20 Ağustos 2019 Salı •

TARIMDA KALKINMA ELBETTE MÜMKÜNDÜR-2

01.03.2019
Muhsin GANİOĞLU

II. Bölüm

8-Türkiye toprakları, genellikle kireçli,  PH sı yüksek,  organik maddesi az, iz elementler açısından noksan topraklardır. Tarım yapılan alanların kesinlikle organik madde ihtiyacı bulunmaktadır ve çiftlik gübreleri organik madde açısından emsalsiz metaryeldir. Ancak paradoksal bir şeklide örneğin yaklaşık 60.000 hayvanın beslendiği Ankara Sincan Organize hayvancılık bölgesinde işletmeler 5-10 dönümlük arsalara kuruludur ve buralarda ortaya çıkan gübreler atılacak yer bulunmadığından maalesef büyük çevre faleketi oluşturmaktadır. Halbuki Hayvancılık işletmeleri su kirliklerine imkan vermeyecek şekilde açığa çıkan gübrelerin çok kolay değerlendirildiği/değerlendirilebileceği toprak kalitesi çok da iyi olmayan ancak yine de tarım yapılabilir sulu arazilerde yapılmalıdır. Hem tarlada üretilen yem bitkileri hiçbir lojistik maliyeti olmadan işletmeye gelir hem de açığa çıkan gübre hiçbir lojistik masrafı ödemeden  yandaki yem bitkisi ekimi yapılan arazilere atılarak yüksek verimde yem birkisi üretme imkanına sahip olunmuş olur. Yaptığım bir hesaplamaya göre 100 baş bir besi işletmesi uygun ve terli bir tarım alanına kurulmuş olsa yıllık sadece lojistik ve gübre kaynaklı verimlilikten yıllık 100-150 bin TL kazanmak mümkündür. İşletme ömrünü 20 yıl kabul edersek bu zaman zarfında kazanç 2-3 milyon tutarında sırf lojistik ve verim kaynaklı kazanç demektir. Bunun tüm ülkeye teşmil edilmesi durumunda kazancın boyutları hesap bile edilemez.

Bu gün özellikle Avrupada süt işletmeleri için inek başına 3-4 dönüm besi işletmeleri için ise 2 dönüm sulu tarım arazisi bulunması zorunluluğu olduğunu izlediğim bir programdan öğrenmiştim.

Bu sebeple her ilde hayvan çiftliği kurulacak yerleri kesinlikle devlet belirlemelidir. Buraların her türlü iznini alma görevi, vatandaşın değil Tarım müdürlüklerinin olmalıdır.

Ayrıca hayvancılığa uygun olmayan  çok sıcak bölgelerde (özellikle Akdeniz bölgesinde daha  çok yem soya mısır gibi tahılların ekimine izin verilmeli,) hayvancılığa ağırlık verilmemelidir. Ülkemizin yüksek bölgelerindeki platolarda mera hayvancılığı da yaygınlaştırılmalıdır. (Küçükbaş dahil)

9-Sağlam bir istatistik olmadan hiçbir isabetli karar alınamaz. Bu itibarla hayvancılıkta üretilen hayvanlar doğar doğmaz mikroçip ile damgalanmalı ve uydu vasıtası ile takip yapılmalıdır. 

10-Hayvan sağlığı üzerinde çok ciddi durulmalı, hastalıktan ari işletmelere önem verilmeli, hayvan nakilleri çok sıkı kontrollerle yapılmalıdır.

11-Üreticiler  birlikler altında daha da güçlendirilmeli, büyük tarımsal ürün işleyen firmaların insafına terk edilmemelidir. Kanaatimce ekonomik alanda en kıymetli varlık olan müteşebbisi özellikle de tarımla uğraşan müteşebbisi yok etmemek durumundayız. Örneğin 15 Temmuzda 120 ton buğdayımı 1 tl/ton bedelle TMO ve aracıya verdim.  Yaptığım işten  zarar etmedim ancak hiç de kar etmedim. Adeta 1 yıl boşa geçti. Ancak aradan 20 gün geçmeden buğdayın alım fiyatı 1,3-1,5 tl/ton oldu. Piyasa düzenleme amacıyla da 16 temmuzda TMO ya 750.000 ton 0 gümrükle ithalat yetkisi verildi. Devlet, arz talep, stok,  yağış rejimi rekolte gibi unsurları takip ederek ithalat iznini hasat mevsiminin öncesinde piyasa düzenleme faaliyeti yapabilir. Bu durumdan ne üretici kazandı nede tüketici. 

12-Tarım borsaları her ürün özelinde aktif hale getirilmelidir. TSE gözetim ve denetiminde experlerin aldığı numuneler üzerinden belirlenen kalitedeki ürünler, borsalarda devletin güvencesinde alınıp satılmalıdır. Örneğin a kalitedeki ürününü borsada satmak isteyen tarım işletmecisi, alıcının da satıcının da güvenebileceği “uzman yeminli TSE  gözetimcisine”  fotoğrafı ve evsafıyla birlikte tescil ettirdiği malını fiziki olarak borsaya taşımadan sadece mezat salonlarında bile alım satım yapabilir. Hatta devletin kontrolünde internet ortamında açılmış sanal borsalarda evinde oturarak bile ürün satabilir. Bu gün borsalar yeterli ve etkin  olmadığından çiftçi adeta ezilmektedir.

13-Tarımda gübreleme çok önemlidir. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi tarım alanları kimyasal çöplüğü olmuş durumda ve bu elan devam ediyor. Aynen “hasta-doktor-eczane” ilişkisinde olduğu gibi tarımda da “tarım işletmecisi-toprak uzmanı-gübre sanayicisi veya satıcısı” üçgenini kurmadan topraklarımızı kimyasal çöplük olmaktan kurtaramayız ve tarımsal verimliliğimizi artıramayız.

14-Tarım fuarlarına gittiğimizde tarım ilaçları, tohum ve makine ekipman alanında önemli gelişmeler olduğunu görüyoruz. Fakat dışa bağımlılık hat safhada. Örneğin Artık Türkiye’de üretilebilen bazı ekipmanların yurtdışından gelmesi bize kayıptan başka bir şey vermez.

Yukarıda ifade edilmeye çalışılan veya başkaları tarafından da  ortaya konulan ve önerilerde bulunulan meseleler; fıtrata uygun hareket edilerek toprağa, suya, emeğe, liyakate önem verildiğinde   rahatlıkla çözülebilir.   

Saygılarımla;                                                                    

Muhsin Ganioğlu

Yazımızım ilk bölümünü aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz:

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-muhsin-ganioglu-tarimda-kalkinma-elbette-mumkundur-1-846

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye