu söylerim işte...
topa girmekten bahsederim dost, anlasana...
topa giren sakatlanma ihtimali olandır ve onlar oyunun kahramanlarıdır...
yaaa!

birgün şehrin çetelerinden birileri
şehre ticaret için gelen tüccarın malına el koyar.
parasını alamayan tüccar şehrin içindeki tepeye çıkar
ve yapılan zülmü şehre haykırır...

“yok mu bana yardım eden...”

bir zülüm vardır, bir ihlal, gasp vardır.
şehrin çetesi gücüne güvenip kol burkuyordur...

mazlum sesini duyurmak için en son çare şehre seslenir...

ey dost,
güce, çeteye rağmen mazlumun sesini duymak ve
sese kulak vermek var ya,
bu erdem sahibi olmanın,
insan olmanın,
vicdan sahibi olmanın işaretidir.

insan olan vicdan sahibidir ve
O,
Hakk’ı yüreğine NAKŞ eden varlığın adıdır...

bir de,
bir o kadar önemli olan şey,
yiğit olmaktır.
bildin mi?
yiğit olmak, cesaret sahibi olmak var ya...
öyle zor ki...

düzen kurmuş ve bozulmasını istemediğin işlerin vardır...
bilirsin...
kötüye gitmesinden korktugun şeyler,
o kadar çoktur ki insan için...
ticaretin, makamın, toplumsal konumun diye sayacağımız onlarca
emek verilmiş kazanılmış şeyler  işte...

"katından kurtarıcılar nerde kaldı diye göğü gözetleyen",
kadınların, çocukların, ihtiyarların sesini duymak ve
o sese kulak verip
yanında durarak zulme engel olmak zulmü teşhir etmek var ya...
ama şahıs olarak yaparsın, ama topluluk olarak yaparsın
zalimlerin, güç sahiplerinin
gözüne gelmektir...

o yürek işidir. zordur be dostlar...

çorba dağıtmaya benzemez...

mazlumdan önce,
zalimler,
zalime sözü olanı hedef alır.
alır ki,
iyiler bir araya gelmesin...

kırmızı ışıkta duran arabaya,
arkadan vuran arabadan çıkan 4 serseri
şehrin şahit olduğuna aldırmadan,
arabadan indiler ve,
öndeki vurdukları aracın sahibine etmediklerini bırakmadılar.. küfür, tekme, tokat...

şahitti  işte,
yan tarafta duran arabanın içindeki Doktor Ahmet bey,
arkadaki arabadaki Öğretmen Hamza,
ışıkta simit satan Veli Amca,
şahitti işte, kazanın hemen yanındaki esnaf kim varsa...
dondurmacı, bisiklet tamircisi, bakkal...
ha! bir de camiye giden Bilal Hoca...
seyrettiler olan biteni.

kıldıracak namazı vardı Bilal Hocanın,
“Hak’tan yana durun” diyeceği cemaatı işte...

derste bekleyen ögrenciler vardı Hamza Ögretmeni.
Nasihat edeceği, “adam olun oğlum” diyeceği...

randevusu olan onca hasta birikmiştir kapısının önüne  Doktor Ahmet beyin.
onların derdine deva olmak çok kıymetliydi ve
insan sağlığı ertelemeye gelmezdi...

simitçi Veli Dayı simit ana parasını dahi borçla almış ve daha içerdeydi bu ay.

kaza civarındaki kirasını ödemekte zorlanan esnaf
katma değer üretiyorum
telaşım büyük
iyilik için yetiyor diye düşünüyordu...

kazanın olduğu yerde olanlar.
vicdanlarının sesini bastıracak mazaretler buldular hepsi...
çok mahir bir şekilde
sustular ve başlarını çevirdiler…
ve yeşil ışık onların kurtarıcısı oldu,
esnaf da perdeleri indirince görmez oluverdi...
Öyle işte...

yaşanan hayatlarda her gün benzeri onlarca görüntüler olur...
kötülük yapmakta cesareti olan
şehrin çetesidir...
iyi olanı, haklı olanı ve de kaybedecek şeyleri çok olanları,
vesveseler sarmışsa eğer bir de yüreklerini...
bir avuç suçlu adam
esir alır koskoca şehri...

çeteye rağmen şehrin mazlum dostları bir araya gelir ve
erdemliller ittifakını kurarlar.
zalimlerin çalar kapılarını ve,
alınacak olan alınır mazlumlar adına...

yıllar sonra Aziz olan Peygamber,
“kızıl develere değişmem” dediği
birlikteliktir...

“hilfü’l fudul”...
“erdemliler ittifakı...’’
yani şöyle mi desek;
“fazilet sahiplerinin yemini”

ey yolcu;

yolun "yokuş ve sarp olana" düştün
sıkı dur.
dur ki;
Hakk isminin arzda tecellisi olacaksın.

korkmak hakkındır.
kork! çünkü insansın...

korkaklıksa,
yapmak zorunda olduklarından
vazgeçmektir...

en fazla yolun düşmanları ölümle korkuturlar seni,
Ölüm yolunda olmuşsa eğer Hakk'ın,
ne gam...

"biz yarış bittikten sonra da koşan atlarız."
Aldırma..

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş